Piyasalar tedirgin

 Her gören bir birine soruyor; ne olacak!
Nereye gidiyoruz. Piyasalar ne olacak.
Referandum ne olacak.
Seçimler nasıl sonuçlanacak.
Geçimler düzelecek mi?
*
Cevaplar basit!
İnşallah: Allah dilerse… 
Evelallah: Allah'ın izniyle…
Eyvallah: Memnuniyeti ifade eder…
Fesübhanallah: Allah her türlü noktaya hakimdir.
Neuzübillah: Allah'a sığınırız…
Hasbünallah: Allah bize yeter…
Maazallah: Her türlü kötülüklerden Allah’a sığın yeter…
Maşallah: Allah'ın dilediği şey…
Hay Allah: Allah'tan yardım dileme…
Tövbe estağfurullah…
*
Anlayacağınız ‘tevekkül’ edip işi Allah’a bırakmışız vesselam.
Başka türlü inanın bana şu anda neler olduğunu ve neler olacağını tahmin edecek bir Allah’ın kulu olduğunu zannetmiyorum.
Tamam referandum süreci yaşayacağız.
Tamam ‘evet’ veya ‘hayır’ oranında sonuç alacağız.
Tamam evet çıkarsa anayasamız değişecek, seçim sistemi değişecek, seçilme yaşı 18’e düşecek, cumhurbaşkanlığı sistemi ile tanışacağız.
Ya hayır oyları yüksek çıkarsa ne olacak!
İşte orası belirsiz.
Zira bir çok kesim böyle bir ihtimal öngörmüyor.
*
Referandumdan hayır çıktı, hop erken seçim ve mecliste 367 sayısı bulunmaya gidilecek.
Olmadı yeniden bir referandum daha.
O da olmadı bir daha seçim, bir daha     referandum.
Tamam haklısınız diyebilirsiniz, Türkiye’nin başka işi yok mu diye.
Bence de Türkiye’nin başka işi yok mu ki anayasa değişikliğine gidiliyor!
Demek ki; başka işimiz yok!
*
Ve bütün bu döngüler içerisinde insanlar hayatlarını sürdürmeye çalışıyorlar.
İşlerini çevirmeye çalışıyorlar.
Çekler geri dönüyor.
Vergiler ödenemiyor.
Borçlar artıyor.
Maaş yetmiyor.
Ödemeler birikiyor.
İhtiyaçlar bitmiyor.
Tedirginlik ve belirsizlik almış başını gidiyor.
*
Dolar asansör gibi inip çıkıyor.
Avro pinpon topu gibi yerinde durmuyor.
TL ile iş yapanlar sıkıntıda.
Altın dün yastık altındaydı bugün metelik gö-revi yapmakta.
Bartır sistemi kilitlendi.
Vadeli iş yapma devri geride kaldı.
Para peşin kırmızı meşin, demeyeli sanırım epey bir zaman olmuştur.
Velhasıl kelam, şimdilerde tek beklenti kazasız belasız bir referandum sürecini atlatmak.
Gerisi Allah kerim!
*
Her gün onlarca telefon alıyoruz.
Sence ne olacak diye.
Sen ne olsun istersin diyorum ben de!
Böylece birbirimize soru sorarak anlaşmaya çalışıyoruz.
Trakyalıların selamlaşması (Üseyin naber be yaaaaa…. Senden naaaber Asan be yaaa….) gibi geçinip gider olduk.
*
Neyse enseyi karartmamak lazım yine de.
Umutları söndürmemek lazım.
En kötü umut, umutsuzluktan iyiymiş.
Ne diyelim biz de; umarız bugünler de gelip geçer.
Yeter ki daha beteri olmasın.
Yine de birbirimize güvenmek gerek.
Ülkeyi yönetenlere, sorumluluk sahibi kişilere.
Güvenmek gerek.
Tamam güvenelim ama yine de denetimi ve takibi bırakmayalım.
Hadi bakalım.
Sabah ola hayrola.
Referandum ola (bak şimdi burada da hayrola diyeceğiz, siyaset yapıyorsun diyecekler) Türkiye için en doğrusu ne ise o ola…
YORUM EKLE