Ahmet Özal: Hanefi Avcı'nın FETÖ ile bağlantısı araştırılmalı

Ahmet Özal: Hanefi Avcı'nın FETÖ ile bağlantısı araştırılmalı
Damga'ya konuşan 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın oğlu Ahmet Özal, 2008 yılında Edirne merkezli düzenlenen 'Dede' operasyonunda gözaltına alınması hakkında açıklamalarda bulundu. Yapılmayan ihaleye fesat karıştırmakla suçlandığını dile

8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın oğlu eski bağımsız Milletvekili Ahmet Özal Damga'yı ziyaret etti. Ziyaret sırasında önemli açıklamalarda bulunan Özal, gerçekleştirdiği memleket ziyaretlerini, “Halkı ziyaret ediyorum. Tanıdıklarımız, baba dostlarımız var. Her yerden davet var” şeklinde açıkladı. Hiçbir siyasi partiyle bağlantısının olmadığını dile getiren Özal, kendisinin öncülüğünde gerçekleşecek yeni bir oluşum iddialarını ise yalanlamadı. 2008 yılında gözaltına alınmasıyla ilgili de konuşan Özal, dönemin Edirne Emniyet Müdürü Hanefi Avcı hakkında çok tartışılacak ifadeler kullandı. Geçmişte FETÖ tarafından kumpas kurulan Avcı'nın iyi niyetli olmadığını ifade eden Özal, “FETÖ bağlantısı iyi araştırılmalı” talebinde bulundu.


Ahmet Özal bu aralar Güneydoğu illerine ziyaretleri yaptı. Basın yayın organlarına gidiyor. Sebebi nedir?

Bu benim ilk seyahatimdi. Bundan sonra da devam edecek. Sırada Karadeniz var. Halkı ziyaret ediyorum. Tanıdıklarımız, baba dostlarımız var. Her yerden davet var.


Bu gezilerden sonra sizi tekrar siyasette görebilir miyiz? Olursa ne gibi çalışmalarınız var?

Evet söyleyebiliriz. Ben daha önce milletvekilliği yaptım. Makam, mevki çok önemli değil. Şuan Türkiye'nin yaşadığı durumu, dünya konjektörü, dış politika bunlar yaşanabilir şeyler. Rahmetli babam da yaşadı. Türkiye'nin bu durumunda bunları doğru kullanmak gerekir. Bu birikimler, tecrübeler çok kolay oluşmuyor. Hiçbir siyasi partiyle hareket etmiyorum. Kimse ülkenin kötülüğü için çalışmaz. Her yiğidin bir farklı bir yoğurt yiyişi vardır. Belki bizim yiyişimiz uyar veya uymaz. Karar halkın.


Yaptığınız çalışmaların Cumhur İttifakı'yla bir ilgisi var mı?

Hayır yok. Sayın Binali Yıldırım'a kovid döneminden beri ekonomiyle ilgili rapor veriyorum. Sayın Erdoğan 1994'te belediye başkanı adayıyken onu destekleyen, Kanal 6'ya çıkaran bir ben vardım. O zamandan beri Sayın Erdoğan'ı tanıyorum. Ama hiçbir zaman siyasi oluşumda beraber olmadık. O görevdeyken benim ne belediye başkanlığıyla ne de devletle ticaret bir durumum olmadı. Hayatım boyunca da hiçbir devlet ihalesine girmedim. Babamın kurmuş olduğu Anavatan Partisi'ni yükseltmeye çalıştım. O da babamdan sonra çok başarılı olamadı ve kapandı.

AHMET ÖZAL

 

ERDOĞAN'DAN ADAYIM DEDİĞİNİ DUYDUNUZ MU?

Cumhur İttifakı'nı nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu şartlar altında erken seçim olur mu?

Erken seçim dediğiniz gelecek yıl ekim ya da kasım, bu zamanlarda deniyor. Bu erken seçim sayılmaz. Dolayısıyla erken seçim Türkiye'yi zorlamaz. İlle de erken seçim diye bağırmanın bir faydası yok. 6 ay önce ya da sonra. Çok fazla manası yok o işin. Baharda da seçim isteyenler var ama erken seçim olmaz. Seçime gidilirse AK Parti bu işten zarar görür. O yüzden kesin yapmazlar. Zamanında olur seçim. Zamanında olursa 3. kez seçilme tartışmaları nedeniyle Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın aday olmama durumu söz konusu. Millet İttifakı'nın adayı konuşuluyor hep. O mu olsun bu mu olsun şu mu olsun diye. Televizyonlarda bunları izliyoruz. Cumhur İttifakı'nın adayı kim? Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın adını sadece Devlet Bahçeli'den duyuyoruz. Sayın Erdoğan'dan 'adayım' sözü duydunuz mu? O bile belli değil aslında. 20 sene iktidarda kalmak kolay iş değil. İnsanı yıpratır, yorar. Ha aday olup olmayacağını bilemem. Sürprizlerle dolu bir seçime gidiyoruz diyebilirim. Sonuçlar da sürpriz olacak. Milletimiz seçimlerde her zaman doğru karar verir. Hiç yanlış karar verdiğini görmedim. Hiçbir siyasi parti anketlere fazla güvenmesin. Türkiye bir imparatorluk bakiyesidir. Bundan dolayı Türkiye'de insanlar sokağa dökülmez. Sandık önüne gelince karar verir.


Sayın Erdoğan'dan size birlikte hareket etme gibi bir teklif gelse düşünceniz ne olur?

O zaman karar vermek lazım. Bugünkü şartlarla önceki dönem şartları çok farklı. Şu anda en önemli konu ekonomidir. Doğu'ya gittiğimde etnik kökenlerin artık ikinci planda kaldığını gördüm. Birinci planda ekmek var. Demokrasinin olduğu ülkelerde kişi başına düşen gelir yüksektir. Adamın ekmek sorunu yok. Bu yüzden demokrasi, ifade özgürlüğü peşinde. Geri kalmış ülkelere baktığımızda demokrasi yerlerde sürünüyor. Demokrasiyi tam oturtmak için kişilerin zenginliği artırmak gerekiyor. Zenginlik beraberinde eğitimi getirir.


Ne oldu da bu hale geldik?

Amerika ve New York'ta uluslararası bankacılık yaptım. En önemli dönemim de babama destek çıkmak için çalıştığım dönemdir. ANAP, DSP ve MHP'nin döneminde Kemal Derviş Amerika'dan geldi. Kemal Derviş'in IMF programını getirmesiyle ekonomi düzene girdi. Tam ekonomi düzelirken Sayın Bahçeli erken seçim dedi. IMF programı ilk zamanlar sıkıntılıydı ama sonrasında oturmaya başladı. Erken seçim diyince bütün partiler baraj altında kaldı. 2002'de Ak Parti hükümete gelince, Ali Babacan IMF programını birebir takip etti. Programın dışına çıkmadılar. Çok iyi takip ettiler. IMF ile bu anlaşma 2009'a kadar devam etti. Ekonomi hep bir IMF'nin gözetimi altında devam etti. 2018'e geldik Erdoğan'ın şöyle bir açıklaması oldu; 'kişi başına milli gelirimiz 12 bin 500 dolar' dedi. IMF programından ayrıldıktan sonra kendi ekonomimizi kendimiz kontrol etmeye başladık. Bu geldiğimiz nokta 8 veya 10 yılın birikimlerinin sonucudur. Doların 13 TL oluşu bir gecede olmadı. Bu bir birikimin sonucudur. Erdoğan, faizi düşürürsek enflasyon düşer diyor. Faizi düşürürse dolar 17-18'e çıkar. Kişi başına milli gelir 4 bin dolarlara iner. Şu an 7 bin dolar civarında. Ekonomik programı yeniden dizayn etmek gerek.

ahmet özal


Peki yeniden dizayn etmek için neler yapmak gerekir?

Vergi sistemini komple değiştirmek gerekir. TÜİK'in web sayfasında illerden gelen vergi sayılarına baktım. Türkiye'ye gelen vergilerin yüzde 10'u 71 vilayetten geliyor. 71 vilayet yüzde 10 vergi veriyorsa bu illerde 15 sene vergiyi sıfırlasan ne olur? Vergi reformuyla başlamımız gerek. Türkiye'nin kapasitesi, potansiyeli çok yüksek. Ne yapacağını bilen bir ekiple Türkiye çok çabuk toparlanır. Dış dünyayla da barışık olmamız lazım. Herkesle kavga etmemek lazım.


Bu inatlaşmanın sebebi ne olabilir?

Tayyip bey öyle inanıyor. Doğrudur dinimizde faiz haramdır. Ama şuan öyle bir sistemin içindeyiz ki bunu bir günde değiştirme gibi bir şansımız yok. Faizi yüzde 19'dan yüzde 14'e falan indirdiğimizde günah olmuyor mu? Buna gerçekten inanıyorsa sıfırlayalım. Enflasyonu da aynı şekilde. Ama demek ki olmuyor. Bir yerde bir mantık hatası var. Faiz indiriliyor ama piyasaya baktığımızda faiz gene yüksek.


Bu tek adam rejiminden kaynaklı değil midir sizce?

Türk tipi Cumhurbaşkanlığı sistemi diye bir sistem dünyada yok. Sistem var. Başkanlık veya parlamenter başkanlık vardır. Rahmetli babam da başkanlık sistemini istiyordu. Başkanlıkta yargı, yasama ve yürütme birbirinden bağımsız olmalı. Ama şuanda hepsi bir kişiye bağlı. Meclis'e gerek yok. Bu sistemi düzeltmek istiyorsak senatoyu getirmeliyiz. Anayasa Mahkemesi'nin yetkileri değişmeli. Yargı tamamen bağımsız hale gelmeli. Mesela Amerika başkanı senatoda konuşma yapar. Önünde yargıçlar oturur. Herkes ayağa kalkar alkışlar, yargıçlar alkışlamaz ve eğilmez. Rahmetli Özal'ın döneminde enflasyon yüzde 8'di. Çünkü yatırım ve güven vardı. Güvenin etkisi faizden daha önemli. Güvenmedikten sonra kimse parasını yatırmaz. Paranın dini imanı yoktur. Para kime güvenirse oraya gider. Bir noktaya kadar biz parayı idare ederiz ama sonrasında bu değişir para bizi idare etmeye başlar.
 


PARTİ KAPATMAK DOĞRU DEĞİL!

HDP'nin kapatılması gündemde. Siz bu konuyu nasıl görüyorsunuz?

Bana göre doğru değil. Ak Parti ve MHP'nin partiler kapatılmayacak diye bir kararı vardı. HDP gibi bir sürü parti kapatıldı. Sonrasında yeni partiler kuruluyor. Parti kapatmak doğru değil. Eğer teröre yardım eden, finans sağlayan olan varsa onlara ceza verilsin. Parti tüzel bir şeydir. Kapatılarak çözülmez. Kapatsalar HDP seçmeni daha da güçlenir ve artar. Reaksiyonu artırmış olurlar. İnsanları mağdur pozisyonuna soktuğunuzda sempatik hale getirirsiniz.
 

Aktif siyasete başlarsanız veya parti kurarsanız veya bir görevde yer alırsanız neleri değiştireceksiniz?

Bir kere adalet ve güven getirmem gerek. Bırak dışardan yatırım ve para getirmeyi, parası olan yatırımını dışarıya yapıyor. Tasarruf demek yatırım demektir. Yatırım olmadan işsizliğe de çözüm bulamayız. Ben olsam vergilerin yüzde 90'ını siler atarım. Tasarruf, vergi reformu ve güveni arttırmak önemli. Bu üçü Türkiye için şart. Artık her şey dış politikaya bağlı. Dış politika için dış ülkelerle iyi geçinmek gerekiyor. Geçmişte sınır ticareti yasaklandı. Şimdi kaçak yollarla yapılıyor.


Televizyoncu Ahmet Özal günümüz medyasını nasıl değerlendiriyor?

Ulusal televizyoncular taraf olmuş durumda. Tarafsız diyebileceğim televizyon veya gazete kalmamış. Yerel basının daha tarafsız olması mümkün ve zaten öyleler. Bu yüzden yerel basına destek olmak lazım.


Eski yakın arkadaşınız Cem Uzan ile görüşüyor musunuz veya aileden haberiniz var mı?

Hayır görüşmüyorum. Çok uzun zamandır kendilerinden haberim yok. 10 yıldan fazladır yurt dışında. Aldığım bilgilere göre Türkiye'ye gelmek istiyor. 30 yıla yakın onanmış bir cezası var. Bunun içinde buraya gelip yeniden başvuruda bulunup beklemesi gerekiyor.


Sedat Peker'in açıklamalarına nasıl bakıyorsunuz?

Söylediklerini herkes gibi ben de takip ettim. Önemli olan söylediklerinin araştırılması, soruşturulması. Söylediklerinin bir tanesi bile soruşturulmuyor. Orgazine suç örgütü diyorlar ama adamın sabıka kaydı yok. Söylediklerinin bir kısmının savcılar tarafından araştırılması gerektiğini düşünüyorum. Kimsenin araştırmaması da bir garip.


Sedat Peker'in başka bir ülkede kendi ülkesi hakkında konuşması ve kendi bakanına direkt hakaret etmesini nasıl değerlendiriyorsunuz? Rahmetli Özal ile ilgili bir açıklaması oldu mu?

Yapı bakımından Sedat Peker'in konuşma tarzı o. O değiştirilemez. Kendi jargonunda konuşan bir insan. Kimi beğenir kimü beğenmez bu ayrı bir konu. Söylediklerinin karşısında itiraz eden kimse de yok. Gördüğüm kadarıyla rahmetli babamla ilgili bir açıklaması olmadı.


2008 yılında bir yargılanma süreciniz oldu. O süreci anlatır mısınız?

Edirne Emniyet Müdürü o zamanlar Hanefi Avcı'ydı. Edirne'de bir ihalede benim adım çıkmış. Ben de Avcı'yı aradım. “Öğrenmeniz gereken ne varsa benden öğrenebilirsiniz” dedim. “Efendim gerek yok sizinle alakalı değil” dedi. Babamın doktoru Cengiz Aslan'ın oğlu Alp Nezih Aslan'ın cenaze töreninde beni aldılar. Yapılmayan ihaleye fesat karıştırmak gibi bir nedenle. Ama öyle bir ihale yok. Bana göre Avcı'nın niyeti iyi değildi. Hanefi Avcı'nın FETÖ bağlantılarını iyi incelemek gerek diye düşünüyorum.


GENÇLER MACERAYA ATILMAKTAN ÇEKİNMESİN

Türkiye'nin şuanki durumuna baktığımızda bir karamsarlık var. Sizin gözünüzde bu karamsarlık için yeterli nedenler var mı? Türkiye'nin kurtuluşu ne gözüküyor? Açlık, yoksulluk, ekmek kuyruğu var mı? Yoksa bunlar algı operasyonu mu?

Var tabii. Bugün ekmek fiyatları artıyor. Kişi başına düşen milli gelir düşmeye başladı. Satın alma gücümüz düştü. Sıkıntılar var ama Türkiye her zaman ayağa kalkmayı başardı. Eski halinden daha güçlü bir hale gelecektir. Gençlere şunu söylemek isterim. Artık yeni yeni meslekler çıktı. Gençler, maceraya atılsınlar. Hiçbir şeyden geri durmasınlar. Mesela ilk televizyon kanalını kurduğumda olumsuz tepkiler aldım ama ben kurdum. O maceraya atıldım.

MEHMET MERT

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.