Eleştirilmeseydim çok üzülürdüm

CHP Büyükçekmece Belediye Meclis Üyesi Ahmet Şahin gazete İstanbul'a konuştu. İş dünyasından siyasete kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulunan Şahin, parti içerisinde eleştirilmekten son derece memnun olduğunu belirterek, “Parti içersinde, eleştiriliyorum. Çünkü, herkes varlığımın farkında. Eleştirilmeseydim çok üzülürdüm” dedi

Eleştirilmeseydim çok üzülürdüm
Uzun süre Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün ile Anavatan Partisi'nde siyaset yapan ardında CHP saflarına katılan Ahmet Şahin önemli açıklamalar yaptı. Severek siyaset yaptığını belirten Şahin CHP içerisinde de çok mutlu olduğunu ifade etti. Belediyecilik ve siyaseti birbirinden ayıran Şahin sorduğumuz bütün sorulara içtenlikle cevap verdi.

 Ahmet Şahin deyince aklınıza ne geliyor?

Sosyal medyada profilleri okuduğun zaman, herkes öyle bir vitrin çiziyor ki, herkes hayattan ve yaşamdan bir hesaplaşma sonucu kazık yemiş. Herkes dürüst, herkes adil ama etrafındakiler kötü... Bu tabloya baktığın zaman şunu söylüyorsun: Bu kadar iyi varsa bu kötüler nerede? Sen, 'Ahmet Şahin deyince aklınıza ne geliyor?' dediğin zaman öyle bir anlatacağım ki ,en dürüst ben olacağım. Herkes, nasıl bir Ahmet Şahin görmek istiyorsa öyle görsün.

 

Kim olduğunuzu anlatırken; “Üniversite eğitimi olarak aldığım mesleğim; turizm ve konaklama işletmeciliği. Hizmet sektörünü ve otelciliği seven birisiyim” dediniz, oteliniz var mı?

Hayır

 

Oteliniz olsun ister miydiniz?

Neden olmasın? Hizmet sektörünü seviyorum. Konaklama işletmeciliği dediğiniz zaman, konaklama, butik otelinden tutun aklınıza gelebilecek, tüm konaklamalar girer. Turizmse çok daha geniş.

 

Kendi mesleğini yapmıyor olmak sizde bir eksiklik yaratıyor mu?

Hayır. Şuan yaptığım işi de seviyorum. Mesleğimin bana kattıklarını, işimde uyguluyorum.  Mesleğimin yüzde yüzünü, işime yansıtabiliyor muyum? Bu biraz tartışmalı.

 

Siyaset ve iş dünyası birbirine benziyor mu?

Siz nasıl yönetilmek isterseniz, sizin evinizden başlıyor genel siyasete kadar gidiyor tercihleriniz. Reklam kampanyasında gösterilen bir ürünü satın alıyorsunuz. Herkes bunu tercih ediyor. 'Bu senenin rengi turkuaz' diyor ve bir bakıyorsunuz herkes turkuazı sevmeye başlamış.  Aslında, turkuaz rengi sizin tercihiniz değil. 'Bende alayım, benim üzerime yakışır mı' değil de; 'O'nun üzerinde gördüm yakışmış. Bende alayım...' oluyor.  'Herkes x partiye oy veriyor. Bende vereyim...' Bu bir akım aslında...

 

Koşullarımız uygun olmasa bile mi?

Zaten sizin koşullarınızın uygun olup olmaması hiç önemli değil. Zihinsel beklentiniz, orada olma düşüncesi olduğu için. Oturduğunuz ev kendinizin değildir ama lüks bir araba alırsınız. O arabaları kullananların takıldığı kafeye takılmak için. Hayatında motosikletin kaç tekerinin olduğunu bilmeyenler, motor alıyorlar. Motor kullanmasını bilmiyorlar, motor kafenin önüne çekiyorlar ve içerde birasını veya  çayını içiyorlar.

 

Bunun siyasetteki yansıması nasıl?

Siyasetteki yansımasını görüyoruz. Bakın bugünkü görüşü iktidar yapan oyların sahibi, daha önce Demokratik Sol Parti'yi iktidar yapan oylar veya Anavatan Partisi'ni daha önce iktidar yapan oylar. Çünkü yeni katılan seçmen sayısı ülkenin % 48 oranında değil. Bu da bir akımdır. Bu da bir gruba ait olma duygusudur ya da kitlelerin yönlendiği noktalara doğru gitmektir.

 

Siyasette kendi beklentisinin hiç etkisi yok mu? Sadece 'çoğunlukluğa, bir gruba ait olayım' diye oy kullanması mümkün mü, milletin?

Mümkün! Türkiye Komünist Partisi'ne bakın... Seçmen sayısı ne kadar artarsa artsın, onun belirli bir oyu hep sabittir. Diğer ideolojik ve uç noktadaki partilere baktığımız zaman, siyasal yapıları dernekleri oluşumlara baktığınız zaman onların tabanı hiç değişmez. O adamlar; dünya ne olursa olsun, nereye giderse gitsin, bir fikri vardır.. Fikirleri, günlük gelişmelere göre değişmez.

 

İstikrar bozulduğunda işini kaybedebilir, bankadan aldığı kredisini ödeyemeyebilir?

Muhakkak öyle... İstikrardan algıladığı, onunda akşam evine götürdüğü çorbasıdır getirememe riskidir... Dilenciye sorsanız, o da istikrar peşindedir.

 

İnsanlar siyasal kaygılarının yanında ekonomik kaygılarla hareket etmiyorlar mı? 

Kesinlikle katılıyorum. Herkes hayatını bir düzen üzerine oluşturmuş. Daha önceki iktidarlar döneminde başka kaygılar vardı. Bugün ise 'istikrar' kelimesi kullanılıyor.

 

Kaç yıldır siyaset yapıyorsunuz? Ve hangi kaygılarınız sizi siyaset yapmaya itti?

2000'li yıllarda başladım. Siyasete Gençlik Kolu Başkanı olarak girdim.  dönemdeki beklentimle bu dönemdeki beklentim arasında dağlar kadar fark var. O zaman çok büyük bir heyecan, çok büyük bir şevk, dünyayı değiştirme isteği. Değişen dünyada, Türkiye'ye yer edinme gibi ideallerimiz vardı. Bir askerin teğmenken dünyayı fethedecek güce sahip olması, bu ordunun dünyayı ele geçirecek güçte olması, üsteğmenken biraz daha ayaklarının yere basması, yüzbaşıyken, binbaşıyken, albayken orada kendini tutmak isteği, paşa olduktan sonrada artık orada ki varlığını koruma düşüncesi gibi gerçeklerle yüzleşmesi.

 

Bakış açınız mı değişti?

İlk siyasete başladığımda ki, anlamıyla bugünkü anlamı arasında çok büyük fark var. 15 yıllık siyaset yapan birisinin hala yerel bazda ve aynı yerde siyaset yapıyor olması onun siyasal başarısı değildir. Benim için bir başarısızlıktır, siyaseten bir başarısızlıktır. Siyasetle, belediyeciliği birbirinden ayırmak lazım. Ben siyaseti seviyorum. Anavatan'ın iktidar olduğu dönemde, İstanbul ilinde yöneticilik yapmış birisi olarak, siyasette gurur duyabileceğim çok insanla iletişime geçtim. Üst düzey insanlarla temasa geçtim ama iktidar bitti, güç bitti, ben bittim. Ortada kimse yok ama burada gençlik kollarında çalışmış olan Av. Kerim Menteşoğlu CHP'de benim ilçe başkanlığımı yaptı. İşte bu benim için gurur verici bir şey...

 

İlçe Başkanlığınız döneminde ki kentle, bugün kent yönetimindeki bulunduğunuz Büyükçekmece aynı Büyükçekmece değil. Anavatan geleneğinden gelen bir siyasetçi ve iş adamı olarak, bugün CHP  geleneğinin içerisindesiniz zorluk yaşadınız mı?

İlçe başkanlığı yaptığım dönemde; 9 belde ve 1 ilçe merkez yönetimi vardı. Yani 10 belediye, 10 teşkilat ve başında ben vardım. Biz yerelin çoğunda iktidardık ve belediye başkanlarımız vardı. Başkan olduğum dönemdeki ilçemiz küçülmüş. İlçe başkanı olduğum kentin içinden 2.5 ilçe çıkmış. İçinde bulunduğum kent yönetimi sizin sorduğunuzun tam tersine küçülmüş bir belediye. Benim yönettiğim ilçe 2,5 yeni ilçe üretti, bugün aslında daha küçültülmüş belediyecilik yönetimi anlamında daha büyümüş.

 

Bundan sonra siyasette beklentiniz ne?

Bugüne kadar hep yaptığım bir şey var. Üzerime aldığım siyasi görev neyse onu en iyi şekilde yapmak. En üst seviyede onu sonuna ulaştırmak. Ondan sonra önünüze ne çıkar siz bilemezsiniz.

 

İstediğiniz görevleri mi alıyorsunuz yoksa size verilen görevleri mi kabul ediyorsunuz?

Bugüne kadar hep görev verildi. İsteğim görev ise henüz olmadı.

 

Neden istemiyorsunuz siyaset istemek değil mi?

'Bu, şu olacağım' derseniz, önünüze gelen her türlü şeyi yapmak zorunda kalırsınız. Kafanızda bir hedef belirler, bu konuda hırs yaparsanız, bu yolda ilerlerken size dayatılan başka şeyleri de yapabilirsiniz ama ben bu görevi en iyi şekilde yapacağım derseniz en doğruları yaparsınız.

 

Belediye meclis üyeliğinden maaş alıyor musunuz?

Hayır, oturum başı bir para alıyoruz. 80 lira civarında. 

 

O paraya meclis üyeliği yapılır mı?

Oradaki mali beklenti açısından değmez.

 

Neden meclis üyeliği için onca yarış yaşanıyor. Oturum başına 80 tl almak için mi?

Galiba bu zihniyet, zaten bizi potansiyel hırsız konumuna düşürüyor.

 

Belediye Başkanı'na rağmen bir Meclis Üyesi kararını diretebilir mi çıkartabilir mi?

Meclis karar veriyor Belediye Başkanı değil

 

Grup karar alınıyor, grup kararı dışında davranmak mümkün mü?

Eğer Belediye Başkanı yanlış karar getirmişse tabi ki oluyor. Ama bizim kendi belediye yönetiminden, meclisimize gelen maddeler grup toplantısında güncellendiği zaman, bunlarda yanlış bir şey görülemiyor başka belediyeleri bilemem.

 

Üçüncü dönem tekrar meclis üyesi olacak mısınız?

Çok büyük konuşmamak lazım. Şuan için ben olmam olurum demek çok doğru bir söz olmaz.

 

Siyasetin ve meclis üyeliğinin katkısı var mı?

Tabi ki... Daha sabırlı olmaya sevk ediyor. İnsanlarla daha fazla diyalog içinde oluyorsun, siyasetin bana kattığı çok değer var.

 

Sizin kattığınız?

Bana göre çok fazla bir şey kat(a)madım.

 

Önce Anavatan sonra CHP

1975 İstanbul-Sarıyer doğumlu. 1984 yılında Büyükçekmece'ye geldi. Pertevniyal Lisesi'ni bitirdi. Girne Amerikan Üniversitesi ve aynı zamanda Southeastern University Washington D.C. Turizm ve Konaklama İşletmeciliği Bölümü’nden mezun oldu. Ticaretle uğraşmaktadır. Siyasi yaşamına 2000 yılında Anavatan Partisi Büyükçekmece İlçe Gençlik Kolu Başkanlığı ile başladı. Büyükçekmece İlçe Yönetim Kurulu Üyeliği, Büyükçekmece İlçe Başkanlığı, İstanbul İl Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulundu. 2009-2014 CHP Belediye Meclis üyeliği görevini yürüttü. 2014 Yerel Seçimleri'nde CHP Belediye Meclis üyesi ve İstanbul BüyükşehirBelediyesi Meclis üyesi seçildi.

 

İhanet ettiysem gerekeni yapın!

 

CHP'de siyaset yapmaktan dolayı mutlu musunuz?

Parti de yapılan bir toplantıda, “Ben Anavatan Partisi'nden geldim. Partide şu görevlerde bulundum. Beni CHP'de siyaset yapmaya kabul ettiğiniz için teşekkür ederim. CHP'ye katıldığım için,  partiyi eleştiren CHP'li arkadaşlarımız vardı. Partiye katıldığım için, partiye oy vermeyen arkadaşlarımızda olmuştur. Saygı gösteriyorum, partiden özür diliyorum, oy vermemelerine sebep olduğum için. Partiye katıldığım için, oy verenler de var. Ailem var.  'Arkamdan binlerce oy getirdim' diyemem. Az da olsa kendi çekirdek ailem bana oy vermiştir. Bundan eminim. Siz ne yaparsanız yapın. Beni partili de görseniz öylede görseniz, böylede görseniz, ben bu partide siyaset yapacağım. Beni kabul ettiniz, ben siyaset yapacağım. İzin verseniz de, izin vermeseniz de yapacağım. Beni bu partide siyaset yapmaya kabul ettiniz, biz burada da seçimi kazandık. 2009 yılından bu zamana kadar, parti içersinde, ihanetimi yakaladıysanız, partinin aleyhinde yaptığım bir konuşmayı yakaladıysanız, partiye zarar verecek bir davranışımı gördüyseniz, 'bu partiye oy vermeyin' dediğimi duyduysanız, ispatı varsa bana gerekeni yapın” şeklinde bir konuşma yaptım.

 

Eleştirilmekten son derece memnunum

Geçenlerde birisi benim karşıma geldi '80 yıllık CHP'liyim. Dedemde CHP'liydi.  Senin bu partiye gelmeni hazmedemiyorum. O yüzden, oy bile vermedim' dedi. Şöyle yanıt verdim. 2009 yılından bu yana CHP'liyim. 80 yıldır CHP'li değilim. Partiye katıldığım tarihten itibaren, yapılan tüm seçimlerde, partinin almış olduğu kararlara uydum ve o doğrultuda oy verdim. Ne size kızdığım için, ne de başkasına kızdığım için. Asla partinin belirlemiş olduğu davranışın dışına çıkmadım. Şimdi size soruyorum hangimiz daha iyi CHP'liyiz. Bu partiye girdiğim için partiye oy vermeyen mi yoksa 5-6 yıllık parti üyesi ben mi? O yüzden sakın ola bu yarışlara girmeyelim.” Çok mutluyum CHP'de olmaktan... Siyaset yapmaktan dolayı sorun yaşamıyorum. Parti içersinde, eleştiriliyorum. Ve bundan dolayı memnunum. Çünkü, herkes varlığımın farkında. Eleştirilmeseydim çok üzülürdüm... 

 

 Kelime oyunu

Aile: Her şey

Büyükçekmece: Sevdam

Aşk: İlahi

Türkiye: Benim

Sevgi: Sensin

Ölüm: Her şey

Hayat: Bugün

Gelecek: Geçmiş

Dün: Yarın

Hasan Akgün: Hocam

 KAYNAK:GAZETE İSTANBUL

Güncelleme Tarihi: 15 Aralık 2014, 14:23

Zeynep Vural

YORUM EKLE
YORUMLAR
serap yılmaz
serap yılmaz - 7 yıl Önce

neden istemiyorsunuz siyaset istemek değil mi?

'bu, şu olacağım' derseniz, önünüze gelen her türlü şeyi yapmak zorunda kalırsınız. kafanızda bir hedef belirler, bu konuda hırs yaparsanız, bu yolda ilerlerken size dayatılan başka şeyleri de yapabilirsiniz ama ben bu görevi en iyi şekilde yapacağım derseniz en doğruları yaparsınız.

bu düşüncede bir siyasetci görmek güzel yolunuz açık olsun bu ara bütün siyasetciler eleştirim altındayken sizi tebrik ederim.

SIRADAKİ HABER