Saf milletiz, bizi IŞİD de aldatır!

 Biri bir şey söylüyor.                Akıl yürütmeden, kafa yormadan, araştırmadan, soruşturmadan anında inanıyoruz.
Bir görüntü ortaya çıkıyor, kurgu mu, polim mi, montaj mı, oyun mu, şaşırtmaca mı, kafa karıştırıcı mı?
Bilip bilmeden anında inanıyoruz.
Kanıyoruz.
Aldanıyoruz.
Sonra da iş işten geçince, imdaaaat kurtarın beni diye yaygara yapıyoruz.
*
Geçen hafta IŞİD ya da DEAŞ denilen alçak terör ögütü, sosyal medyadan ortaya bir video attı.
Videoda güya adları, Sefter Taş ve Fethi Şahin olan iki Türk askerinin yakılan, süründürülen, itiraf niteliğinde konuşmaları da olan görüntüler vardı.
Bu görüntüleri görür görmez anında bir kurgu olduğu.
Bir oyun olduğu.
Bir kafa karıştırıcı alçakça eylem olduğu anlaşılıyorken.
Maalesef görüntüleri gerçek zannedenlerimiz çoğunluktaydı.

Tamam tut ki görüntüler sahte.
Veya bir kurgu.
Ama yine de Türkiye'ye bir saldırı, bir terbiyesizlik, bir küsatahlık vardı.
Bunu kabul edelim.
Ama kafa yoracağımız ve daha önce kanaat getireceğimiz durumlar var.
Bir; Görüntülerde isimleri geçen Sefter Taş ve Fethi Şahin gerçekten Türk askeri midir?
İki; Bu iki kişiyi hiç mi tanıyanımız olmadı. Hiç mi bir yakını çıkmadı. Hani soyal medya hemen hemen her evde vardı. Hani milyonlar bu görüntüleri izlemişti. O halde bir Allah'ın kulu da çıkıp, ben bu kişi(yi)leri tanıyorum, biliyorum falan diyemedi mi?
Üç; Siz bir Türk askerine o konuşmaları nasıl yakıştırısınız. Kuzu gibi yürümeleri, zincire bağlı, tepkisiz durmaları, kaş göz işaretleri hiç mi size aldatıcı gelmedi.
Dört; Tamam belki gerçekten İŞİD'in elinde esir askerlerimiz var. Ancak değil bir Türk askeri hangi ülke askeri olursa olsun, ölüm tehdidi ile, işkence ile, korkutma ile o ifadeleri kullanmaz. O görüntüleri vermez.
Beş; Hoş IŞİD'den bunu bekleyebiliriz, daha alçakca saldırı bekleyebiliriz, değil biz bütün insanlık bekleyebilir. Bu saldırı veya alçaklıktan sonra sosyal medyadan bol keseden sallamak yerine, neler yapılabiliri, nasıl davranılabiliri konuşmakla birlikte, daha akılcı, daha mantıklı, daha yapıcı eleştiri ve tutumlarda bulunmak çok daha faydalı olacaktır.

Bu rakamları çoğaltırız çoğaltmasına da şunları es geçmeyelim.
Biz saf, sade, araştırmayan, sorgulamayan, düşünmeyen, akıl yormayan bir millet olduğumuz için, dün FETÖ'ler, göteler, öteler aldattı, kandırdı, oyaladı.
Bugün; IŞİD'ler, DEAŞ'lar, leşler, kargalar, angutlar aldatıyor.
Yarın da kim bilir kimler aldatacak, kandıracak, yanıltacak, oyalayacak, avutacak.

Aç gözünü ey halkım aç gözünü.
İnanma, kanma, aldanma, boyun eyme.
Sor, sorgula, düşün, taşın, araştır, eleştir, bilgi topla, akıl yürüt, fikir yürüt sonra bir konu ile ilgili kararını ver.
Unutma; seni sen yapan önüne gelen her şarta koşulsuz onay vermek değildir.
Önüne gelen her şartı, okuyarak, anlayarak, düşünerek, taşınarak araştırmak ve daha sonra doğru olan kararın arkasında durmaktır.
Böyle yaptığın sürece sen değerli sayılırsın.
Aksi halde sen daha çok aldatılırsın.
Kandırılırsın.
Avutulursun.
Sonra da eyvah yandım diye avaz avaz bağırısın.

Kurunun yanında yanan yaş misali, seninle birlikte ben de yanarım, o da yanar, şu da yanar ve hepimiz yanarız.
Biz yanarız.
Yapma ne olur.
Yakma biz.
Yakma kendini.
Aç gözlerini.
Oku, bilgilen, araştır, soruştur, önce bilgi sahibi ol, sonra fikir yürüt...
Bak o zaman daha kolay anlayacaksın hayatı.
Bak o zaman daha kolay anlayacaksın dünyayı.
Tamam belki mutlu bir insan olamayacaksın ama en azından daha güçlü, daha yararlı, daha adil bir insan olacaksın...

BAŞSAĞLIĞI
Çatalca Belediye Başkanı Cem Kara, babası Hami Kara'yı kaybetti.
Baba acısını 2013 yılında 44 yaşında tattım. Mutlaka bütün acıları atlatmak zordur ama ben baba acısını atlatmakta bir süre zorlandım. O yüzden her babasını kaybedenin acısını hisseder oluyorum. Şimdi de sevgili dostum, arkadaşım Cem Kara'nın acısını anlayabiliyorum, acısını paylaşıyor, başsağlığı diliyorum... Cumhuriyet sevdalısı, Atatürk sevdalısı Hami amcanın vatanı cennet olsun diyor, Allah'tan rahmet diliyorum...
YORUM EKLE