Siyasetçiler ne içiyor!

Arada bir Ankara'ya yolum düştüğünde, bıktırıcı yol yorgunluğu, şuna uğra, buna uğra, şurayı sor, orayı ara v.s. İnanın günlerce bu yorgunluğu hissediyorum.
Geçenlerde bir arkadaşım ile sohbet ettiğimde, arkadaş bu siyasiler bütün bu yoğunluğun üstesinden nasıl geliyorlar diye onlar adına ben yakındığımda arkadaş cevap verdi.
*
Onlar öncelikle bizler gibi her şeyi kendileri halletmedikleri için çok fazla yorulmazlar.
Emirlerinde bir sürü adam.
Uçakta bussines uçarlar.
Arabada vip konfor yolculuk yaparlar.
Sen hem direksiyonda hem her şeyi kendin hallediyorsun, adamlar yayılıyorlar arka koltuğa. Oooohhh gelsin keyif.
İner inmez görüşme ortamı hazır.
Bekleme yok.
Stres yok.
Telaş yok.
*
Olmadı şak diye program değiştir.
Hesap verecekleri adam yok.
Dert edecekleri durum yok.
Bir dertleri var, seçimden seçime önce adaylığı kapmak, sonra da koltuğu.
*
Ben de iyi de bu saydıkların şartlara sadece belediye başkanları uyar, ya diğer siyasilere ne demeli.
Arkadaş da bana; sen diğerlerini de siyasetçi mi sayıyorsun.
Onlar bir varlar bir yoklar.
Hadi bana beş yıldır ilçe başkanlığı yapan bir siyasetçi söyle.
Veya belediye meclis üyesi olduğu halde, saygınlığı, kariyeri, ağırlığı, etkisi olan bir adam göster.
*
Ne yalan söyleyeyim, haklısın demekten başka şey gelmedi aklıma.
Tabi arkadaş devam etti.
Bak bir defa bütün belediye başkanları ve bazı milletveklleri ile parti üst düzey yöneticileri mutlaka hergün enerji hapı alırlar.
Bu hap sayesinde çok enerjik ve güçlü olurlar.
Az uyku uyurlar.
Fazla dirençli olurlar.
Böylece her programı çok daha etkin bir şekilde idare etmiş olurlar.
*
Ben de desene adamlar dopnk yapıyorlar.
Spor ortamı olsa hepsi elenecekler, bu haksızlık değil mi, dediğimde cevap hazır.
Sen ne zannettin.
Cin politikacı ile sıradan vatandaş arasında ne zaman adaletli bir ortam gördün ki!
Gerçekten de aslında öyle.
Yeter ki bir koltuk sahibi ol.
Bütün şartlar senin lehine olumlu ilerler.
*
Köşenin başlığını bilerek; 'siyasiler ne içiyor' attım.
Şayet siyasiler bu enerjilerini nereden alıyorlar diye bir başlık atsaydım yazı tam anlamı ile yerine oturmayacaktı.
Zira bu içilen enerji haplarının zaman zaman hantikapları da olmuyor değil.
Mesela vücuttaki inanılmaz enerji fazlalığı bazen beyne de nüksedince durum vahim bir boyuta ulaşabiliyor.
*
Böylece hiç beklenmedik açıklamalar duyuyoruz.
Tavırlar, davranışlar gözlemliyoruz.
Olmaz hal ve hareketler de sezebiliyoruz.
Örneğin normal zamanlarda her hangi bir sözünü çok nazik ve kibar söylemesini bilen bir siyaset adamı birden bire o enerji haplarının etkisi ile ve olur olmaz sözlere gelen şiddetli alkışın verdiği motivasyon ile bir anda coştukça coşuyor.
Olmadık laflar ağızdan çıkıyor.
Olmadık tavırlar ortaya çıkıyor.
Hatta arada bir çok fazla ileri gidilerek mensubu bulunduğu siyasi partiye ve parti yöneticilerinde de yüklenmeler geliyor.
*
Sonra ne oluyor.
Afedersiniz diyen siyasetçiyi çok nadir duyarız.
Özür dileyene hiç rastlamayız.
Keşke olmasaydı diyen eh işte.
Bir daha olmaz umarım diyen de bir o kadar.
*
Anlayacağınız ben siyasilere hak vermeye başladıkça arkadaş daha da üsteliyor ve 'yav arkadaş sen hele bir güçlü koltuk sahibi ol gör bak. Her şey daha da kolaylaşacak. Daha da güzel olacak. Daha da hafifleşecek'.
Ne diyelim, belki de arkadaşım çok haklıdır.
Denemek lazım.
Yoksa gece saat dörtte fırın denetlemek, sabah erken spor yapanlara eşlik etmek, kahvaltıda görüşme yapmak, esnaf ziyaretine çıkmak, öğlen canlı yayını atlatmak (hem de İstanbul trafiğine rağmen), akşam en az düğünler, dernekler, toplantılar, ziyaretler atlatmak, bütün bunları 24 saate sığdırmak bir de üstüne üstlük uyku uyumak.
Tabi özel hayatı söylemiyorum bile.
Hegün bu tempoya kim dayanır.
Tabi ki Kadir İnanır!
YORUM EKLE