Şu şerefsiz meselesi

Bırakın bir genel başkanın sıradan bir yurttaşın ağzına yakışmayacak bazı kelimeleri sık sık duymak maalesef bizlerin kaderi.
Şerefsiz.
Alçak.
Ne idüğü belirsiz.
Kahpe.
Müfteri.
V.s.
O kadar sık duyuyoruz ki bu sözleri.
O kadar çok rahatsız ediyor ki benliğimizi.
Ancak kimlere söylendiğine değil de kim tarafından söylendiğine baktığımızda az da olsa rahatsızlığımız azalıyor.
Zira bu dili kullanan siyasilerimizin bu ülkenin bu insanlığın geleceğine pek vereceği bir şey olmadığını düşünüyorum.
***
Her birimizin çevresinde 7 Haziran öncesi o kadar tanıdığımız oldu ki; barış için, kardeşlik için, ülkemizin huzura kavuşması için bu seçimlerde oyumu HDP'ye vereceğim diyenler.
Karadenizlisi de oldu.
Rumelilisi de.
Lazı da oldu.
Çerkezi de.
Kürtü de oldu Türkü de.
Gerek sosyal medyadan yaptıkları açıklamalar ile gerek medya yolu ile HDP'ye oy vereceklerini söyleyen ünlüler ise şunlardı; Yazar Adalet Ağaoğlu.
Bölgemizden yetişen gazetecilerden Sevilay Yükselir (Bilindiği gibi bu mesaj onu Sabah gazetesindeki köşesinden ve işinden de etti).
Yine gazeteciler; Ahmet Hakan, Can Dündar,  Cüneyt Özdemir, Fatih Portakal, Murat Saygı, Nazlı Ilıcak, Şirin Payzın.
Oyuncu Beren Saat. Şener Şen, Kadir İnanır, Altan Erkekli, Altan Erkekli.
***
Buyurun buradan yakın.
Bu tanıdıklarımızın hangisi şerefsiz şimdi.
Bu ülkenin başbakanlığına talip olan bir adamın ağzına yakışır bir söz mü bu.
Peki bu insanların oyuna talip olmayan bir adam bu ülkeyi nasıl huzura, barışa kardeşliğe refaha taşıyabilir ki.
***
Sana oy veren şerefli.
Vermeyen şerefsiz öyle mi.
Bir de Metin Özkan diye başdanışman tutmuş MHP lideri Bahçeli.
Özkan da 3 bin kişilik liste yayınlamış.
Oh ne ala.
O üç bin kişi şerefsiz siz serefli öyle mi.
***
Buyur koalisyon yapalım, olmaz.
Hükümet kuralım destek verin, olmaz.
HDP ile görüşmem.
CHP'ye destek vermem.
AKP ile hiç görüşmem.
Saraya gitmem.
Görüşmede olmam.
Pencereye çıkmam.
Kapıyı açmam.
Eeee.
Ama bu ülkeyi yönetmeye talibim.
Nasıl olacak.
Daha bu gün elinizde hiçbir yetki yokken size oy vermeyenlere şerefsiz diyorsanız.
Sizden olmayanı dışlıyorsanız.
Meclise girmeyi bu ülke insanının milyonlarca oyu ile hak etmiş bir siyasi parti ile görüşmüyorsunuz.
Ama bu ülkeyi yönetmeye talipsiniz.
Nasıl olacak söyler misiniz.
Erken seçimde değişen ne olur!
Bizim Ali (Tarakcı); 'Değil yeni bir seçim 10 kez seçim yapsanız bile 7 Haziran seçimlerinde aldığınız oydan daha fazlasını alamayacaksınız.' Diyerek Adalet ve Kalkınma Partilileri uyarıyor ancak anketler aksini söylüyor.
Buyurun işte.
Daha dün kamuoyu araştırma şirketi SONAR’ın yaptığı son seçim anketine göre HDP 7 Haziran’da olduğu gibi barajı geçerken, AKP’nin ise ‘kılpayı’ da olsa tek başına iktidar olma şansını yakalayacağı görülüyor.
SONAR, 7 Haziran seçimleri öncesinde yaptığı son ankette AKP’nin oy oranını yüzde 41, CHP’yi yüzde 26, MHP’yi yüzde 18.1, HDP’yi ise 10.4 olarak tahmin etmişti. Bu sonuçlara göre AKP ve CHP’de hedefi neredeyse tutturan SONAR, MHP’de iki ve HDP’de ise iki buçuk puanlık bir farkın önüne geçememişti.
***
Olası erken seçimde AKP tek başına iktidarı yeniden alır mı?
HDP yine barajı geçebilir mi?
CHP ve MHP oy oranlarını artırabilir mi diye düşüne dururken bir taraftan da Başbakan Davutoğlu gerçekten erken seçim mi istiyor yoksa koalisyon hükümetinden yana mı bu sorunun cevabı kafamızı karıştırıyor.
Erdoğan her fırsatta koalisyon hükümetlerini kötülüyor ve ülkeyi adım adım erken seçime sürüklüyor.
Başbakan Davutoğlu'nun ise CHP ile güçlü bir koalisyon hükümeti istediği de biliniyor. Bizzat muhatapları tarafından, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu tarafından bu iddia dile getiriliyor.
Öte yandan Davutoğlu'nu siyasete kazandıran Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de sürekli olarak AKP-CHP koalisyonunu işaret edip, Davutoğlu'nu cesaretlendirmeye çalışıyor.
***
Bakın bu konuda yandaş gazetelerden Yeni Şafak'ın Ankara Temsilcisi Abdülkadir Selvi, son yazısında şu yorumlarda bulunmuş:
Peki Saray'da son durum ne?
Erdoğan, sonuçların belli olduğu 7 Haziran gecesinden beri "Erken Seçim" istiyor. Kim bilir, MHP'nin daha seçim akşamı "Erken Seçim" demesi de kendisini bu konuda ümitlendirmiştir.
Erken seçim isteyen Saray ve buna karşı CHP ile güçlü bir koalisyon isteyen ve Eylül'deki kongreye Geçici değil "Başbakan Davutoğlu" olarak gitmek isteyen Davutoğlu...
Ankara kulislerinde Türkiye'nin adım adım Saray'ın isteği doğrultusunda erken seçime doğru gittiği konuşulurken, bakalım Davutoğlu "liderlik" gösterip Saray'ın bu planını bozabilecek mi?
***
Yandaş yazarlar bile bu tür yorumlar yapmaya başladıysa ileride AKP içerisinde Erdoğan - Gül rekabetinin büyüyebileceğini söyleyebiliriz.
Doğrusunu isterseniz hem ülkemizi hem AKP'yi ve de diğer siyasi partileri zor günler beklemekte.
Bu yıl büyük kurultay yapacak olan CHP'de parti için muhaliflerin bu defa seslerini yükseltecekleri bekleniyor.
7 Haziran sonrası farklı bir üslup deneyen MHP Lideri Bahçeli şayet erken seçimde puan kaybederse liderliğini tartışmaya açmakla karşı karşıya.
Barajı aşar mı aşamaz mı diye fikir yürütülen HDP beklenenin üzerinde oy almasına rağmen olası erken seçimde oy oranını korumayı başaramaz ise bu durum bir anlamda verilen şansı değerlendiremedi diye de yorumlanacak.
AKP'de ise bir tarafta 13 yılın ardından koalisyon hükümeti ile karşı karşıya kalmanın sıkıntıları baş gösterirken diğer taraftan partiyi Erdoğan mı yoksa genel başkan Davutoğlu'mu yönetiyor tartışmaları git gide partinin geleceğine zarar vermeye devam edecektir.
***
Kısacası sıcak bir yaz mevsimi sonrası henüz içimizi serinletecek bir son bahar ufukta görünmüyor.
Umarız bu sonbaharın ardından çetin kış şarları ile birlikte daha karma karışık bir ortam ile karşı karşıya kalmayız.
Aslında yapılması gereken belli.
Sandığın gerçek hakimi millet AKP'yi uyarma gereği hissetti.
Başka bir partinin desteğini alamadan hükümet kuramazsın dedi.
Bu basit tarif ve bu basit mesaj hala neden anlamamazlıktan gelinir işte biz de onu anlamıyoruz.
Korkarım olası erken seçimde madem mesajımız anlaşılmadı diyerek bu millet daha sert bir mesaj da verebilir.
YORUM EKLE