Suriyeli göçmenler konuşuldu

"Uluslararası Kent Konseyleri ve Kentler Kongresi" dün başladı.
14-15 Nisan 2016 tarihlerinde, İstanbul Aydın Üniversitesi Florya Yerleşkesinde gerçekleşen kongre/çalıştay ilk gününde oldukça hareketliydi.
Açılış konuşmalarının ve ödül törenlerinin ardından gerçekleşen 1.Oturum konusu; “Göç ve Mültecilerin Yerleştirilmesinde Yerel Yönetimlerin Rolü” idi.
Moderatörlüğünü İstanbul Aydın Üniversitesi yöneticilerinden Zeynep Banu Dalaman'ın yaptığı oturumda; Küçükçekmece Belediye Başkanı Temel Karadeniz, Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün, Bağcılar Belediye Başkanı Lokman Çağırıcı, Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar ve Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan yaptılar.
*
Konuşmalardan kısa kısa bilgiler aktaracağım. Ancak aklımda en çok kalan sözün birisi Akgün tarafından kullanılan; 'Suriyeliler geldi Büyükçekmece'de hırsızlık, uyuşturucu alışverişi ve fuhuş olayları arttı' ile bir diğeri de Küçükçekmece Belediye Başkanı Temel Karadeniz'in; 'Biz Suriyelilere yaptığımız yardımları yurttşlarımızdan gizli yapmaktayız. Zira alanen yaparsak, bizim hakkımızı neden onlara dağıtıyorsunuz diye bizleri topa tutabilirler' oldu.
*
Dünkü oturumdan aklımda kalanlardan bazı bilgileri sizlere aktarmaya çalışacağım.
İşte onlardan birisi; Türkiye'de 1397 belediye var bunlardan sadece 211 tanesinde kent konseyleri var.
Bu tesbiti de duyunca yıllarca neden kent konseyi kurmadın diye topa tuttuğum hatta bir süre madem sen kent konseyi kurmuyorsun o zaman biz de Büyükçekmece Kent Şurası kuruyoruz diyerek yaklaşık ilçenin 30 STK temsilcileri ile birlikte bu oluşumu kurarak alternatif kent konseyi kurduğumuz Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün'e hak vermeden geçemedim.
Size bir başka önemli bilgi daha.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın da şuanda Kent Konseyi yok.
Topbaş sadece yönetmelik çıktığı yıl kurmuş daha sonra kent konseyini yenileme gereği duymamış.
*
Bunun sebeplerini dünkü yazımda; Yerel Gündem 21 ve Kent Konseyleri yönetmeliğine göre hareket edilmediği şeklinde yorumlamıştım.
Bir diğer bilgiyi Eski Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce aktararak; 1950 yılında dünya nüfusunun yüzde 30'u şehirlerde, kentlerde yaşarken, 2010 yılında bu oranın yüzde 50'yi geçmiş olup, 2030 yılında ise yüzde 60 olması tahmin ediliyor." Dedi.
Şu demek oluyor ki yüz yıl sonra ya köyler şehirleşecek veya şehirler köylerin tamamını boşaltarak içerisine alacak.
*
Küçükçekmece Belediye Başkanı Temel Karadeniz ile Bağcılar Belediye Başkanı Lokman Çağırıcı'nın en kalabalık nüfus bizde ve en çok Suriyeli bizde iddialaşmaları da ilginçti.
Kibarca aslında en kalabalık ilçe biziz ve en çok göçmen bizde var iddiaları ile bir birine takılan iki belediye başkanının da tek yakındıkları dert ise şuydu; zaten bizim kamuoyunda 'sana belediye baksın' diye bir yaygı algısı var. Her önüne gelen belediyenin kapısını çalıyor ama kimse demiyor ki; ya belediyeye kim baksın!
*
Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar ve Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün ise Suriyelilerin eğitim meselesi çözülmez ve karınları doyulmaz ise ileride çok daha büyük sorunlar üreteceklerine dikkat çekme konusunda birleştiler.
Işıklar'ın bir başka dikkat çektiği konu ise Türk halkının tarih boyunca misafirperver, hoşgörü sahibi, alçak gönüllü, yardımsever bilincine sahip insanlardan oluştuğunu vurgulayarak mültecilerin çevrelerinde çok zengin Arap memleketler olmasına rağmen hem bu yönden hem de cumhuriyet ülkesi, demokrasi ülkesi, medeniyet ülkesi olması yönünden çoğunlukla Türkiye'yi tercih ettiklerini söyledi.
*
Işıklar ayrıca belediye yasasının fluluğundan ve geniş kavramlara sahip oluşundan bahsederek olası bir teftişte o kavramlardan dolayı yargılanabiliyorsunuz dedi.
İşte böyle.
Belediyeleri yönetenler kısaca göçmenler konusunda bu durumlardan yakındılar.
Anlayacağınız halk şikayetçi, belediye yöneticileri tedirgin, ülkenin yönetiminden sorumlu olanlar belki de yarın karşılaşacakları sorunların farkında değiller.
Bugün ülkemizde bulunan 3,5-4 (dört milyon) milyon Suriyeli'nin sadece 250 bini sınır kentlerimizdeki kamplarda bulunurken geriye kalan 3 milyonan fazla Suriyeli mülteciler şehirlere yerleşmişler.
*
Ve bu mültecilerin çok azı kendi imkanları ile ülkemizde yaşamlarını sürdürmekteler.
Ne yerler ne içerler.
Eğitimlerine devam ediyorlar mı.
Yaşam koşulları nasıldır.
Tam bir muamma.
Bir kısmı yarın savaş dindiğinde geriye ülkesine dönmeyi düşünse de bir kısmının geri dönmek gibi bir derdi yok.
*
Geçmişte muacırlar geldi ülkemize ama ortak noktamız çoktu.
Daha 25-30 yıl önce Bulgar göçmenler geldi ama onlarla da çok ortak noktamız vardı.
Kurtuluş savaşı sonrası ülkemizde kalan bir çok azınlık bizlerle yaşamaya devam ettiler ama bir birimizden çok şey öğrendik.
Oysa şimdi Suriyeliler ile çok az ortak noktamız var.
Onların çoğu da bizler gibi, gariban, eğitimsiz, evsiz, yurtsuz, yardıma muhtaç..
Bakalım bu durumun sonu nerelere varacak.
Umarım yarın bu durumdan dolayı, yani 3-4 milyon Suriyeliye kucak açmamızdan dolayı çok fazla sorun yaşamayız...
YORUM EKLE