Teröre inat soğukkanlı olmak!

Dün yaşanan Sultanahmet saldırısından sonra sosyal medyada şu mesajı paylaştım; butür alçakça saldırılardan sonra yapacağımız çok şey var ancak yapmamamız gereken en önemli şey galiba, sağduyuyu ve soğukkkanlılığı elden bırakarak panik yapmak!
Bu mesajı yazdım yazmasına da nereye kadar kime kadar panik yapmamak!
Bu mesajdan hemen sonra Esneyurt'a yolum düştü.
Tam da meydanda bomba alarmı var.
Eyvah eyvah.
Tamam aha da şimdi sıra bizde dedim.
Çünkü bir ara dengesiz ve belirsiz bir kalabalığın arasında kaldım ve burası İstanbul'un bir ilçesi mi yoksa Güneydoğu'da bir köy mü, Suriye'de bir mahalle mi diye sormadan edemedim.
*
Bu arada karanfil olayına da azıcık değinmesem çatlarım.
Başbakan Ahmet Davutoğlu Sultanahmet saldırısının olduğu yeri dün ziyaret ederek karanfil bıraktı.
Sultanahmet'te ölenlerin tamamı Alman vatandaşı olunca karanfil bırakmak akla geliyor ya.
Bu da benim aklıma geldi.
Suruç'ta 30'dan fazla ölü olduğunda, Reyhanlı'da, Diyarbakır'da defalarca patmalalar yaşandığında, Soma'da 300'den fazla madenci bir hiç uğruna canını verdiğinde neden karanfil bırakmak birilerinin aklına gelmedi.
*
Tamam ülkemiz çok zor ve kritik süreçten geçiyor.
Tamam ülkemizde her açıdan bıçak kemiğe dayandı.
Tamam bu yaşanan olaylardan sonra önemli olan daha az hasarla atlatmak ve önemli olan yurttaşın birlik, bütünlük, huzurunu kaçıran tutum ve davranışlardan kaçınmak.
Ancak devletimizin en tepesinde bulunan yöneticilerimiz bütün bu çerçeveden bakıldığında attıkları her adımda çok daha dikkatli olmaları gerekmiyor mu?
*
Ne demek şimdi bu.
Tamam vahim bir saldırı sonucu masumca yaşamını yitirmek çok acı bir durum.
Ancak kaş yaparken göz çıkartmakta ustalığımızı her an göstermek zorunda mıyız.
Devletimizin başında bulunan başbakanlarımız, cumhurbaşkanlarımız, bakanlarımız...
En son hangi saldırıdan sonra olay yerine uğrayıp karanfil bıraktılar.
Devletimizin başı şunu mu demek istiyor; ülkemize turist olarak gelen Alman vatandaşları koruyamadığımız için üzgünüz, özür dileriz.
Evet bu çok etik bir davranış.
Ama aynı etiklik davranışı her saldırıda yaşamını yitiren bütün yurttaşlarımız için göstermek çok daha doğru olmaz mı?
*
Bakın son zamanlarda yorumlarını beğendiğim Fuat Keyma, Sultanahmet saldırısı sonrası yazdığı dünkü yazısında şunu söylemiş:
Peki, Türkiye, aynı anda, IŞİD, PKK, cemaat ile mücadelesinde başarılı olabilir mi? PKK ve IŞİD’e karşı mücadele, farklı olarak, çatışma durumunu da içeriyor. Bu nedenle, daha net sorarsak, Türkiye, hem PKK, hem de IŞİD ile sıcak mücadelesinde başarılı olabilir mi?
Bir yönden baktığımız zaman, “Evet, başarılı olabilir” diyebiliriz.
Ama, bunun insani ve siyasi maliyeti, Ankara katliamından sonra İstanbul’daki terör saldırısından sonra söyleyebiliriz ki, çok yüksek olacaktır. Masum insanlara IŞİD’in saldırıları devam edecektir.
Bu nedenle sormalıyız: İkinci Kürt açılımının, ya da, yeni bir adla da olsa, çözüm sürecine geri dönmenin zamanı gelmedi mi?
PKK’nın bu kazanamayacağı çatışmayı durdurmasının zamanı gelmedi mi?
HDP’nin, PKK’ya “dur” demesinin, “Benim önümü, siyasetin önünü aç” demesinin zamanı gelmedi mi?
AK Parti hükümeti ve HDP ile konuşmasının zamanı gelmedi mi?
Teröre karşı “amasız” mücadele edilmesi gerekir; bu, sadece siyasi ve stratejik bir gereklilik değil, ölen masum insanlara karşı da ahlaki bir sorumluluktur.
Rasyonel olmak, Sultanahmet teröründen sonra, başta PKK olmak üzere, çatışmayı durdurmayı; IŞİD’e karşı mücadele de, muğlaklığı ve belirsizliği ortadan kaldırmayı; böylece, halkın endişe ve korkuya kapılmasındaki unsurların azaltılmasını gerekli kılıyor.
Kalbimizdeki acıyla kararlarımızdaki rasyonelliği birleştirmek, bizi, IŞİD’e karşı mücadelede güçlü kılacaktır.
*
Bu yorumda sorulan soruların tamamını ben de soruyorum.
Bu soruların tamamı hayata geçmediği sürece korkarım huzurlu ortamları beklemek zor görünüyor.
Bugün Sultanahmet yarın kim bilir neresi.
Hedef çok belli.
Büyük Türkiye Cumhuriyeti'ne zarar vermek.
Ülkenin huzurunu kaçırmak.
Ülkenin düzenini bozmak.
Ülke insanını tedirgin etmek.
*
İyi de bizim elimiz de armut toplamıyor.
Biz ne yapmalıyız.
Mantığımızı kullanmalıyız.
Aklımızı kullanmalıyız.
Organize olmalıyız.
Büyük Türkiye Cumhuriyeti'nin gücünü doğru kullanmalıyız.
Yalnış hedeflere yönelmeden düşmanımızı iyi tanımalıyız.
Vatanseverleri cezalandırarak vatan düşmanalrını sevindirmemeliyiz.
*
Çünkü hepimizin ortak paydası Türkiye.
Hepimizin ortak hedefi Türkiye'nin ve Türkiye insanının sonsuza kadar barış ortamında, huzur içerisinde, refah düzeyinde yaşamasını sağlamak.
Öyleyse lütfen herkes üzerine düşeni samimi bir şekilde yaptın.
Lütfen terörle samimi bir şekilde mücadele edilsin.
Lütfen olaylara hukuki çerçevede yaklaşılsın.
Ve lütfen, dün ülkemizin bir çok kentinde meydana gelen olayların, saldırıların, patlamaların bir daha bir başka kentte yaşanmaması adına ne gerekiyorsa o yapılsın...
YORUM EKLE