TÜRKİYE’DE ENERJİ VERİMLİLİĞİ VE YEREL YÖNETİMLER

Yakınlarım biliyor, ben de söylemekten gururlanıyorum. İleri yaşıma rağmen ÇYDD (Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği) Genel Merkez Çevre Birimi, DİB (Doğa İle Barış), MMO (Makine Mühendisleri Odası) Kentleşme-Yerel Yönetimler-Ulaşım ve Çevre Komisyonu, DEÇED (Doğa Emanetçileri Çevre Eğitim Derneği) çalışmalarına öz veri ile katılıyorum. Geçen ay Büyükçekmece Belediyemiz Enerjiyi verimli kullanmak adına bir seminer yaptı. Çok faydalı bilgiler verildi. Ben de araştırmalarımı belediyeler ve enerji konusunda derinleştirdim. Evvelki ay Nükleere Hayır demek için ÇYDD Çevre Birimi ile Mersin Taşucu’na gitmiştik.


Orada Konusunda en iyi hocalarla halkı nükleer konusunda bilgilendirmeler yapıldı. Nükleere ben hep ters düşmüşümdür. Atıkları çok korkutucu, hala etkisinden kurtulamadığım, orada gördüğüm uzaktan çocuk sandığım yanına gidince çok ihtiyar yüzlü, ufacık benim 5 yaşındaki torunum kadar fizik yapılı bir adam görmüştüm. Çernobil’de radyasyona maruz kalmış. Bütün ileri devletler bizim gibi ülkelere nükleer santral yapıp kendi atıklarını da bize göndermek istiyor. Japonya’da tusinami sonrası nükleerden vazgeçti. Almanya’da vazgeçti.  Biz ne yapmaya çalışıyoruz? Bu günkü rakamlara göre Türkiye’nin ödeme dengesindeki açığı 70 milyar dolar. Bunun 50 milyar doları enerjiden geliyor. Şu anki biz akıllıların ödediği kayıp- kaçak ise %10.  Ama biz enerjiyi daha verimli kullanmak yerine, yeni santraller kurup enerji arzını arttırmayı düşünüyoruz. En verimsiz linyit ile termik santraller, küçücük dereler üzerine hidrolik santraller, nükleer santraller yapmak hedefimiz oluyor. Bunları yaparken de çevresel sorunlar yaratmaktan kaçınmıyoruz. “Ilısu barajı” gibi. Ömrü 20-30 sene olacak bir baraj için 10-20 bin yıllık bir geçmişi ortadan kaldırdık. 



Bu ay yine bayağı şişkin bir elektrik faturası geldi. Elektrik faturalarından, doğal gaz faturalarından şikayet ediyoruz ama enerjiyi nasıl tasarruf ile kullanacağımızı düşünmüyoruz. Türkiye’de her konuda var da bu konuda çalışan bir sivil toplum kuruluşu yok. Marmara Belediyeler Birliği 1975 yılında kuruldu. İki kuruluş sebebi vardı. Biri Marmara Denizi’nin kirlenmesine karşı ne yaparız, diğeri ise çevre meselelerini halka nasıl anlatabiliriz idi. Esasen bu konularda biz çevre dernekleri kısıtlı imkanlarımızla çalışıyoruz, merkezi hükümete de önemli görevler düşüyor. Bu konuların toplumun gündemine oturtulması gerekiyor. Başbakan enerji kullanımı konusunda öncülük yapabilir “Haydi çocuklar okula” benzeri bir projeyi başlatabilir. Yazıya başlamadan önce belediyelere baktım. İnternette görebildiğim kadarıyla ulusal çapta iki belge var.


Biri 2010-2015 arasında bütünleşik kentsel gelişim stratejisi (bakınız; Şehircilik ve Çevre Bakanlığı internet sitesi). İkincisi iklim değişikliği konusunda 2010-2015 arası çalışmalar. Görünen o ki Türkiye mutlaka Avrupa Birliği ile ilişkilerini geliştirmek bakımından çevre konusuna daha çok eğilmelidir. Öğrendiğime göre, Avrupa’da belediyeler, turizm işletme belgesi almış 3 yıldızlı, 5 yıldızlı otellere veya lokantalara “elektrik tasarrufu” veya “geri dönüşüm yapılmaktadır” diye belge veriyormuş. Turistler özellikle çevre konularına duyarlı turistler o otellere, o lokantalara gidiyormuş. Bunu en çok turist çeken Antalya Belediyesi ya da Akdeniz Belediyeler Birliği kolaylıkla yapabilir. Türkiye’de “Enerji Verimliliği Derneği”nin kurulması ve tüm çevre derneklerinin ona destek vermesi güzel bir çalışma olur. Sağlıklı kalmanız dileklerimle.
 
Kaynak: HABERDAR
YORUM EKLE