YIL 1997 VE 28 ŞUBAT,SOĞUKTU,ÇOK SOĞUK!

 

Bir özlemin,isteğin,arzunun,duanın adıydı,mitinglerin gür sesiydi;ERBAKAN BAŞBAKAN...
Vakit gelmiş,özlem gerçek olmuştu ve Milli Görüş lideri dualarla,yaşlı gözlerle artık Başbakan koltuğundaydı.
Horlanan,hakir görülen,itilen,kakılan inançlı kesim gecesini,gündüze katmış ve karşılığını almıştı
Zaman dardı ve hızlı hareket etmek gerekiyordu.
Milli Görüş farkını bütün ülke yaşamalıydı
Yeniden Büyük Türkiye kurulacaktı 
İmalata,ihraca dayalı ağır sanayi,üreten ve karşılığı alan ülke insanı
Adeta dev bir seberberlik başlıyordu
Erbakan'ı hiç sevmeyen,istemeyen batı ve siyonist yapılanma bu durumdan ciddi rahatsız ve ve daha ilk günden çelme atma,kumpas kurma senaryolarına başlamıştı bile
Erbakan'ın,koalisyonla da olsa Başbakan olması,onlar açısından,rant kaybıydı
Bir gün dahi Başbakalık koltuğunda oturmasına tahammülleri yoktu
Erbakan'ın inancına,imanına düşmandılar kin ve nefret içindeydiler.
Rahmetli Hocam,herşeyin detayına kadar farkındaydı
Bütün karşı duruşların yanında birde ikna,idare etmesi gereken iktidar ortağı Tansu Çiller ve Partisi DYP vardı
Ve işi çok zordu!
Hayatı hep mücadeleyle geçmiş birisi için,gözü budaktan sakınma zamanı değildi
Hocayı mecliste dahi görmek istemeyenler,birazda mecburiyetten ortaklığa razı oldular ve 28 Haziran 1996 yılında 54. hükümet Necmettin Erbakan Başkalığında kuruldu.
Ülkenin sahibi oldukları düşünen ve kendilerinde herşeyi hak gören zihniyet kuduruyordu!
'Gericiler,irtica hükümet olmuş ve islami kurallar her alanda geçerli hale gelecek,kendinlerine yaşam alanı kalmayacak,kaymaklar,bal,börekler olmayacak,hükümetler kurup,bakanlar atayamayacaklardı'
28 Haziran 1996 itabariyle başladı belden aşağı,haince alçaklıklar
İtibarsızlaştırma çalışmalarına tüm acımasızlıklarıyla start verdiler.
Hükümette vakit kaybetmedi ve hemen kollar sıvandı
Denk bütçe yapıldı,geleni,gideni devlet bilmek zorundaydı
'Hayal'deyip,alaya aldılar
54.hükümet,memurlara yüzde yüze yakın maaş artışı vererek hızlı giriş yaptı,kamu çalışanlarının artış oranıda enflasayona endesklendi,otomatik her ay enflasyon maaşa yansıtılacaktı
'Kaynak nerede itirazları,burun kıvırmalar'vakit kaybetmedi
Karşı duruşa ilk golu yemişti.
İşçi ağalarına,sendikalara ne gerek vardı bundan sonra
Havuz sistemi oluşturuldu,devletin,milletin parası,devletin bankalarına yatıralacak,özel bankaların komisyonlarından kurtarılacak ve devletin parasını,devlete satıp milleti soymalarına izin verilmeyecekti
Ülke artık soyulmayacak,millet kazanacaktı.
Rantiye iç savaş çıkarmak hazırda bekliyordu ve düğmeye basıldı,'ya millet,ya biz'diyorlardı
Erbakan hoca,millet dedikçe,ellerindeki gazete ve teve.kanallarıyla akla,hayale gelmeyecek taaruzlar,hayasızlıklar yapılıyorlardı
Hükümet,Erbakan gitsin,isterse Ülke batsın!
***
Dış politikaya da hızlı giren Erbakan,Batı yerine,yönünü doğuya çevirmiş ülke menfaatlerini dış politikalarada yansıtmıştı
Çekiç güç işlevsellikten çıkartıldı evvela
D-8 ler,bir anlamda islam birliği kuruldu,ticaret anlaşmaları yapıldı.
İslam ülkelerinin batıya bağımlılığı ortadan kalkacak,sömürülmekten kurtulacak ve tam bağımsız hale geleceklerdi.
Birlikte yeni markalar üretilecek,tüm dünya ya pazarlanacak,sınırlar kaldırılacak,aralarında gümrüksüz ticaret yapılacak,yer altı,yer üstü bütün kaybaklar rantabl hale getirilecekti
11 Aylık Erbakan dönemi için daha onlarca milletin çıkarına alınmış,yapılmış icaratları sıralayabiliriz
11 ayda şaha kalkmış,huzuru yakalamış,memurun,esnafın yüzü güldürülmüş,iç ticaret hacmi büyümüş,dış ticaret ivme kazanmış bir Türkiye Cumhuriyetini içerdeki kadim dostlarınında,dış mihraklar,siyonist,emperyalist Dünya nın da işine gelmiyor ve hükümeti,Erbakan'ı indirmek için her türlü pervasızlığı,insafsızlığı,ahlaksızlığı,vicdansızlığı,yalanı,dolanı devreye sokmaktan hiç çekinmiyorlardı.
Hükümetin başarısı bir dahaki seçimlerde Refah Partisini tek başına iktidar yapacaktı ve bu günden önlem almak gerekiyordu
Meclisteki muhalifler hükümete her ay bir gensoru veriyorlardı
Erbakan ve Hükümeti hem meclistekilerle,hem dışardakilerle,hem onların içerdeki iş birlikçilerine karşı koymak durumumdaydı
Hükümet ortağı Tansu Çiller ve partisi DYP de yan çizince oyuna gelince,kopmalar başlayınca olanlar oldu
Milli olan bir hükümet,gayri milliler tarafından 30 Haziran 1997 yılında fiili bir darbeye kurban edildi
Olanda Ülkeye oldu!
***
Şimdi gelelim hala hafızalarda taze kalan ve kalması gereken derslik konulara
28 Şubat 1997 darbesinin üzerinden 15 yıl geçti
Henüz o yıllarda hayatta olmayanlar bu gün 15 yaşında ve hayatı anlayacak olgunluğa ermek üzereler
İnsan hafızası çabuk unutuyor
Hatırlamakta,hatırlatmakta fayda var bu günlerin kıymetini bilmek,bir dönemim çekilen zülümlerini anlamak,zalimlerini tanımak ve geleceğe bakmak adına
O günün koşullarına karanlık dehlizlerine vakıf olmak lazım
***
Bilikte hatırlıyoruz;
-Bir Cumhurbaşkanı vardı,iki de bir laik-çağdaş Türkiye diye bağıran,baş örtülüler Arabistan da okusun diye haykıran namı diğer çoban Süloydu reisi cumhur,nurlu Süleyman diyorlardı zat-ı aline
-Ülkenin inaçlı kadrolarının PKK'dan daha tehlikeli olduğu söyleyen bir Oramiral vardı Deniz Kuvvetleri komutanı Güven Erkaya,meğerse ordumuz o dönem PKK'yı dost,milleti düşman bilmişte bizim haberimiz olmamış
-MGK,islama savaş açmış ve ülke savunmasını bırakıp,Kur'anı Kerimle savaşa başlamıştı.
-TÜSİAD.denen kuruluş milli değilmiş meğer,Amerika nın,siyonizmin,batının emparyalizm uşaklığına soyunmuştu 
-İşçi haklarını savunsun,korusun diye kurulan sendikların,işçi umurlarında bile değildi,aldıkları talimatın gereğini yapmak,efendilerine ne kadar sadık olduklarını kanıtlamak istiyorlardı
-5 li çete,sendika ağalarını unutmadık,unuturmayacağız
-Genel Kurmay İkinci Başkanı olan Orgeneral Çevik Bir vardı,sanki kraldı
-Demokrasiye balans ayarı verdiği söyleyip,tankları yürütüyordu,düşmana hücüm etsin diye alınan tankların namlusunu millete çevirmişti
Adam Kabadayılığa soyunmuş edep dışı bir şeklide üstelikte hanım olan bir İçişleri Bakanına,Bakanlık önünde kazığa oturtacağını söyleme küstahlığını bile meziyet gibi sergiliyordu ayan beyan
Adam dediysem,anlayıın işte!
-Genel Kurmay Başkanı vardı Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı,generalleri toplayıp hükümete ültimatom veren adam
-Genel Kurmay Başkanı vardı Hüseyin Kıvrıkoğlu,28 Şubat bin yıl sürecek diyen adam
-Bir general vardı Osman Özbek denenilen adam,Türkiye Cumhuriyeti Başbakanına küfür etmeyi askeri görev,marifet sanan müptezel!
-Bir batı çalışmaya grubu vardı,kendilerini azrail zanneden zalimlik yapmayı Anayasal hak gören
-Peygamber ocağı bilip,kınalar yakıp güle oyanaya asker olmayı şeref saydığımız bir ordumuz vardı,neredeyse top yekün Peygambere savaş açan
-Bir YÖK vardı,Başkanı vardı Kemal Gürüz,İstanbul Üniversitesi Rektörü vardı Kemal Alamedaroğlu,işgal dönemimde Fransızların yapamadığını yapıp ve kızların baş örtüsünü başından çekip alan
-İkna odaları vardı,Yüce İslamı gericilik sayan
-Polisimiz vardı;sizler de çok oldunuz diyen
-Bir Mesut Yılmaz vardı,İsminin önünde Başbakan yazan,milletten alamadığı yetkiyi Askerden alan,siyasi hayatım bitsede bu İmam-Hatipleri kapatacağım diye avaz avaz mikrofon patlatan
-Bir Bülent Ecevit vardı,inancından örtünmüş olan,bir hanım vekile,şu kadına haddini bildirin diyen
-Bir Devlet Bahçeli vardı,baş örtüsü sorununu çözeceğiz diye söz veren,meclise seçtikleri baş örtülü vekilin başını açarak sorunu çözdüğünü zanneden
-Bir İstanbul valisi vardı Erol Çakır,daha sonra kıvırıp,İstanbulu ben yönetmiyorum diyen
-Bir Adil Serdar Saçan vardı Polis Müdürü,inançlı insanlara işkence etmeyi görev bilen
-Bir patron vardı Başbakana giydiği pijmayı gösteren,sivil Generalliğe soyunup darbe yapan Aydın Doğan...
-Yeni yetme,abilerini örnek alan biri daha vardı,sonradan ben kullanıldım diyen Dinç Bilgin...
Uğur Dündar vardı,tezgahlar kurup,milleti aşağılayan,islam düşmanlığına soyunan,içinde zehri şerbet diye yutturan adam
-Fatih Altaylı vardı,hala pişkin pişkin proğram yapabilen,baş örtülü kızlara açık açık küfürler eden
-Bir Tuncay Özkan vardı,kendini İstanbul valisi zanneden
-Bir Cumhuriyet baş savcısı vardı Vural Savaş,emirler alan Refah Partsisini kapattırıp,inançlı insanlara,kan emici vampirler,habis ur diyebilen
-Bir Nuh Mete Yüksel vardı,gece yarısı hanım bir vekilim evine baskın yapıp,seni tutuklayacağım deme terbiyesziliğinde olan
-Bir Anayasa Mahkemesi vardı,Anasayayı çiğneyerek,suç işleyerek aldığı talimatla parti kapatan
-Bir Anayasa Mahkemesi Başkanı vardı Adı;Yekta Güngör Özden,herşeyi ben bilirim diyen bir kendini bilmez
Yüksek Yargı mensuplarımız vardı,koşa koşa Genel Kurmay Karargahına gidip esas duruşa geçen
Anlı,şanlı Basın mensuplarımız vardı,bir emriniz var mı,buyrun paşam diyen
-Bir hocamız vardı adı;Fettullah Gülen,baş örtüsü esas değil,teferruattır diyen
Refah Partisini kapatın,bunlar dine zarar veriyor diyerek ümmeti üzen
-Aczmendiler vardı,Lideri diye ortaya endam Edilen Müslüm gündüz,şeriat devleti kuracağız,cumhuriyeti yıkacağız diye Ankara'nın göbeğine getirilen
-Bir Şeh vardı;Ali Kalkancı,kendine hatunları kalkan eden
-Fadime şahin-Emire Kalkancı vardı aldıkları görevleri ifa eden
Vardı vardı vardı
Kimler vardı kimler..
Buraya bu kadarını sığdırdık
Hepsi Allah katında kayıtlı
Milletin nazarında suçlu!
Belki bu gün hesap vermekten kurtuldular,bunun ahireti de var!
İlahi adaletten kaçmak mümkün değil!
Geriye dönüp bir bakın neler bıraktınız,tövbe edin ve gidin o insanları bulup helallik alın,zülemle abad oldunuz,bilesiniz ki,ahiretiniz berbattır.
Bıraktığınız enkaz;zülümdür,zalimliktir.
Hiç mi insafınız,vicdanınız yoktu be adamlar!
***
Sonuç;
Seçimle gelmiş Bir Başbakan darbeyle gitti,yemediği küfür hakaret kalmadı
Partisi Hukuka rağmen kapatıldı
Recep Tayyip Erdoğan,Belediye başkanlığından alınıp,hapse atıldı
Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Şükrü Karatepe,
Sincan Belediye Başkanı Bekir Yıldız,hem belediye başkanlığından oldular hemde ülke dar,hayatları zindan oldu
Merve Kavakçı,Şevki Yılmaz,Hasan Mezarcı,Hasan Hüseyin Ceylan daha bir çok isim hedef tahtası haline getirildi
Binlerce Siyaset,İlim-Bilim insanı,Asker,Akademisyen,Öğrenci,İş adamı-Esnaf,Gazeteci-Yazar hayatından bezdirildi.
Milyonlarca Ülke insanı vatansever fişlendi.
Bankaların içi boşatıldı,Ülke insanın 30 milyar doları gasp edildi
Toplam zararın,bir başka deyişle çalınan,iç edilen miktarın 200 milyar dolar olduğu söylenir
Ülke uçurumun dibine itildi,iflas noktasına getirildi,memur maaşı ödemek için darp hane sürekli çalıştırıldı
Paramızdaki sıfırları okuyamaz,sayamaz hale getirildik
Ekonomik krizler birbirini kovaladı
Enflasyon üç haneleri rakamlara ulaştı
Faizlerin önü alınamaz oldu
Ülke kaynakları yurt dışına kaçırıldı
İşin aslı Ülkemiz suyulup,soğana çevrildi 
Ülke geleceği olan beyinler Devletin,Okulların dışına itildi
Bir çok değer kim vurduya gitti
Ben bir kısmına değinebildim
28 Şubatı anlatan,sır perdesini ortaya döken kitapların okunmasını tavsiye ederim
Devlet,28 Şubat sürecini okullara ibret olsun diye ders olarak koyması lazım
Tarihimiz bilinmeli ki;kim hain,kim vatan sever herkes bilsin
Bu gün Ak Parti İl-İlçe-,Kadın-Gençlik Kollarında siyaset yapanlara da;28 Şubat 1997 ve sonrası bilmiyorsanız,lütfen acilen araştırın ve oradan kendinize ödevler çıkarın 
Şimdi oturduğunuz koltuklar,makamlar nasıl kazanılmış,hangi mücadeleden çıkılıpta,ne acılar çekilmiş,yaşanan travmalar kimlere ne hasarlar vermiş
Bendeniz o günlerde genç bir siyasetçi olarak,Gençlik Kolları ilçe Başkanıydım, bizzat süreci yaşamış,gaz bombası yemiş,afiş ve pankart asmaktan ötürü karakollarda dolaşmış bir insanım,çok göz yaşı döktük,her an ümmete dua içinde olduk
Hiç umudumuz kaybolmadı,inancımız katlandı
Şer görünenler,bu gün daha iyi anlıyoruz hayra vesile olmuş
Allah yolunda olanlar için her zaman müjdeler vardır
Duam odurki;bu aziz millet bir daha darbeler,28 Şubatlar yaşamasın
***
1996 Yılında Erbakan Hoca,RP Van milletvekili Fettullah Erbaş'ın başkanlığında bir heyeti kandile göndermişti,o dönem PKK'nın eline geçen 8 askerimizi almak ve bu işi bitirelim demek için
Uzun zamandır operasyon yapmayan askerlerimiz,ne hikmetse o günlerde kandile ve giden heyetin başına bombalar yağdırmıştı
Arab asıllı Fettullah Erbaş,malum medya tarafından Kürt milliyetçisi ilan edilmişti
Yine bir 28 Şubat günü PKK'ya silah bırak açıklaması yapılmış olmasını anlamlı buluyorum ve temenni ediyorum ki,fiilen bitmiş olan terör ve kardeş kavgası artık resmende son bulmuştur
İlk Kürt realitesini tanıyan ve meydanlarda seslendiren Rahmeti-Rahman Necmettin Erbakan olmuştur
Bitlis te yaptığı bir konuşmada;'sen,ne mutlu Türküm dersen,Kalkar ordan biriside,ne mutlu bende kürdüm der.Sen,Türküm doğruyum,çalışkanım dersen,başka biriside çıkar ben şu milletim ve daha doğru,daha çalışkanım der'değidiği için ceza almıştı
Bölge insanın sevinçlere boğulduğu bu günlerde,emeği geçenlerden,insanlar ölmesin analar ağlamasın diye çaba,emek sarf edenlerden Mevlada,Kulda razı olacaktır
Bu uğurda her engeli aşan ve'siyasi hayatıma da mal olsa,bende,partimde kaybetse bu sorunu çözeceğim'diyen Devlet Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'a Kürt kardeşlerimizin dua ve vafa borcu vardır.
Allah cc dualı ve vefalı insanların kalbindedir.
Rahat uyu hocam!
Hayırlı olsun Ülkem!
Bir kez daha dış hevesler kursakta kalmıştır.

YORUM EKLE