Zirve!

 Çocukluğumdan kalma bir fıkra geldi aklıma. Adam gün boyu uğraşarak sokakta bulunan bir direğin tepesine çıkıyor, buraya bir not yazıp bırakıp iniyor.
Bu adamı gün boyu meraklıca izleyen adam ise ertesi gün; acaba bu adam bu direğin tepesine ne yazdı diye meraklanarak aynı işlemi yapmaya çalışıyor.
Gün boyu ızdırap çekerek sonunda o da direğin tepesine çıkıyor ve nihayet o nota ulaşıyor.
Notta ne yazıyor dersiniz; burası direğin tam tepesidir!
*
Evet aslında bu fıkrada da anlatılmak istendiği gibi hayat sadece meraklarımızdan ibarettir.
Çok para kazanarak mutlu olabileceğimizi çok daha fazla rahatlayacağımızı merak eder dururuz.
Şöhret olarak inanılmaz özelliklere sahip olacağımızı zanneder dururuz.
Aşk yaşadığımızda herşeyin yoluna gireceğini düşünür dururuz.
Çevremiz genişlerdiğinde çok daha önemli birisi olabileceğimizi zannederiz.
*
Oysa elimizdeki imkanları çok daha doğru kullanarak çok daha elverişli bir hayatımızın olabileceğini erteleriz.
Çok daha fazla para ğeşinde koşarken elimizdeki parayı da çarçur etmekte ustayız.
Şöhretli birisi oluyum derken o şöhret uğruna sevenlerimizi sevme arzularımızı erteler dururuz.
Aşk peşinde koşalım derken aşkın ansızın kapımızı çalma ihtimalini göz ardı ederek aşk arayışına düşme saçmalıklarında bulunuruz.
*
Hadi bırakın bu dünyada olup biteni merak etmeği bir de bilinmeyen dünyaları merakı sarar bazılarımızı.
O tarafta hayat nasıldır acep.
O tarafta da bir birimizi görebilecek miyiz.
Gerçekten de cennet cehennem denen olay var mıdır.
Ya varsa ben hangisine düşeceğinm!
*
Ya arkadaş bırak o tarafı önce bu tarafta yaşamayı becer.
Bırak direğin tepesini merak etmeyi önce direğin dibinde yaşamayı başar.
Bırak çok para bulup rahat etmeyi, zengin olmayı, önce elindeki imkanları doğru kullanmasını bil.
Şöhretli olacaksın da ne olacak. Şöhretli olanların haline bak bakalım, hangisi halinden memnun.
Hadi aradığın aşkı buldun.
Ya sonra!
Sonra ne yapacaksın söyler misin bana.
Sen hiç sonsuza kadar süren aşk gördün mü?
Veya dinazor kadar yaşayan kelebek gördün mü?
*
Gördüğün gibi aslında en büyük 'zirve' bulunduğun konumdur.
En büyük zenginlik sahip olduğun imkanlar ve değerlerdir.
En büyük şöhret ise, kişilik sahibi, karekter sahibi, duruş sahibi, seni seven insanları mahçup etmeyen bir birey olma özelliklerine sahip olmaktır.
Bırak geri kalan palavraları.
Bak keyfine.
*
Bakın geçenlerde Ertuğrul Özkök yazmış.
Harvard üniversitesi tam 75 yıl boyunca bir araştırma yapmış.
Tam 724 kişiyi takibe almışlar ve incelemişler.
Bu kişilerde şöyle böyle değil.
Her biri üst düzey makam mevki ve imkan sahibi ve çoğu Harvard mezunu kişiler.
Bu araştırmadan sonra şu sonuca ulaşılmış.
İyi bir hayata sahip olmak için en çok iyi ilişkiler kurulması gerekiyormuş.
İyi bir yaşam için, paradan, puldan, şöhretten daha çok iyi dostlara ihtiyaç duyuluyormuş.
*
Öyle ise bir koca yılı daha geride bıraktığımız günlerde şunu söyleyelim.
Zirvelere çıkmak çok zor değil.
Zirveler öyle uzaktan görüldüğü gibi de değil.
Önemli olan zirvelere çıkmak da değil.
Zirvelerde barına bilmek.
Ancak; bulunduğunuz konumu zirveye çevirmeyi başardınız mı, işte o zaman bir daha hiçbir güç sizi o zirveden indiremez.
*
Karşılamak üzere olduğumuz 2016 yılının sizin ve sevdiklerinizin bundan sonraki yaşamını dilediği güzelliklerde yaşamasına imkan sağlamasını diliyorum.
Sağlık, güzellik, ferah, barış, dostluk, kardeşlik, sevgi dolu nice nice yıllar diliyorum.
Tutaklara özgürlük, hastalara şifa, ayrılanlara kavuşma, işsizlere iş, umudunu tüketenlere yeniden umut diliyorum.
Tabi şansın da hepimizin her zaman yanımızda olmasını diliyorum...
Mutlu yıllar...

YORUM EKLE