ENGELE RUHSAT VERME !..

Değerli Haberdar gazetesi okurları merhaba,
Bundan sonra her hafta sizlerle gazetemizde buluşacağız. İlk sayıda kendimi tanıtmak yerine, her yazımda kendimle ilgili sizleri bilgilendirmeye çalışacağım. Genelde yazılarımın konusu; engelliler, engellenenler ve onları engelleyenler üzerine olacak. Daha net söylemek gerekirse, toplumdaki tüm dezavantajlı insanların karşılaştıkları sorunları ve bu sorunlara yönelik çözüm önerilerini sizlerle paylaşmaya çalışacağım. 
Kısaca kendimden söz etmem gerekirse; Kumburgaz’da geçirdiğim bir deniz kazası nedeniyle omurilik felçlisi oldum ve bu nedenden dolayı tekerlekli sandalyeye bağımlı yaşıyorum. 1998 yılında kurmuş olduğumuz Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği’nin kurucu üyesi olduğum günden bu yana engellilerin tıbbi, mesleki, ekonomik ve sosyal sorunlarına yönelik projeler üretip uygularken, gazetecilik hayatıma ise Bakırköy’de yayınlanan yerel bir gazetede başlayıp,ulusal gazetelerde, dergilerde ve televizyon yayınlarında habercilik yaparak devam ettim. Her yazımda gerek kendi yaşadığım, gerekse çevremdeki birçok insanın yaşadıklarına tanık olduğum olayları tüm sıcaklığı ile sizlere de hissettirmeye çalışacağım. Amacım, öncelikle insanların birbirlerini daha iyi anlayabilmeleri için empati duygusu yaratmak…

Hazır yerel seçimler yaklaşmışken ilk yazımda Belediyeler konusunda çok önemli bir ihmal hakkında sizleri bilgilendirmek istiyorum. Engellilerin yaşamını kolaylaştırmak ve hayat standartlarını yükseltebilmek amacıyla 2005 yılında çıkan ‘’Engelliler Kanunu’’ , 2006 yılında Başbakanlık Genelgesi ile de duyurularak yayınlandı. Kanunun yayınlanan Genelgesi’nde, tüm kamusal alanlarda erişilebilirlik, ulaşılabilirlik ve toplu taşıma ile ilgili aynen şöyle diyor ; ‘’ Özürlü vatandaşlarımızın toplumsal yaşama tam katılımlarının sağlanması hedefine ulaşabilmek için Kamu Kurum ve Kuruluşları’nın kullandıkları binalar, kamuya açık alanlar ve toplu taşıma araçlarının özürlülerin kullanımına uygun duruma getirilmesi büyük önem taşımaktadır.’’
Bu amaçlarla yürürlüğe konulmuş bulunan 5378 sayılı Kanunun Geçici 2.Maddesi’nde, Kamu Kurum ve Kuruluşları’na ait mevcut resmî yapıların, mevcut tüm yol, kaldırım, yaya geçidi, açık ve yeşil alanlar, spor alanları ve benzeri sosyal ve kültürel altyapı alanları ile gerçek ve tüzel kişiler tarafından yapılmış ve umuma açık hizmet veren her türlü yapının özürlülerin erişebilirliğine uygun duruma getirileceği; Geçici 3.Maddesi’nde de, Büyükşehir Belediyeleri ve Belediyeler’in, şehir içinde kendilerince sunulan veya denetimlerinde gerçekleştirilen toplu taşıma hizmetlerinin özürlülerin kullanımına uygunluğunu sağlayacağı hüküm altına alınmıştır. Bu uygulamaların gerçekleştirilmesi için tanınan 7 yıllık süre 7/7/2005 tarihinde başlamıştır.
Bu konudaki en büyük görev yerel yönetimlere düşmektedir. Bu düzenlemeler, Belediyeler ve ilgili diğer Kamu Kurum ve Kuruluşları’nca hazırlanacak eylem planları doğrultusunda gerçekleştirilecektir. Eylem planları, kısa vadeli (2005-2007), orta vadeli (2008-2010) ve uzun vadeli (2011-2012) olarak belirlenecek, bu planlar dahilinde hazırlanacak yıllık raporlar İçişleri Bakanlığı ve Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı tarafından takip edilerek değerlendirilecektir. Belediyeler, bu düzenlemelerin Türk Standartları Enstitüsü’nün ilgili standartlarına uygun olmasına dikkat edecekler, satın alacakları, kiralayacakları veya denetimlerinde bulunan toplu taşıma araçlarının özürlülerin kullanımına uygun olmarını sağlayacaklardır. Ayrıca, Kamu Kurum ve Kuruluşları’nın kullandıkları yapılar da anılan süre içerisinde özürlülerin kullanımına uygun hale getirilecektir.
Çalışmalar sırasında tereddüt edilen hususlarla ilgili bilgiler Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı’ndan istenebilecektir.’’
Kanun kapsamında 7 yıllık süre içerisinde sorunların kaldırılması için olanakları dahilinde görevini yerine getirmeye çalışan Belediyeler’e yürekten teşekkür ediyorum ancak; Türkiye’deki Belediyeler’in çoğu ( Neredeyse hepsi demeye dilim varmadığı için bu şekilde yazıyorum) bu konudaki kanunu hiçe sayarak bu konuyu yeterince önemsememişlerdir. İstanbul’daki hemen hemen bütün Belediyeler’in yapmış olduğu bütün çalışmaları yakından inceledim. İçişleri Bakanlığı’na hazırladıkları abartılı raporlarda ne kadar iyi Belediyecilik hizmeti verdiklerini anlatıyorlardı. Yazdığım ulusal bir gazetede ‘’Başbakan kandırılıyor mu? ‘’ başlıklı köşe yazımda bu konuya değinmiştim.

Ne yazık ki yedi yıllık süre içinde Belediyeler’e görevlerini yerine getirmedikleri için yaptırım uygulamak yerine süresi biten Kanun uzatıldı ve ihmaller aynı şekilde devam ediyor. Bu ihmallerin sona ermesinin en önemli nedeni Belediyeler’deki kendisine yetki verilmiş kişilere önemli cezai yaptırımları olan uygulamaların yapılması olacaktır.  İlk yedi yıllık süre içerisinde iki tane Yerel Seçim yaşadık. İlkinde görevini ihmal edenlerden hiçbir şekilde hesap sorulmadı. İkincisinde ise bizden öncekiler hiçbir şey yapmamış, Kanun süresi içerisinde bizim seçim dönemimizdeki bu kadar sorunu nasıl çözelim diye, ikinci seçim sürecindekilerde aynı ayıbı devam ettirdiler. Şu anda 2005 yılından beri 3.Yerel Seçimler’in yapılmasına çok kısa bir zaman kaldı. Ben buradan tüm Belediye Başkan adaylarının dezavantajlı insanlar için (engelliler, yaşlılar, hamileler, çocuklar) seçim vaadinde bulunmalarını öneriyorum. Engelli standartlarına uygun olmayan hiçbir projeye ruhsat vermeyeceklerinin sözünü versinler. 
Aslında bu, kanuni bir zorunluluktur; ama en azından bu konudaki iyi niyetlerinin ilk göstergesi bu sözleri olsun. Biz de gazetemizden verdikleri sözün takipçisi olalım. Herkes için erişilebilirlik standartlarının uygulanmadığı bir çevrede yaşamak zorunda kalıyorsak, medeni bir hayat yaşadığımızdan söz edemeyiz.
Brüksel’de katıldığım bir konferansta engelliler konusunda yerel yönetimlerin nasıl hizmet vermeleri gerektiği ile ilgili konuşma yapan İspanyol bir delegeye ‘’Sizin ülkenizde kanunlar uygulanmadığında Belediyeler’e ne gibi yaptırımlar uyguluyorsunuz? ‘’diye sorduğumda yüzündeki şaşkınlık ifadesi ile ‘’Kanunlar uygulanmayacaksa neden çıkarılsın ki?’’ dedi ve hemen ardından tebessüm ederek ‘’Biz de geçmişte aynı sorunları yaşamıştık ancak; bugün Belediyeler üzerinde bazı yaptırımlar uygulanıyor tabii. Örneğin; eğer kendilerine engelliler için verilen bütçe gerektiği gibi kullanılmıyorsa, bu bütçeler kesintiye uğratılıyor, tabii bu durumda Belediye üzerinde önemli bir imaj kaybı yaşanıyor.’’ dedi. Benimse en büyük beklentim, önümüzdeki yerel seçimlerden sonra bir daha yurtdışında hiç kimseye böyle bir soru yöneltmemek olacaktır.
Engelsiz bir yaşam dileğiyle…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ramazan Baş Arşivi