20 yıl önceydi!

Tarih 12 Haziran 1996.
Yer Silivri.
Yine bir şehit haberi.
'Silivri şehidini bağrına gömdü' diye vermişiz haberi.
Jandarma Piyade Er Adem Gövce Van'ın Başkale ilçesinde PKK terör örgütünün hedefi olmuş.
*
Aradan yirmi yıl geçti.
Bu defa Mardin'in Nusaybin ilçesinde yine PKK terör örgütünün düzenlediği saldırıda Uzman Çavuş Emre Sarıtaş’ı şehit verdik.
Her iki şehidimizin de ortak noktası Silivri'de oturuyor olmalarıydı.
Şehit Jandarma Piyade Er Adem Gövce aslen Tokat, Şehit Uzman Çavuş Emre Sarıtaş ise aslen Trabzon nüfusuna kayıtlı olmasına rağmen bir şekilde yolları Silivri ile kesişmişti ve bu şirin ilçemizde yaşıyorlardı.
*
Benim bildiğim ve takip ettiğim kadarıyla Silivri aradan geçen 20 yılda başka şehit vermedi.
Gözümden kaçmışsa bağışlayın.
1995 ve 2009 yıllarında iki defa şehit veren bir ailenin mensubu olarak bu acıyı çok yakından bilen birisiyim.
Allah kimselere göstermesin.
Tamam bir taraftan teselliniz; çok az insana nasip olan şehitlik mertebesi, vatan uğruna canını vererek kahraman olan yakınlarınız, sonsuza dek hep iyi ve gurula anılacak yiğitleriniz.
*
Ancak gelin görün ki sonuçta bir can gidiyor.
Hem de şöyle böyle değil.
Hayatının baharında.
Gençliğini yaşamadan.
Çocuklarını sevmeden.
Hayallerini yaşamadan.
Dünyaya doymadan, sevdiklerine doymadan, çekip gidiyorlar aranızdan.
*
Ne uğruna gidiyorlar.
Saçma sapan bir düzenin bu güzel ülkenin huzurunu kaçırma pahasına.
Kardeşi kardeşe öldürme pahasına.
Siyahı beyaza, akı karaya, uzunu kısaya kırdırma pahasına.
İnanın bana bu savaşın ne amacı belli, ne kazananı belli, ne kaybedeni belli.
Hele hele son günlerde ise başka bir boyut aldı ki içerisinden hiç çıkılmaz bir yola gider oldu.
*
Sorsanız dağa çıkan çocuklara kime neden kurşun sıkıyorlar tek bir kelime edemezler.
Sorsanız bu alçakça saldırıları düzenleyenlere, amaçları nedir cevap veremezler.
Sorsanız bu hainleri destekleyenlere neden bu düşüncede oldukları anlamında kendilerini bile ikna edemezler.
Ve sorsanız otuz yıldan fazladır bu savaşı takip eden uzmanlara hiçbir şekilde izah edemezler.
*
Gül gibi bir ülke.
İçerisinde, Lazı, Türkü, Kürdü, Alevisi, Sunisi, Çerkezi, Göçmeni, Yerlisi...
Gül gibi geçinmese de iyi kötü anlaşarak geçinip gidiyor.
Bir birinden kız alıyor kız veriyor.
Borç alıyor borç veriyor.
Beraber iş kuruyor, ortak oluyor, para kazanıyor, yol arkadaşlığı yapıyor.
*
Gelin görün ki; nereden geldiği, kimden geldiği, neden geldiği belli olmayan çomak sokmalar sayesinde işte bu kadar güzel anlaşan ülke yurttaşı birden bire bir birine kurşun sıkar hale geliyor.
Hadi diyelim ki bu saydığımız insanlar gül gibi geçinmiyorlar ve aralarında bazı sorunlar çıkıyor.
Devlet bu insanların bazılarına adil davranmıyor.
Hukuk bu insanların bazılarına adalet dağıtmıyor.
*
Öyle olsa bile.
Dağa çıkmak nedir.
Eline silah almak nedir.
Canlı bomba olup masum vatandaşların hayatına gasp etmek nedir.
Ülkeyi bölme düşünceleri nedir.
Ayrı vatan, ayrı bayrak ayrı millet düşüncelerine kapılmak nedir.
*
Anlayacağınız otuz yıldan fazladır ne bu satırların yazarı ne de bu konunun en üst düzey uzmanı bile işin içinden çıkacak bir fikir sahibi değil.
Hele bu acıları yaşadığınızda yirmi yılda bir ilçenizde şehit cenazesi olmasına rağmen bu törene katılmayan belediye başkanlarını.
Şehit ailesine taziye ziyaretine gittiklerinde orada politika yapmaya kalktığında aile tarafından kovulan il başkanlarını.
Anlamak hiç kolay değil.
*
Allah'tan Silivri Belediye Başkan Yardımcısı Bora Balcıoğlu gibi, şehit ailesini gece gündüz yalnız bırakmayan yöneticilerimiz var da.
Az da olsa insan nefes alıyor.
Yoksa bütün bu olup bitenleri, görmezden, anlamazdan, saymazdan gelenleri düşündükçe insan, bütün insanlardan şüphe duymaya başlıyor...
YORUM EKLE