2002 ruhu

Sürekli basın kartı müracaatım için bazı arşiv haberleri gerekiyordu.

Dün gazete merkezinde şöyle bir arşive göz atayım da o haberleri bulayım dedim.

Bir anda dalıp gitmişim tozlu arşiv sayfalarına.

1992’den bu güne bir çok hatıra canlandı gözlerimde bir anda.

Aramızdan ayrılanlar mı dersiniz.

Adres değiştirenler mi dersiniz.

Parti değiştirenler, makam değiştirenler mi dersiniz.

Neyse bir ara arşiv yazısı da yazarız umarım.

 

 

***

 

Şimdilik 3 Kasım 2002 seçimlerinden bahsetmek istiyorum.

HABERDAR o gün seçimden bir gün önce (Yandaki fotoğrafta olduğu gibi) ‘Al birini vur ötekine’ başlığı ile çıkmış.

Haberimizde ve benim köşemde yine bir erken seçimden bahsedilirken; ‘seçmen bu defa oyunu hak edene verecek’ demişiz.

Belki de gerçekten seçmen oyunu hak edene verdi ve AKP o zaman %34 küsür oy ile birinci parti olarak tam 363 milletvekili çıkardı ve tek başına iktidar olmayı başardı.

CHP Deniz Baykal liderliğinde oylarını bir önceki seçimlere göre yüzde yüz artırarak %19 oy ile ikinci oldu ve 178 milletvekili çıkardı.

Zaten meclise sadece bu iki parti girmişti.

Mehmet  Ağar ile birlikte dokuz da bağımsız milletvekili seçilmişti.

 

***

 

 

1999 genel seçimlerinden sonra kurulup 2002 seçimlerine kadar ülkeyi yöneten koalisyon hükümetinin ortaklarından Demokratik Sol Parti, Milliyetçi Hareket Partisi ve Anavatan Partisi'nin yanı sıra muhalefetteki Doğru Yol Partisi, Saadet Partisi ve Yeni Türkiye Partisi barajı aşamayarak TBMM dışında kalmıştı.

O zaman da (şimdi olduğu gibi) Milliyetçi Hareket Partisi lideri Devlet Bahçeli erken seçime ilk startı veren isim olmuş ve seçmen MHP’yi yüzde 18’den %8’e düşürerek (tam on puanlık oy oranı) MHP elindeki 129 milletvekilini de kaybetmişti.

 

 

Aynı Bahçeli yine MHP’nin başında erken seçime en çok destek veren lider olarak gözümüze çarptı.

Peki bu defa 7 Haziran 2015 seçimlerinde %16 oranında oy veren ve MHP’ye 80 milletvekili kazandıran seçmen sizce ne yapar dersiniz.

Ben cevabımı söyleyeyim.

MHP azda olsa oy kaybeder. Azda olsa vekil kaybeder. Ama Bahçeli yine koltuğunda oturmaya devam eder.

Zira MHP belki de kazanmayı değil birilerine kazandırmayı daha çok ilke edinerek politika yapmakta.

Yerel seçimlerdeki politikasına bakın MHP’nin ne demek istediğimi anlarsınız.

 

***

 

Neyse MHP’nin 1 Kasım erken seçimlerinde durumunu bekleyip ve göreceğiz.

Gelelim CHP’ye.

CHP  bir önceki seçimlerde (1999) birinci parti olan DSP’nin dağılmasından (Hüsamettin Özkan ve arkadaşları Yeni Türkiye Partisi’ni kurmuşlardı) istifade ederek,  2002’de oylarını artırmıştı.

Yine aynı CHP Baykal liderliğinde  Anayasa değişikliğine giderek o zaman milletvekili olamayan Recep Tayyip Erdoğan’ın Siirt’ten  milletvekili seçilmesini sağlamıştı.

Hoş ben bunu çok garipsemiyorum.

Zira Erdoğan o gün olmasa mutlaka bu siyasi konjoktürde er veya geç vekil olacaktı.

Ama dört yıl erken ama geç.

 

***

 

CHP daha sonra muhalefette olmasına rağmen 2007 seçimlerinde yerinde saymış.

2011’de Kemal Kılıçdaroğlu liderliğinde ilk defa girdiği seçimlerde  %25 oy alarak vekil sayısını da 102’den 112’ye yükseltmiş ama AKP tek başına iktidar olmaya devam etmiştir.

Erdoğan girdiği her seçimi kazandığı ve düşündüğü her şeyi gerçekleştirdiği için Cumhurbaşkanı seçildikten sonra bu defa çıtayı daha da yükselterek ‘Ben artık başkan olmalıyım’ demiştir.

 

***

 

7 Kasım 2015 seçimlerinde bir anlamda halk başkanlık sistemini de oyladı bu sistem halktan vize alamadı.

Şimdi geldik 1 Kasım 2015 erken seçimlerine.

3 Kasım 2002 erken seçimleri ile bir çok açıdan benzeşen bu seçimlerde ne olacak.

Yine gerçekten halk oyunu hak edene mi verecek.

Kime ceza kesecek.

Kimi ödüllendirecek.

Ve bunları neden yapacak.

 

***

 

AKP’ye ceza kesecek çünkü çözüm süreci askıda kaldı.

MHP’ye ceza kesecek çünkü önüne gelen her  teklifi red etti, elini taşın atına koymadı.

CHP’ye ceza kesecek çünkü koalisyon görüşmelerinde bir başarı gösteremedi. Akp’nin baskısına karşılık veremedi.

HDP’ye ceza kesecek çünkü daha seçim biter bitmez biz AKP ile koalisyon yapmayız diyerek bir anlamda erken seçime çanak tuttu.

 

***

 

Halkın cezası bunlar olacak diyoruz ama galiba yine en az ceza kesilecek siyasi parti HDP olacaktır.

Zira HDP son yıllarda bir çok kesimin desteğini alan açıklamalar yapmakta ve barışçıl yol tutmakta.

Zaten 7 Haziran seçimlerinde CHP’ye oranla gençlerin çoğunun HDP’ye yönelmesi bir anlamda gelecekte  soldan uzaklaşmaya meyilli olan CHP’nin yerini HDP’nin alacağı yorumlarına da sebep olmakta.

 

***

 

İşte bu çerçevede bir erken seçime gitmekteyiz.

Millet ne emrederse o olur söylemlerine rağmen emri dinlenmeyen millet bakalım ne yapacak.

Altı ay önce ne dediysem yine onu söyleyeceğim mi diyecek.

Madem öyle işte böyle diyerek sürprizler mi yapacak.

Aslında çok fazla sürpriz beklememek lazım.

Galiba seçim sonuçlarını en çok etkileyen özellik katılım oranı olacak.

7 Haziran’da %84 olan katılım oranı düşecek mi artacak mı?

Bu oran düşerse AKP’nin işine yarayacak gibi olur.

Çünkü AKP seçmeni her şartta sandığa gitmemezlik yapmayan seçmen olarak biliniyor.

Özellikle CHP seçmenine bu seçimde çok iş düşmekte.

Hem kesinlikle sandığa gitmek zorundalar.

Hem CHP’nin oylarını artırmak zorundalar.

Hem de HDP’ye kayan sol oylara rağmen CHP’ye puan kaybettirmemek zorundalar.

 

***

 

Bakalım 2002 ruhundaki gibi daha köklü bir siyasi değişiklik yaşanacak mı yoksa yine 7 Haziran seçimleri sonrası gibi aylarca koalisyon tartışmalarına mı şahit olacağız.

 

YORUM EKLE