Büyük fotoğraf...!


 

Bu günlerde çok sık duymaktayız bu sözü; büyük fotoğrafa bakmak lazım.

Neymiş; koalisyon hangi partiler arasında yapılacakmış!

Neymiş; 3 dönem yine uygulanacak mıymış!

Neymiş; erken seçim yapılacak mıymış!

Seçim son baharda mı yapılacak, ilk baharda mı!

CHP ön seçim yapacak mı!

MHP kimleri aday yapacak!

AKP Abdullah Gül'ü aday yapacak mı!

Demirtaş yeniden aday olacak mı!

 

***

 

Oysa daha büyük fotoğraf tam da karşımızda duruyor nedense ne bakarız, ne görürüz ne de gördüğümüzü söyleriz.

Ne midir o büyük fotoğraf söyleleyim!

Hergün gelen 3-5 şehit haberidir büyük fotoğraf!

Hergün 3-5 eve ateşin düşmesidir.

Anaların ağlaması, yüreklerin dağlanmasıdır.

Doğmamış bebeklerin babasız kalmasıdır.

Yirmisinde kadınların kocasız kalmasıdır.

 

***

 

Anlamsız savaşlardır.

Anlamsız ölümlerdir.

Anlamsız kavgadır, gürültüdür büyük fotoğraf.

Kardeşi kardeşe öldürmeğe göz yummaktır.

Aynı vatan topraklarında aynı vatandaşların bir birine savaş ilan etmesidir, bir birinin canına kat etmesidir,  büyük fotoğraf.

Bu güzelim vatanı topraklarında kardeşçe yaşayarak dünyaya meydan okumak varken, dünyanın oyunlarına gelmektir büyük fotoğraf!

 

***

 

Yapılan koalisyon görüşmelerinden tam 32 gün sonra; bize koalisyon teklifi yapılmadı ki, diyen bir Anamuhalefet partisi genel başkanına sahip ve mahkum olmaktır büyük fotoğraf.

Ülkenin içerisinde bulunduğu bu duruma rağmen bir türlü hiçbir görüşmeye yanaşmayan bir siyasi parti liderine de mahkum olmaktır büyük fotoğraf.

12 yıllık iktidarlığı süresince artık bu siyasi parti gitmeli diyenlere alternatif arayışlarında olanların ise tek seçeneklerinin de bu iki liderin yönettiği partilere mahkum olmaktır büyük fotoğraf!

Ve tabi bir başka büyük fotoğrafta bu ülke insanının sırf huzura kavuşalım diyerek oy verdiği, destek verdiği bir siyasi partinin ülkenin huzurunu kaçıran terör örgütü ile aynı saflarda yer alarak meydan okuması durumudur.

 

***

 

Halkın iradesini yok sayan bir zihniyete göz yummaktır, büyük fotoğraf!

Dört yılda bir yapılan seçim sonuçlarına saygı göstermeyen bir tek kişiye bütün ülke halkının boyun eğmesidir, büyük fotoğraf!

Anayasayı ihlal eden uygulamalar sergileyen, ben ne dersem o olur diktası ile ülkeyi çıkmaza sürükleyen, ben başkan olana kadar bu ülkeye huzur yok, benim partim tek başına iktidar olana kadar koalisyon  moalisyon yok diyen bir tek kişiye ses çıkartmamaktır büyük fotoğraf.

 

***

 

“Türkiye’de yönetim sistemi değişti” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yanıt veren Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, Erdoğan’ın  ‘’Anayasayı ihlal suçu’’ işlendiğini belirterek şunları söylüyor;

Erdoğan, Rize konuşmasında “İster kabul edilsin ister edilmesin Türkiye’nin yönetim sistemi değişmiştir. Şimdi yapılması gereken bu fiili durumun hukuki çerçevesinin yeni bir anayasa ile netleştirilmesi, kesinleştirilmesidir” diyerek ‘Anayasayı ihlal suçu’ işlemiştir. Fiili durumu yarattım, artık bundan sonra hukuki bir kılıf yaratmam lazım’ diyor. ‘Cumhurbaşkanı halk tarafından seçilirse yetkileri anayasal sınır içinde değildir’ demek istiyor. Bu anayasayı ihlal suçudur. Türkiye’nin birinci sorunu Cumhurbaşkanlığı sorunudur. Bu sorunu çözemeyen Türkiye, hiç bir sorununu çözemez. Anayasa fiilen askıya alınıyorsa ki açıkça söylüyor anayasa ihlali vardır. Birinci sorun Cumhurbaşkanı sorunudur. Vatana ihanet tabirini çözecek olan TBMM’dir. Belirli sınırlar içine çekmek için 276 oy yeter. Başbakanlığı döneminde işlediği iddia edilen suçlar hakkında, Meclis soruşturması açılıp, Yüce Divan’a sevk edilebilir. Bunun için siyasi iradenin oluşması lazım ama oluşmuyor. Şu anda yapılan hakkın kötüye kullanılmasıdır. Erken seçime gidebilmek için sürenin geçmesini sağlamak hakkın kötüye kullanılmasıdır’’...

 

***

 

Hadi buyurun şimdi sizlere bir sürü büyük fotoğraf.

Beğenin beğenin çerçeveletin asın bakalım evinize, odanıza, bağınıza bahçenize.

Ortada bu kadar büyük fotoğraf varken siz daha hangi fotoğraflardan bahsediyorsunuz ki!

 

***

 

Sakın bana bu seçimlerde her şey farklı olacak demeyin.

Sakın bana bu seçimlerde şu parti oy kaybedecek, bu parti oylarını yükseltecek demeyin.

Sakın bana CHP'nin başında şu olsa şöyle olurdu, MHP'nin başında bu olsa böyle olurdu demeyin.

Sakın bana AKP'nin başına asıl şu adam gelseydi daha farklı olurdu da demeyin.

Bu ülkenin şimdiki durumu, geleceği, siyasi rotası sadece ve sadece maalesef bir kişinin iki dudağı arasındadır.

İşte asıl ve net büyük fotoğraf budur.

Ve bu duruma bu ülke insanının yarısı göz yummakta, yarısının da bu durumu değiştirmeye gücü yetmemektedir.

YORUM EKLE