ÇANAKKALE SAVAŞI NİRE, GEZİ PARKI NİRE…?!

AK Parti Silivri İlçe Başkanı Dilek Demiral, Gençlik Kollarının düzenlediği Çanakkale şehitlerini anma programında bir konuştu pir konuştu. 
Sanırım Tiyatro Oyuncusu Ali Solmaz’ın Çanakkale savaşıyla ilgili anlatımları Demiral’i coşturdu. 

Çünkü konu Çanakkale savaşı ve 1915’de yazılan tarihi destan iken, İlçe Başkanı Dilek Demiral, mevzuyu hemen Gezi ve 28 Şubat olayları ile bağdaştırıverdi.
Ve Demiral; “ Çanakkale’de ki düşman ile Gezide ki ve 28 Şubatta ki düşman aynıdır” deyiverdi. 
Hatta gezi olaylarında İngiliz piyanistlerin piyano çaldığından bile bahsetti Demiral. 
E bizde haberi en çarpıcı başlıkla duyurduk kamuoyuna. 
Ondan sonra da olanlar oldu zaten. 

Dilek Demiral bir anda gezi olaylarını destekleyenlerin hedef tahtasına oturuverdi. 
Uzun süredir kış uykusunda olan bazı Siyasetçiler ve Sivil Toplum Kuruluşları, Demiral’in bu sözlerinin ardından uyanıverdiler. 
Aslında Demiral konuşmasında dış güçleri ve bu vatanı bölüp parçalamak için çaba sarf edenleri kastetmiş olsa da, kullandığı kelimeler farklı şekillerde algılanmaya çok müsait. 
Birincisi; 250 Bin kişinin vatanı uğruna şehit düştüğü Çanakkale Savaşı ile Gezi olayları bir tutulamaz ve emsal gösterilemez. 

İkincisi; Çanakkale savaşında, düşman vatanımıza, namusumuza ve bayrağımıza göz dikmiştir, Gezi olayında ise direk AK Parti hükümetine.   
Gezi olaylarında her ne kadar konu ağaç olsa da, olay masumiyetini kaybetmiş, o dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ı koltuğundan etme eylemine dönüşmüştür. 
Masum vatandaşlar ağaç için mücadele ederken, birileri de biz bu işten nasıl nemalanırız, AK Parti Hükümetine nasıl zarar veririzin hesabına düşmüşlerdir. 
Kimse kusura bakmasın ama gezi parkı olayı işte bu sebeplerden dolayı masumiyetini kaybetmiştir.

Bu ara aman ha sakın sözlerim yanlış anlaşılmasın. Kastım, orada ki masum insanların eylemini provoke etmeye çalışan radikal guruplar.  
Tabii tüm bunlar Dilek Demiral’in Çanakkale’deki düşman ile Gezide ki düşmanın aynı olduğu söyleminin doğru olduğunu da göstermez. 
Demiral kendine göre doğruları söylemiş olabilir ancak; sözlerinin kamuoyunda farklı algılanabileceğini de iyi hesap etmelidir.  
Konuştuklarından dolayı kendisine gelen tepkiler karşısında, “ben sözlerimin arkasındayım” deyip gazetecileri suçlamamalıdır. 
Mademki sözlerinizin arkasındasınız o zaman, kimseyi suçlamayacaksınız Sayın Demiral. 

Siz söylediklerinizden mesulsünüz, bizde sizin ağzınızdan çıkanları yazıp, kamuoyuna aktardıklarımızdan. 
Gazeteci 3 saatlik toplantıyı izler, konuşmaları dinler ve malzemesini alır, haberi özetler ve kamuoyuna aktarır. 
Dolayısıyla basını günah keçisi olarak göstermeniz mantıksız ve size bir şey kazandırmaz. 

Ha sizin sözleriniz bizim üzerimizden birilerine mesaj vermekse onu bilemem. 
Hani, “ Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla” misaliyse bize siteminiz eyvallah, ama sözleriniz direk biz gazetecilere ise o zaman size de geçmiş ola.! 
YORUM EKLE