Düğmeye basan onlar, ölen bizler!

Her geçen gün içinden çıkılmaz hal artıyor.
Halk tedirgin.
Ekonomi iyi gitmiyor.
Her alanda kaos ortamı baş gösteriyor.
İnsanlar huzursuz.
Gençler geleceklerinden kaygılı.
Yanı başımızdaki, İran, Irak, Suriye'ye benzeme tedirginliği aldı başını gidiyor.
*
Ülke bölünecek mi?
Terör ne zaman bitecek!
Bugün nerde bir patlama olacak!
Güneydoğu'da sokağa çıkma yasağı sürecek mi!
Bütün bu soruları sormakla geçiyor her günümüz.
*
Ve işin ilginç yanı bu sorular gölgesinde bir de 'başkanlık sistemi' tartışması gündemden düşmüyor.
Erken seçim beklentisi gündemden düşmüyor.
Yeni bir siyasi parti kurulma ihtimali gündemden düşmüyor.
Muhalefetin yeni lider arayışı gündemden düşmüyor.
*
Anlayacağınız adeta koyun can derdinde kasap et derdinde!
Ülke neredeyse iç savaşın eşiğinde.
Hergün yüzlerce canlar ölüyor.
Sokaklar kan gölüne dönmüş.
İnsanlar tedirginlikten işlerine gidemiyor, öğrenciler okullarına gidemiyor, esnaf dükkanını açmıyor.
Oysa bizimkiler koltuk telaşında.
*
Alın bütün koltuklar sizlerin olsun.
Bütün makamlar.
Bütün paralar.
Dünyada sahte ne varsa sizlerin olsun.
Sadece ve sadece özgürlüğümüzü verin bize, bir de sağlıklı bedenimizi yeter mi?
Yeter ki ülkemiz huzurlu olsun, insanlar ölmesin, analar ağlamasın, savaş çığlıkları sussun!
*
Bakın zannediyorum 2000'li yılların başıydı.
Türkiye yine aynı eller tarafından şimdiki olayların benzeri olaylarla, provokasyonlarla hırpalanırken, dönemin Başbakanı Bülent Ecevit kameraların karşısına geçerek: ‘‘birileri düğmeye bastı’’ demişti.
Bu nasıl düymeki arkadaş düğmeye basan birileri ama ölen bizler!
*
Kim basar.
Kimler basar.
Neden basar.
Ne zaman basar
Birisi de dur demez mi diyemez mi bu basanlara.
*
Düşünün bir ülkenin başbakanı bu sözleri söyleyen.
Sadece o gün değil, bu gün de aynı söylemleri duyar olduk.
... Birileri düğmeye bastı...
İyi de hani bu ülke büyük ülkeydi.
Hani güçlü ülkeydik.
Hani sizler dünya liderleriydiniz.
Neden Müsaade edersiniz arkadaş.
Bastırmayın düğmelere.
Öldürtmeyin bizleri.
*
Ecevit’in bu sözleri, çok acı ve çarpıcı bir gerçekti. Trajik bir itiraftı aslında.
Bu ülkede, güçlü devlet, halkın seçtiği iktidar, başbakan, millet, egemenlik halkın, kardeşlik vs. laflar hepsi palavra, yalan, aldatmaca imiş meğer.
İplerin kendi elinde olmadığını, hatta kendi ipinin de başkalarının elinde olduğunu söylemek istiyordu, başbakan.
Ecevir aslında yürekli davranarak iplerin hep başkalarının elinde olduğunu söylemişti.
Oysa aynı Ecevit Kıbrıs çıkartması ile lider olmayı başarmıştı.
Demek ki o zaman da Ecevit'e o cesareti veren birileriymiş!
Buradan onu da çıkartmak mümkün.
*
Neyse gelelim günümüze.
Yeter artık.
O düğme neredeyse veya kimlerin elindeyse artık basmasınlar.
Çünkü onlar düğmeye her bastıklarında ölen bizler oluyoruz.
Artık kendi ipimizi kendimiz çekelim.
Alalım düğmemizi elimize.
Canımız ne zaman istiyor o zaman basalım.
*
Artık tam bağımsız bir ülke olmamız şart.
Büyük Türkiye Cumhuriyeti olmamız şart.
Büyük devlet olmamız şart.
Ve bunu başarmanın yolu da kişisel çıkar ve menfaatlerimizi bir kenara bırakarak sadece ve sadece ülkemiz için ne gerekiyorsa onu yapmak olacaktır.
İllada düğmeye basılacaksa biz basalım ve kaderimizi kendimiz belirleyelim.
Var mısınız...!
YORUM EKLE