Ege'den selamlar

Bir haftadır Ege havası soldum.

Havası güzel.

Suyu güzel.

Nemsiz ve kuru bir hava.

Gökyüzünü her daim masmavi görmek ve izlemek mümkün.

Rüzgarı üşütmez.

Güneşi yakmaz.

Trafiği stres yapmaz.

İnsanları kendi halinde.

Doğası eşsiz güzelliklerde.

 

 

Rüya değil gerçek

 

Bu sıraladıklarım rüya değil gerçek sizlerde biliyorsunuz değil mi.

Madem bu kadar güzelliklere sahip bir memleket neden oralarda yaşamıyoruz değil mi?

Bence de.

Bu konuyu enine  boyuna düşünmek lazım.

Neden yaşamayalım ki.

Üstelik öyle zannedildiği kadar pahalı memleket de değil.

 

 

İstanbul!

 

İstanbul denince akla hemen; kargaşa, keşmekeş, curcuna, trafik, gürültü, patırtı geliyor.

Tamam İstanbul'un yeri ayrı.

Yirmi milyon insanımızı saklıyor.

Besliyor.

Doyuruyor.

Ekonomimize nefes veriyor, can veriyor, kan veriyor.

Ancak işte o sıkıcı, boğucu, yorucu, gürültülü ortamı yok mu?

İnanın insanın İstanbul'a gelesi yok mecburiyet olmasa.

 

 

Aklı doğru kullanmak!

 

Yaşamın her alanında aklı doğru kullanmak kuşkusuz önemli.

Özel hayatımıza.

İşlerimizde.

Sosyal yaşamımızda.

Peki ya yaşam alanlarımızı doğru inşa etmekte ve kullanmakta aklımızı ne kadar devreye sokarız.

Bodrum caddelerinden geçiyoruz araba ile.

Arabada bulunan oğlum Alp ve yeğenim Nebi'den bir soru; - Buralarda evler neden hep birbirine benziyor  ve sade yapılmış.

Benden cevap; - Burada yaşayanların parası da yok. Süslü püslü bina yapacak akılları da yok!

Değil tabi ki, şakası bile kötüymüş.

Cevabım şuydu; Çocuklar burada gerek ev, konut v.s. gibi yapılarda,  gerek bahçe düzeni, tarım, esnaf v.s. alanlarda batının izlerine daha çok rastlamak mümkün.

Biz şarklılar/doğulular gereksiz süsleri püsleri severiz.

Paramızı nereye harcadığımızı veya harcayacağımızı pek bilmeyiz.

Hesap yapmayı da bilmeyiz.

Kısaca yaşamaktan pek anlamayız.

Oysa garplılar/batılılar; gereksiz şaşa vattan kaçınırlar, süsten püsten gereksiz harcamalardan kaçınırlar.

Sadece ve sadece adam gibi yaşamaya odaklanırlar.

İşte yaşayacakları evleri de böyle inşa ederler.

 

 

Yaşamak için yaşamak!

 

Aklını doğru kullananlar hani bir ara bir kalıp söz vardı.

Yemek için mi yaşamalı, yaşamak için mi yemeli.

İşte tam da yaşamak için yerler batılılar.

Biz doğulular gibi yemek için yaşamazlar!

Gereksiz işlerle, süslerle, püslerle, kavgalarla zaman geçirmek yerine.

Gezerler.

Tozarlar.

Eğlenirler.

Dinlenirler.

Yaşamın her anını doğru kullanmasını da bilirler.

 

 

Tembel milletiz vesselam!

 

Bunları yaparken de çalışmazlar mı?

Tabi ki çalışırlar.,

Üstelik bizlerden daha konsantre işler yaparlar.

Organize olurlar.

Sistemli çalışırlar.

Zamanlarını, paralarını, emeklerini doğru kullanmasını bilirler.

Prensip sahipleridirler, işe vaktinde gidip ellerinden geldiğince verimli olmaya çalışırlar.

Mesela çalıştıkları iş yerlerine geç gitmeyi ve erken çıkmayı alışkanlık haline getiren millet bizim milletten başkası değildir.

Onlarca kaynanamızı öldürürüz, amcamızı hasta ederiz, teyzemizi evlendiririz.

Yeterki iş yerinden izin alalım bizler için yalandan hastalamak, evlenmek, ölmek her an mümkündür!

 

Benzetme!

 

Anlayacağınız ben Ege'yi biraz Batı'ya benzetiyorum.

Oldum olası Ege'yi çok seviyorum.

Kısmetse Ege'de daha fazla yaşamak isterim.

Umarım gelecekte bizler de; batının güzelliklerini alır, doğunun güzelliklerini yaşatarak yanlış alışkanlıklarından uzaklaşır ve daha sağlıklı bir yaşam kurmayı, onu yaşamayı başarmasını biliriz.

Hadi bakalım İstanbul.

Yine birlikteyiz.

İkimize de kolay gelsin!

 

YORUM EKLE