Facebook beni öldürmüş!

 Önce şu davetimi yapayım.

Yarın (28 Kasım 2015 Cumartesi saat 10.00'da) İstanbul Yerel Gazeteciler Derneği kongresine bütün meslektaşlarım davetlidir.

Ayrıca aynı günün akşamı Yakuplu Sosyal Tesisleri'nde gerçekleşecek yemeğe ise basın dostlarını bekliyoruz.
Bu yazımda ise kısa adı İYGAD olan, 2002 yılında beş arkadaşımız ile birlikte kurucusu olduğumuz ama bugün büyüyerek 162 gazeteci üyesi olan, İstanbul Yerel Gazeteciler Dernek başkan adaylığını açıklamamda etkili olan olayı anlatmaya çalışacağım.
*
Beylikdüzü İSKİ'ye işim düştü.
Birkaç gün sonra ise İYGAD'ın yönetim kurulu toplantısı var ve aday olup olmama konusunda, zaman ayırabilir miyim, derneğe ne kadar faydam olur gibi kararsızlıklarım var.
Salona girdim, kapının hemen arkasındaki İSKİ memuruna makbuzu uzatarak; şuna bir bakar mısınız, her zamankinden çok fazla gelmiş fatura size iletmemi söylediler, dedim.
Saonun en arka sırasından bir bayan 'Siz Mehmet Mert değil misiniz?
Evet benim dedim.
Ben Bahar, Selimpaşa Belediyesi, Kumseka, tanımadınız mı?
Dediğinde.
Şöyle bir baktım; evet Bahar ne haber, nasılsın, dedim.
*
Mehmet bey geçenlerde Facebook'ta bir video izledim. Gazeteci Mehmet Mert öldü diye.
Çok üzüldüm hatta kocamla beraber sizi andık. O da sizi tanıyor ve yazılarınızı takip ediyordu.
Bakın isterseniz soralım diyerek Bahar telefonla kocası beyefendi ile konuştu.
O'na izledikleri videonun doğru olmadığını söyledi.
Bahar hanım da kocası da benim yaşıyor oluşuma çok sevindi.
*
Ben de o ara şaka bile yaparak; Bahar ben aslında ölüyüm, sen de yeni öldün, öbür taraf dedikleri burası işe. Cehenneme hoşgeldin, dedim.
O ara diğer İSKİ çalışanlarıda bu durumumuza şahitlik ettiler.
Güldük falan.
Bir arkadaşta; ben de bir ara Acun Ilıcalı ile ilgili benzer video izlemiştim falan dedi.
*
Tabi İSKİ'den ayrılmadan daha benim kafamda bir takım şeyler canlandı.
Bir kitapta da okumuştum.
Arada bir mutlaka ölümünüzü hayal edin diyordu.
Bahar Hanım'ın bu anısı kısa sürede olsa beni duygulandırdı ve etkiledi.
Hemen o an karar verdim.
Evet bugün bir Facebook'un spam videosu belki beni öldürmüştü ama.
Aslında ölüm çok fazla uzağımızda değil.
*
O halde bazı şeyleri ertelemenin bir anlamı yok.
Kimi aramak istiyorsanız arayın.
Kiminle buluşmak istiyorsanız buluşun.
Kiminle ne hesabınız varsa hemen hesaplaşın.
Kimden veya kimlerden af dilemek istiyorsanız bunun için acele edin.
Ve ne yapmak istiyorsanız hemen kolları sıvayın.
*
Peki bu satırların yazarı ne yapmak mı istiyor.
Anlatayım kısaca.
Mesleki bilgi ve birikimini değerlendirmek, bu mesleğe gönül verenlere destek vermek, yardımcı olmak, bu mesleğin meslek örgütlerine faydalı işler yapmak.
Zaman harcamak.
İmkanlarını harcamak.
Kafa patlatmak.
Çalışmak, çalışmak, çalışmak.
*
Peki bütün bunları nasıl yapabilir.
Var olan bir meslek örgütünde görev alarak yapabilir.
Peki illa da dernek başkanı mı olmak gerekir bir şeyler yapmak için.
Gerekmiyor tabi ki.
Ancak dernek başkanlığı bazı hizmetleri hızlandırır.
Bazı fikirlerin hayata geçişini kolaylaştırır.
*
Bu hikayeyi İYGAD yönetim kurulunda bulunan arkadaşlarla da paylaşarak kendilerinden destek istedim.
Kongrede aday olmam konusunda o arkadaşların da olurunu aldım.
Buradan bu yolda ve düşüncede bana güvenen bütün arkadaşlara teşekkür ediyorum.
Onların güvencini boşa çıkarmayacağıma da söz veriyorum.
Şimdi sıra İYGAD'ın kongre üyelerinde.
Şayet kongrenin de onayını alırsak bu günkü inanç, istek ve enerjim ile inanıyorum ki hep birlikte çok başarılı hizmetler yapacağız.
Kısmetse yarından sonra İstanbul'un tek ciddi gazeteciler derneği olan İYGAD'ı çok daha iyi yerlere getirmek için yeni yönetim kurulu üyesi meslektaşlarım ve tabi 160'dan fazla dernek üyesi arkadaşlarımla birlikte kolları sıvayacağız.
Şimdiden hayırlısı ne ise o olsun.
Kazanan İYGAD olsun...

YORUM EKLE