Bölgedeki sıcak çatışmaların Türkiye'yi doğrudan ilgilendirdiğini belirten Dr. Hazar Vural, sınırların, egemenlik haklarının ve vatandaş güvenliğinin Türkiye Cumhuriyeti için tartışmaya kapalı kırmızı çizgiler olduğunun altını çizdi. Vural'ın analizlerinde öne çıkan başlıklar şu şekilde sıralandı:
"Sahte bayrak (False Flag) operasyonlarına ve klonlanmış dronlara dikkat edilmeli"
Bugüne kadar iki adet İran füzesinin Türkiye hava savunma sistemleri tarafından engellenmesinin ardından tırmanan gerilimi değerlendiren Dr. Vural, sürecin soğukkanlılıkla yönetildiğini belirtti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sert ikazlarının ardından, İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan'ın böyle bir kasıtlarının olmadığını ve konuyu araştıracaklarını açıklamasına dikkat çeken Vural, şu uyarılarda bulundu:
"Savaş ortamlarında devletlerin açıklamaları esastır. Ancak özellikle bu süreçte sahte bayrak (false flag) operasyonlarına ve klonlanmış dronlara karşı son derece uyanık olmalıyız. Düşen füzelerin menzili, tipi ve kim tarafından ateşlendiği, balistik incelemeler sonucunda net bir şekilde ortaya çıkacaktır. Türkiye, 2010 ve 2015 yıllarındaki nükleer görüşmelerde olduğu gibi İran ile Batı arasında her zaman yapıcı bir köprü olmuştur. İki komşu ülke arasındaki diyaloğun en üst düzeyde devam etmesi, sürecin normalleşmesi adına hayati önem taşımaktadır." Dr. Vural ayrıca, İran'da yeni seçilen yönetimin ve ordudaki yeni başkomutanlık kademesinin savaşın getirdiği kaos ortamında bazı operasyonel hatalar yapmış olabileceği ihtimaline de açık kapı bıraktı.
"Türkiye'deki Üsler, Körfez'deki ABD Üsleriyle Bir Tutulamaz"
İran'ın Ortadoğu'daki Amerikan üslerini hedef alacağına dair açıklamalarının Türkiye'ye olası yansımalarını değerlendiren Vural, statü farklarına dikkat çekti:
"Türkiye’deki üst düzey askeri tesisler, Amerikan üsleri değil; doğrudan dahil olduğumuz güvenlik paktları gereğince kurulan NATO üsleridir. Bu tesislerde Türk komutanlar en üst kademelerde görev yapmaktadır. Dolayısıyla İran'ın, Körfez ülkelerindeki üslerle Türkiye'deki NATO üslerini aynı kefeye koyarak bir hedefleme yapması, kısa süreli bir savaş hedefleyen Tahran yönetimi için askeri ve stratejik anlamda çok büyük bir hata olur."
Doğu Akdeniz'de ısınan sular: "Türkiye sadece oturup izleyemez"
Savaşın sadece kara sınırlarında değil, Doğu Akdeniz'de de büyük bir hareketliliğe neden olduğunu belirten Dr. Vural, Milli Savunma Bakanlığı'nın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne (KKTC) 6 adet F-16 savaş uçağı ve Malatya'ya Patriot sistemleri konuşlandırmasının tamamen uluslararası hukuk çerçevesinde atılmış adımlar olduğunu vurguladı.
Vural, bölgedeki diğer aktörlerin hamlelerini hatırlatarak şunları söyledi: "Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un Kıbrıs'taki İngiliz üslerini korumak bahanesiyle bölgeye fırsattan istifade uçak gemisi göndermesi, Yunanistan'ın Ege adalarını hukuka aykırı şekilde silahlandırmaya devam etmesi, bölgesel tansiyonu artıran asıl unsurlardır. Füzelerin menzillerinin Suriye ve Kıbrıs gibi birkaç dakikalık mesafelere indiği, jeostratejik tehditlerin bu kadar arttığı bir ortamda Türkiye’nin kapılarını kapatıp gelişmeleri izleme lüksü yoktur. KKTC'deki askeri varlığımız, uluslararası hukuktan doğan garantörlük hakkımızın doğrudan bir sonucudur."
"Kıyamet Koparken Türkiye Barış Dili Kurmaya Devam Edecek"
Bölgede kuzeyden güneye, doğudan batıya adeta kıyametin koptuğunu ve Türkiye'nin bir ateş çemberiyle kuşatıldığını belirten Dr. Vural, sözlerini Türk diplomasisinin gücüne vurgu yaparak tamamladı: "Modern Türk dış politikası, sorunların arabuluculuk ve diplomasi yoluyla çözülmesi üzerine inşa edilmiştir. Savaşın 11. gününde birçok devletin pozisyonu sarsılırken, Türkiye barışçıl ve güvenilir bir bölgesel aktör olma misyonundan taviz vermeyecektir. Sınır güvenliğimizden ödün vermeden, çatışan tüm taraflarla konuşarak aktif diplomasi yürütmeye devam edeceğiz."
,