'Eğitim Markası Yaratmak' adlı kitabı ile dikkatleri üzerine çeken Mehmet Utku Şentürk Damga'ya konuştu. Eğitim kurumlarının neden marka olmak zorunda olduğunu anlatan Şentürk, öğretmen ve veli deneyiminin kurumsal algıyı nasıl şekillendirdiğini ve dijital çağda güven inşasının hangi adımlarla mümkün olabileceği konusuna açıklık getirdi. “Veliler artık notlara değil markaya bakıyor tespiti eğitim sistemi açısından nasıl okunmalı?” sorusuna cevap veren Şentürk, “Bu tespit, eğitimin artık sadece pedagojik bir alan olmaktan çıkıp aynı zamanda stratejik bir yönetim alanına dönüştüğünü gösteriyor. Veliler karar verirken akademik başarıyı temel alıyor ama son kararı belirleyen unsur güven, kurumsal tutarlılık ve algı oluyor. Bu da rekabetin sınıflardan çok anlatı ve itibar düzleminde yaşandığını gösteriyor” dedi.
Uygulanabilirlik sunduk
Şentürk, “Eğitim kurumları için marka olamamanın bedeli nedir?” sorusunu da “Görünmezliktir. İyi eğitim veren ama kendini anlatamayan kurumlar tercih edilme yarışında geriye düşüyor. Marka olamamak, uzun vadede kayıt kaybı, fiyat baskısı ve itibar zayıflaması anlamına geliyor. Bugün birçok okulun yaşadığı sorun eğitim kalitesi değil, algı yönetimi” şeklinde cevapladı. “Eğitim Markası Yaratmak” isimli kitabında bu soruna nasıl bir çözüm sunduğunu anlatan Şentürk, “Kitap, iletişimi sadece tanıtım faaliyeti olmaktan çıkarıp yönetim fonksiyonu olarak ele alıyor. Kurumsal kimlikten dijital dile, kriz iletişiminden veli deneyimine kadar tüm başlıkları bütüncül bir çerçevede ele alıyor. Ama en önemlisi, teoriden çok uygulanabilirlik sunuyor” ifadelerini kullandı.
İtibar yönetim meselesi
Mehmet Utku Şentürk, “Dijitalleşme eğitim kurumlarının güç dengesini nasıl etkiledi?” sorusuna ise “Dijitalleşme küçük ve orta ölçekli kurumlara görünürlük fırsatı sundu ama aynı zamanda hataları da büyüttü. Tutarsız bir sosyal medya dili ya da yanlış bir kriz refleksi çok hızlı yayılıyor. Bu nedenle dijital iletişim artık bir pazarlama konusu değil, doğrudan itibar yönetimi meselesi” cevabını verdi. Öğretmen ve veli deneyiminin neden stratejik bir konu hâline geldiiğini de “Çünkü deneyim, artık en güçlü iletişim aracı. Öğretmen mutsuzsa bu sınıfa, veliyle kurulan ilişkiye ve dolayısıyla markaya yansıyor. Veli memnuniyeti ise sadece kayıt döneminde değil, uzun vadeli itibar açısından belirleyici. Bu yüzden kurum içi iletişim, dış iletişim kadar kritik” şeklinde açıkladı.
LÜKS DEĞİL ZORUNLULUK!
Mehmet Utku Şentürk, Türkiye’deki eğitim kurumları dönüşüme hazır olup olmadığını, “Farkındalık artıyor ama hazırlık seviyesi eşit değil. Bazı kurumlar bu süreci stratejik olarak yönetirken, bazıları hâlâ iletişimi “sonradan eklenen” bir alan olarak görüyor. Oysa önümüzdeki dönemde ayakta kalanlar; eğitimi, iletişimi ve markayı aynı masada ele alanlar olacak” ifadeleriyle açıkladı. Son olarak Şentürk, “Bu kitabı kimler mutlaka okumalı?” sorusuna, “Okul kurucuları, yöneticiler, iletişim ve pazarlama ekipleri, eğitim yatırımı yapanlar ve 'okulumu nasıl büyütürüm?' sorusunu soran herkes. Kısacası eğitimde sürdürülebilir bir gelecek hedefleyen herkes için yazıldı” cevabını verdi. Şentürk, “Geleceğin başarılı eğitim kurumları sadece iyi eğitim verenler değil; güven veren, doğru anlatan ve güçlü bir hikâye kurabilenler olacak. Marka olmak bir lüks değil, artık bir zorunluluk” ifadelerini kullandı.