Eğitim Gücü Sendikası Çivril İl Temsilciliği adına Özgür Kayaoğlu yaptığı açıklamada; İstanbul’da bir okulda yaşanan olay hepimizi derinden sarstı. Bir öğrenci, iki öğretmeni ve bir öğrenciyi bıçakladı ve bir meslektaşımız bu saldırı sonucu hayatını kaybetti. Bu cümleyi yazmak bile insanın yüreğini sıkıştırıyorken eğitim çalışanlarına şiddet haberleri bir türlü son bulmamaktadır.Okul dediğimiz yer; bilgi, umut, gelişim ve gelecek demektir. Fakat artık şu soruyu sormak zorundayız: Çocuklarımızı eğitime mi gönderiyoruz, yoksa risk alanına mı?
Okullarımızda güvenlik sorunu gerçeği
Türkiye’de birçok okulda güvenlik hâlâ sembolik düzeydedir. Bakanlık bu konuda bir temin yoluna gitmemiş, okullara adeta “başınızın çaresine bakın” demiştir. Okul idareleri bu sorunla baş başa kalmış, çözüm yolları arar hale gelmiştir. Bazı okullarımızda Okul Aile Birlikleri bu ihtiyacı karşılarken diğer okullar maalesef güvenli olamamıştır.
Çoğu okulda kapıda bir güvenlik görevlisi yoktur. Bir ilde onlarca okul gezseniz güvenlik görevlisi olan okul sayısı maalesef bir elin parmaklarını geçmeyebilir. Bu sadece eğitim çalışanlarını değil 6/18 yaş arası çocuklarımızı, öğrencilerimizi de riske açık hale getirmektedir.
Okullarda güvenlik konusunda çağı geriden bile takip edemiyoruz.
Okullar kamu binalarıdır. Ülkenin geleceği öğrencilerin bulunduğu, geleceğin şekillendiği en önemli kurumlardır. Asıl buraların göz bebeği şeklinde korunması, yapılan her çalışmaya hassasiyetle yaklaşılması gerekmektedir. Ancak bulunduğumuz nokta da bir güvenlik görevlisi okulun bahtına düşerse ne ala.
Okullar, eğitim çalışanları, öğrenciler korunmalı derken aslında daha profesyonel bir yaklaşım gerekliyken maalesef daha biz bunun çok gerisindeyiz. Aslında okullara giriş çıkışların öğrenciler özellikle ziyaretçilerin denetlenmesi, kontrol edilmesi önemlidir. Olası bir durumda neler yapılması gerektiği, krizi yönetme konularında donanımlı personeller talep edecekken biz hala personel kısmında takılı kalıyoruz maalesef. Ama kabul etmekte mecbur olduğumuz şu gerçeği kabul etmeliyiz:
Okullarda güvenlik görevlisi bulundurmak yetmez.
Nitelikli, kriz yönetimi eğitimi almış, fiziksel müdahale kapasitesi yüksek iki profesyonel güvenlik personeli zorunlu olmalıdır.
Ama bugün bulunduğumuz nokta okullara herkes elini kolunu sallayarak rahatça girip çıkabilmektedir.
Eğitim Gücü Sendikası olarak okullarımızdaki güvenlik sorununu defalarca yazılı ve sözlü dile getirdik. Her şiddet olayında içimiz yana yana tekrar söylüyoruz. Bakanlık temin yoluyla her okula güvenlik görevlisi sağlayabilir. Sağlamalıdır da. Öğrencileri okul kapısının önünde hangi riskler, tehditler bekliyor bilemezken bu sorunun giderilmesi Bakanlığın öncelikleri arasında olmalıdır.
Güvenlik insanların birincil ihtiyaçlarındandır. Güvenlik sorunu olan yerde insan rahatça yemek bile yiyemezken nasıl eğitim görür? Veya bir de şu açıdan bakalım, bu tür istenmeyen bir olayın yaşandığı okulda eğitim çalışanları ve öğrenciler için eğitim nasıl devam eder?
Nasıl ki hastanede acil servis zorunludur,
Nasıl ki uçakta güvenlik prosedürü zorunludur,
Okullarda da güvenlik sistemi zorunlu olmalıdır.
Okullarda güvenlik lüks değil, haktır.
Devletin en temel görevi; çocukları korumaktır.
Bir ülke, çocuklarını, öğretmenlerini koruyamıyorsa; geleceğini koruyamıyordur.
Ve artık şu gerçeği kabul etmeliyiz:
Okullarda güvenlik görevlisi bulundurmak yetmez.
Nitelikli, kriz yönetimi eğitimi almış, fiziksel müdahale kapasitesi yüksek iki profesyonel güvenlik personeli zorunlu olmalıdır.
Çünkü bir hayatın değeri, hiçbir bütçe kaleminden daha ucuz değildir.
