İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Nuri Aslan, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kapsamında Taksim Cumhuriyet Anıtı’ndaki resmi törene katıldı.
Aslan’a CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ve yönetim kadrosu ile İBB bürokratları eşlik etti. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan törende Aslan, Atatürk Anıtı’na çelenk bıraktı.
Cumhuriyet vurgusu
Törenin ardından değerlendirmelerde bulunan Nuri Aslan, 19 Mayıs’ın taşıdığı tarihi anlama dikkat çekti.
Aslan, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Tam yüz yedi yıl önce Gazi Mustafa Kemal Atatürk İstanbul'dan Samsun'a vardığında, arkasında işgal altında bir şehir ve içinde bir umut vardı. O günden bugüne, yüz yedi yıl boyunca, cumhuriyet ilan edildikten ve bağımsızlık sağlandıktan sonra cumhuriyetin bütün o evrimleri bu toplumun içine işledi. Yüz yedi yıllık bir çınardır cumhuriyet ve ilelebet yaşayacak. Bugün çeşitli demokratik ve hukuksuz kurallarla karşı karşıyayız; ama Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün bize emaneti olan cumhuriyete sahip çıkmaya devam edeceğiz. Gençliğimiz var, umudumuz var, heyecanımız yüksek! Öyle veya böyle, her şart ve koşulda cumhuriyete sahip çıkacağız”
Çelik’ten demokrasi mesajı
CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik de törende yaptığı açıklamada 19 Mayıs’ın Milli Mücadele’nin başlangıcı olduğu kadar millet egemenliğinin de ilk adımı olduğunu söyledi.
Çelik, değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
“19 Mayıs 1919'un yüz yedinci yılında Taksim Atatürk Anıtı'na çelenk sunumumuzu gerçekleştirdik. Atatürk'ün Samsun'a çıkışının yüz yedinci yılında, 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'mız kutlu olsun! Bizlere bu güzel cumhuriyeti armağan eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü ve tüm Millî Mücadele kahramanlarımızı saygıyla, özlemle ve rahmetle anıyoruz. Atatürk İstanbul'dan ilk adımı attığında ve 19 Mayıs'ta Samsun'a çıktığında zihninde net bir düşünce vardı. Evet, bu topraklar emperyalist bir işgal altındaydı ve öncelikli olarak Millî Mücadele'nin başlaması gerekiyordu. Ancak onun, bu millî mücadeleyi milletle birlikte gerçekleştirme fikri vardı. Bu noktada 19 Mayıs, aslında egemenliğin kayıtsız şartsız millete geçtiğinin de ilk adımıdır. Hem Millî Mücadele'nin ilk adımı hem de saltanatın bir avuç insandan alınıp millete verildiği sürecin başlangıcıdır. Bizim bu topraklarda yetmiş yılı aşkın bir çok partili demokrasi serüvenimiz var; fakat bugün on beş buçuk milyon oyla belirlenmiş Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu Silivri zindanında. Bugün burada, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin çelengini sunması gereken Ekrem İmamoğlu, şu an sınırları içerisinde bulunduğumuz Beyoğlu Belediyesi'nin çelengini sunması gereken İnan Güney ve çok sayıda yol arkadaşımız tutsak vaziyettedir. Belediye başkanlarımız tutuklanarak millet iradesine darbe vuruluyor; Cumhurbaşkanı adayımız hapsedilerek millî iradeye darbe vurulmaya çalışılıyor. 19 Mayıs, aynı zamanda millet egemenliğidir. Biz millet egemenliğini savunmaya, cumhuriyetin değerlerini korumaya ve demokrasimizi güçlendirmek için güçlü bir mücadele vermeye devam edeceğiz. Bizler, cumhuriyetin ikinci yüzyılında gençlere ve bize düşen sorumluluğun bilincindeyiz. Herkes için barış, kardeşlik ve refah içerisinde yaşanabilir bir Türkiye'yi egemen kılmak için mücadele etmeyi sürdüreceğiz. Bir kez daha 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı'mız kutlu olsun. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü ve silah arkadaşlarını saygıyla, özlemle anıyorum”
Müze ziyareti
Resmi tören öncesinde Nuri Aslan ve Özgür Çelik, Taksim Meydanı’nda bulunan Cumhuriyet Müzesi’ni ziyaret etti.
Aslan ve Çelik, Taksim Maksemi olarak bilinen taşınmazın vakıflara devredilme girişimine tepki gösterdi.
Hukuki süreç başlayacak
İBB Başkanvekili Nuri Aslan, Cumhuriyet Müzesi’nin tarihsel önemine ve İBB Miras çalışmalarıyla yeniden işlev kazandığına dikkat çekti.
Aslan, açıklamasında şunları söyledi:
“Cumhuriyet Müzesi'ndeyiz. Bu bina, 1732-1733'lü yıllarda yapılıyor. O zamanlar şehrin su ihtiyacını karşılamak amacıyla inşa edilmiş; aslında su sağlayacak olan bu yer "Taksim Maksimi" diye geçiyor. Yeni nesil bilgiyle de Taksim ya da İstanbul Suları İdaresi dediğimiz bölge tam olarak burasıdır. Burası İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin mülküdür, tapusu İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin üzerindedir. 2019 yılında Ekrem İmamoğlu seçimi kazandıktan sonra, İstanbul'un tarihi ve kültürel yapılarına sahip çıkmak için ‘İBB Miras’ adında bir ekip kurdu. O ekiple hem mülkiyetleri korumak hem de İstanbul'un tarihi değerlerine sahip çıkmak üzere çeşitli çalışmalar yürütüyor. O yapılardan bir tanesi de içinde bulunduğumuz bu alandır. Burası, Taksim Anıtı'nın olduğu yerdeki Taksim Maksimi Cumhuriyet Müzesi’dir. Taksim Cumhuriyet Meydanı’na ve cumhuriyetin yüzüncü yılına yakışır bir şekilde burayı müze haline getirdik. Bugün ise Vakıflar Genel Müdürlüğü, bizim son altı yılda yaklaşık yirmi milyar lira harcayarak ayağa kaldırdığımız bütün o yapıların tapularını, bir yasaya dayandırarak kendi üzerine alıyor. Aynı durum hemen Beyoğlu'nun girişindeki İETT binası olan Metro Han için de geçerli. 1937-1939 yılları arasında Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu binayı yabancı bir şirketten parayla satın alıyor ve o günün şartlarında İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin tapusuna kaydediyor. Şimdi ise sanki Metro Han binası, sanki o demir yolları ve metrolar 1500'lü yıllarda varmış gibi, bina o dönemde yapılmış gibi tapusunu Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün üzerine tescil ettiriyorlar. İşte böyle bir durumla karşı karşıyayız. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin İstanbul'un tarihine ve kültürüne sahip çıkma düzenine karşı; Vakıflar Genel Müdürlüğü, biz bütün o yatırımı yaptıktan sonra şimdi güya para kazanacağım diye İBB'nin elindeki mallara çökmeye çalışıyor. Biz de sizinle konuştuğumuz üzere, tüm hukuki haklarımızı kullanacak şekilde yasal yollara başvuruyoruz başkanım”
Kültür varlıkları
Özgür Çelik ise Cumhuriyet Müzesi’nin 2019 öncesinde harabe durumda olduğunu, Ekrem İmamoğlu’nun vizyonuyla müzeye dönüştürüldüğünü söyledi.
Çelik, “19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'ndayız. Kıymetli Başkanımız Nuri Aslan'la birlikte bugün Cumhuriyet Müzesi'ni ziyaret ettik. Tabii burası 2019 öncesinde de bir Türk varlığıydı; ancak harabe vaziyette ve İBB'ye kayıtlı bir alandı. Ekrem İmamoğlu'nun vizyonu ve kıymetli Nuri başkanımın da ifade ettiği gibi burası bir Cumhuriyet Müzesi'ne dönüştürüldü. İsmini de Cumhuriyet Meydanı'ndan aldı. Yalnızca bir Cumhuriyet Müzesi değil, içeride çok anlamlı bir sergileme var. 1919'da Atatürk'ün Samsun'a çıktığı günden cumhuriyeti ilan ettiği güne kadar olan süreci ve cumhuriyet sonrasında özellikle sanayi alanında atılan adımları, harf devrimini, eğitim alanındaki atılımları çok etkili bir şekilde anlatan bir müze. Ancak Ekrem İmamoğlu vizyonuyla harabe halden kurtarılıp çok iyi bir noktaya taşınan yer sadece burası değil; İstanbul'da buna örnek verebileceğimiz çok sayıda yapı var. Örneğin bunlardan bir tanesi Yerebatan Sarnıcı'dır. Ya da Sarıyer'deki Büyükdere Fidanlığı, kaderine terk edilmişken yaşam vadilerine dönüştürülen ormanlar, Rumeli Hisarı, Anadolu Hisarı gibi İstanbul'un çok önemli kültür varlıkları ve yeşil alanları Ekrem İmamoğlu vizyonuyla İstanbul halkının kullanımına açıldı.” dedi.
Hizmet bağı vurgusu
Çelik, konuşmasının devamında Vakıflar Yasası’ndaki değişiklikle kültür varlıklarının İBB’nin elinden alınmaya çalışıldığını savundu.
Çelik, şu ifadeleri kullandı:
“Peki şimdi ne yapmaya çalışıyorlar? Burayla ilgili durumu kıymetli başkanımız anlattı zaten. Vakıflar Yasası'nda yaptıkları bir değişiklikle burayı İBB'nin elinden almaya çalışıyorlar. Buranın çok uygun bir giriş ücreti var. Aynı şekilde Yerebatan Sarnıcı'nı ve daha birçok kültür varlığını da İBB'nin elinden almaya çalışıyorlar. Yapmak istedikleri şey çok açık: 2024 seçimlerinde ikinci parti konumuna düştükten sonra önce tasarruf tedbirleri genelgesi getirdiler. Ardından finansman baskısına başladılar; öyle ki İller Bankası'ndan belediyelerimize gelen payın yüzde ellisini kesiyorlar. Sonra da yargı tacizine başladılar. İstanbul'un seçilmiş Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nu Silivri zindanında hapsederek, bugün sınırları içerisinde bulunduğumuz Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'i ve İstanbul'daki on iki belediye başkanımızı şafak operasyonlarıyla gözaltına alıp tutsak ederek önümüzdeki süreci ve siyaseti yargı eliyle dizayn etmek istiyorlar. Bu yolla belediyelerin hizmet etmesini engellemeye çalışıyorlar. Yerebatan Sarnıcı, sadece 2026 yılı için İBB'ye iki milyarlık bir kaynak sağlayacak güçte. Peki, Nuri Aslan ve ekibi ne yapıyor? Ekrem İmamoğlu döneminde İBB'nin bu gelir getirici kaynaklarıyla çocuklara süt dağıtılıyor, öğrencilere burs veriliyor, anneler ücretsiz ulaşım imkânına erişiyor. İşte tam anlamıyla yapmak istedikleri şey; birincisi, Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin hizmet yoluyla toplumla kurduğu bağı kesmektir. İkincisi ise on beş buçuk milyon oyla belirlenmiş Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nu tutsak ederek, bir sonraki seçimde milletin takdiriyle seçilecek cumhurbaşkanına karşı bir darbe girişimi yapmaktır. Dolayısıyla bunların hepsi birbiriyle bağlantılı meselelerdir; ancak millet bu süreci yakından takip ediyor ve her şeyi görüyor.”