KARADENİZ’DE BİZ...

Yaklaşık beş yıldır ertelemek zorunda kaldığım Doğu Karadeniz gezisini, geçen hafta nihayet gerçekleştirebildim. Türkiye geneline hizmet veren Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği için Karadeniz’de yeni temsilciler bulabilmek, Karadeniz’de yaşayan engelliler konusunda tespitler yapabilmek ve bu güne kadar fotoğraflardan gördüğüm, anlatılanlardan dinlediğim, Doğu Karadeniz’i yaşayarak öğrenmek daha yolculuğun en başında beni heyecanlandırmaya yetmişti.

Uzun ve yorucu bir yolculuk olacağından, engelliler için uygun hale getirilmiş ulaşım aracımız bizden önce Samsun’a gitmek üzere yola çıktık. Biz de uçakla yaptığımız seyahatimizin sonunda, Samsun Havaalanı’nda buluştuk. On kişilik ekibimize, Samsun’da yaşayan ve Karadeniz’in her yerini çok iyi bildiği için bize gönüllü rehberlik etmeyi sevinçle kabul eden sevgili Nurşen Uzuner de katıldı. 

Sabahın erken saatlerinde bir gece konaklama yapacağımız Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından engellilerin tatil, eğitim, spor amaçlı yararlanmaları için yaptırılan ve geçen yıl hizmete açılan Mavi Işık Engelliler Eğitim Dinlenme ve Rehabilitasyon Kampı’na geldik. Tüm kamp görevlilerinin bizleri güler yüzle ve yakın ilgi ile karşılamalarının ardından, yolculuğun yorgunluğunu üzerimizden atabilmek için engelli standartlarına tamamen uygun olan konforlu odalarımıza çekildik.

Öğleden sonraki zamanımızı Nurşen Hanım’ların  sık ağaçlarla kaplı dağların içinde, bir vadide bulunan çiftlik evinde geçirdik. Henüz oruçlu günler bitmediği için ikram edilen nefis yemekleri anlatmayı başka bir güne bırakarak, yakın ilgilerinden dolayı ev halkına teşekkürlerimi bir kez daha iletmek istiyorum. 

Günün erken saatlerinde Doğu Karadeniz turumuza başlamadan önce, Samsun sahilinin bir kısmını gezmeyi ihmal etmedik. Sonradan yapılan dolgu çalışması ile Samsun’lulara kazandırılan sahilde bir çok kültürel hizmet de sunulmuş ve her yer engellilere uygun tasarlanmış. Bu önemli hizmetleri bu yazının içinde küçük bir yer vererek sınırlandırmak istemediğim için Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz’ı saygıyla anarak başka bir zamana ertelemek istiyorum. 

Önceden yaptığımız programa göre, Ordu ve Giresun’u aynı gün içinde gezerek geceyi Trabzon’da geçirecektik.  Ancak Karadeniz’deki illeri gezmenin iki çarşı bir pazar dolaşmayla olmayacağını anlamamız uzun sürmedi. Tırmandığınız her dağın arkasından karşınıza keşfedilmesi gereken başka bir dünya çıkıyordu. Karadeniz’in bu iki güzel iline haksızlık etmemek için bir başka gezide gece konaklamalı program yapmak üzere Karadeniz sahiline yapılan otobandan yolumuza devam ettik.

Sahil yolunun, Karadeniz’in kalkınmasında çok önemli katkısı olmuş, herşeyden önce, önceden çok sık yaşanan kazaların artık önlendiği söyleniyor. Tabii özellikle sahillerde oturan hemen her Karadeniz’li ortak bir düşünceyi de dile getirmeden edemiyor.’ Karadeniz sahillerinin eski güzelliği yok artık.’ Çünkü sahil yolu Karadenizlinin sahil ile bağına önemli ölçüde engel olmuş. Trabzon Of Sahili’nde bulunan annemim doğduğu ev de otobana kurban gitmiş, artık yalnızca eski halinin fotoğraflarına bakmakla yetineceğiz.

Karadeniz gezimin amaçlarından biri olan mimari standartların egelilerle uygunluğu konusundaki tespitlerim, yüzlerce km uzunluğundaki sahil yolunda beni büyük bir hayal kırıklığına uğrattı. Engellilerin yoldan karşıya geçip bırakın denize girmelerini, sahilde dolaşmaları bile neredeyse imkânsız. Yaya geçitlerinde çizgiler var ama karşıya geçtiğinize 30 cm den yüksek kaldırımları geçemediğiniz için yolun ortasında kalıyorsunuz. Size ancak yaya çizgilerinin olmadığı ve otomobillerin süratle geçtiği yerler kalıyor. Bazı yerlerde yayalar sahile gidebilsin diye alt geçitler yapılmış olsa da onlar da birçok basamaktan oluşuyor.

Karadeniz sahil yerleşiminde bir tek engelliye rastladım. Akülü sandalye kullanıyordu ve ne yazık ki o da ana caddeyi kullanmak zorunda kalmıştı. Birçok Belediye Başkanı konuşmaya başlayınca engellileri ne kadar çok önemsediklerinden söz ediyorlar. Ne kadar samimi olduklarını anlamak için bu görüntülere tanık olmak yetiyor. Karadeniz’in birçok yerinde de engelliler yok sayılmış. Binlerce kez uyarı yazısı yazdım.. Sayın Başbakana yine sesleniyorum, engelli standartlarına uygun olmayan projelere ruhsat veren belediyelere gerekli yaptırımı lütfen uygulayın artık. Bu çağ dışı görüntüler bugünün Türkiye’sine gerçekten yakışmıyor.

Karadeniz’in yamaçlarından dağlarına doğru yol aldığınızda, her keskin virajın ardından gelen görüntü insanı adeta büyülüyor. Dik yamaçlardaki evlerde yaşayan insanların hikâyelerini dinledikçe hayretler içinde kalıyorsunuz. Sürmene’de bulunan Zarha Dağı’nın zirvesine yakın yerde kurulmuş olan otelimize yaptığımız yolculuk sırasındaki korkularından dolayı TOFD Genel Başkan Yardımcısı Semra Çetinkaya, korkusunu bir tatil boyunca atamadığı için ertesi gün yapılan Sümela Manastırı gezisine katılamadı. Yıllar önce 40 mt uçurumdan yuvarlanarak geçirdiği trafik kazasında yaşadığı travmayı hala atlatamadığının bir kez daha yakından tanığı olmuştuk.

Üçüncü gün gezimize Trabzon’un muhteşem güzellilklerinden biri olan Uzungöl’ü ziyaret ederek başladık. Mutlaka görmelisiniz, hatta orada kalmalısınız. Akşamüstü Rize İkizdere’deki otelimize vardıktan sonra yapılacak tek şey kalmıştı. Ormanlarla örtülmüş dağların içinden akan ırmakların, derelerin, şelalelerin şarkıları eşliğinde arınarak huzurlu üç gün daha geçirmek.
Bir engellinin Karadeniz’i tanımadan gezmesi çok yorucu olabilir. Beni arasanız size bu konuda tavsiyelerde bulunabilirim.
ENGELSİZ BİR YAŞAM DİLEĞİYLE… 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ramazan Baş Arşivi