İstanbul Devlet Opera ve Balesi Müdür ve Sanat Yönetmeni Caner Akgün, gecenin
başımda yaptığı konuşmada “ Tarihi bir akşama tanıklık ediyoruz. Kuşaktan kuşağa opera
geleneğimizin devam etmesi yeni eserlerin oluşması ile mümkün. Üzerinde yaşadığımız coğrafya,
tarihi, felsefi ve edebi zenginliğimiz, bütün sanat eserlerinin toplamı niteliğindeki opera
kavramının yeni eserler yaratması ile yaşıyor. İstanbul Devlet Opera ve Balesi, Devlet Opera ve
Balesi Genel Müdürlüğü, kültür ve sanat alanında Mustafa Kemal Atatürk’ün devrimleri
doğrultusunda en önemli ve en nitelikli işi yapıyor. Tüm Dünyada olduğu gibi ülkemizde de
toplumu doğru ve çeşitli besleyebilen eserler de böyle ortaya çıkıyor.Bütün bunların ışığında, bu akşam, kurumumuza ve değerlerimize büyük hizmetleri olan, yakın zaman önce kaybettiğimiz, değerli bariton , sanat insanı, bize harika değerler bırakan Prof. Mesut İktu’ya bu akşamı ithaf ediyoruz. Onun bıraktığı emaneti geleceğe taşıyacağız.” dedi.
Zaman, korku ve suçluluk
Librettosu Mehmet Ergüven tarafından kaleme alınan ve Mesruh Savaş’ın müziğiyle ilk
kez sahneye taşınan Tehlikeli Oyun, iki kişi arasında geçen bir ilişkinin, kapalı bir mekânda
psikolojik bir hesaplaşmaya dönüşmesini anlatan çağdaş bir operadır. Zaman, korku ve suçluluk
duygusu etrafında örülen eser; gerçek ile kuruntu arasındaki ince çizgiyi, giderek artan bir
gerilimle sahneye taşıdı. Tehlikeli Oyun, 1920’lerde bir hapishanenin görüş salonunda geçen, iki kişilik ve güçlü dramatik yapıya sahip. Kadın ve erkek arasındaki diyaloglar üzerine kurulu yapısı, farklı bestecilerden alıntı içeren bölümler, çiftin geçmişine ve ilişkilerine dair anıları yansıtan siyah-
beyaz kısa film sahneleriyle destekleniyor. Minimal kadrosu ve yoğun dramatik yapısıyla Tehlikeli
Oyun, izleyiciyi insan zihninin karanlık sınırlarında dolaştıran çarpıcı bir yüzleşme sunuyor.
Nazlı İktu’nun sahneye koyduğu eserde, İDOB orkestrasını Murat Kodallı yönetiyor. Dekor
ve kostüm tasarımı Nilsu Baldan, Işık tasarımı Bersan Baş imzalı. Eserde solistler Şebnem Ağrıdağ
Kışlalı ve Alper Göçeri sahnedeydi.
İlk opera eseri
Sinan Bayraktar’ın librettosunu yazdığı, ulusal müziğimizin önemli bestecilerinden Çetin
Işıközlü’nün melodileriyle zenginleşen Deli Dumrul, bale ağırlıklı yapısıyla dikkat çeken ilk opera
eseri olma özelliğini taşıyor. Dede Korkut’un şah eseri olan eser, Türk sineması ve tiyatrosunun
dramatik anlatım geleneğinden beslenen bir sahneleme sundu. Türkiye’nin ilk tek kişilik operası
olan Deli Dumrul epik (şiirsel/ destansı) olarak kurgulanmış bir anlatı olma özelliğini taşıyor.
Eser rejisinde, Deli Dumrul’u folklorik bir kahraman olarak yüceltmek yerine, eserin
merkezindeki etik, varoluşsal ve iktidar temalarını günümüz izleyicisiyle buluşturmayı hedefliyor.
17 Şubat'ta özel temsil
Geleneksel anlatılardaki cesur ya da sevimli Dumrul’un aksine, bu yorumda Dumrul sınırları
zorlayan, deliliği bir maske gibi kullanan ve otoriteyi kendi kurallarıyla kurmaya çalışan bir figür
olarak ele alınıyor. Cenk Bıyık’ın sahneye koyduğu eserde, İDOB Orkestrasını Murat Kodallı yönetti. Dekor ve kostüm tasarımı Tan Ergin, ışık tasarımı Gürkan Dökmetaş, koreografi Deniz Özaydın imzalı. Deli Dumrul rolünde Burak Kul’un olduğu gecede dansçılar; Tuğrul Savaşçı, Cansın Kaleci, Deniz Özaydın sahnedeydi. “Deli Dumrul” eserinin, 17 Şubat 2026 tarihindeki temsili ise, geçmiş dönem İstanbul Devlet Opera ve Balesi Müdür ve Sanat Yönetmeni, opera sanatçısı Sedat Öztoprak’ın vefatının 6. yıldönümü dolayısıyla anısına ithaf edilecek.