Laiklik olmasaydı TBMM olur muydu!

Türkiye'nin son 15 yılda ne kadar değiştiğine en belirgin örnek nedir derseniz.
Bana göre işte şudur derim.
1997 yılında Başbakanlık'ta verilen iftar yemeğine dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan tarafından tarikat şeyhleri davet edilince hemen ertesi gün Cincan'da tanklar yürümüş ve 28 Şubat Postmodern darbesi gelmişti.
Köprünün altından çok sular aktı.
Bu görüntülere uyuz olan Cumhuriyet Halk Partisi geçtiğiniz yıllarda 'dini' liderleri iftarda ağırladı.
*
2002'de iktidara gelen AK Parti'nin lideri dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan daha 2005'de yaptığı açıklama ile akıllara durgunluk vermişti.
Erdoğan'ın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin üniversitede türban yasağını onayan kararına yönelik olarak, "türban konusunda mahkemenin söz söyleme hakkı yoktur. Söz söyleme hakkı din ulemasınındır" sözleri uzun süre konuşulmuş ve maalesef aradan geçen süre içerisinde çoktan unutulmuştu.
*
AK Parti Balıkesir eski Milletvekili Tülay Babuşcu, geçen yıl yaptığı açıklama ile; Osmanlı İmparatorluğu'nun 90 yıllık reklam arasının sona erdiğini söyledi.
Babuşçu Cumhurbaşkanlığı sarayının imparatorluğa yakıştığını ima ederek Recep Tayyip Erdoğan'ın da padişahlığa yakıştığını ironik olarak dillendirmişti.
Aynı Babuşçu daha sonra gerçekleşen seçimlerde aday adayı olmasına rağmen listelerde yer alamadı.
*
Daha sonra yine geçtiğimiz yıl, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan yaptığı bir konuşmada; “Artık yeni bir kavşaktayız. Türkiye’nin 90 yıllık enkazını kaldırdık.” Demişti. Emine Erdoğan bu konuşmasını son günlerde taciz olayı ile gündeme gelen Ensar Vakfı'nın “Ensar Gönüllüleri Buluşması”nda yapmıştı.
*
Ve nihayet geçtiğimiz gün ise Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı İsmail Kahraman yaptığı bir konuşmada; "Laiklik bir kere yeni anayasada olmamalıdır. Dindar anayasa meselesinden anayasamızın kaçınmaması lazım. Dini olarak bahsetmesi lazım" diye buyurmuş.
Anlayacağınız TBMM Başkanı belki de bir itirafta da bulunmuş.
Gerçi şimdi kalkıp AK Partililer; 'Meclis başkanımız kendi görüşünü dillendirmiştir, o görüş bizi bağlamaz' falan diyecekler ama iş o kadar kolay değil.
*
Din uleması, imparatorluğun reklam arası saptaması, cumhuriyet döneminin enkaz benzetilmesi ve şimdi de laikliğin Anayasa'dan çıkartılması.
Ne diyelim.
Bari elinizi çabuk tutun da cumhuriyet sayesinde geldiğiniz koltukları kaybetmeyin gayri.
Zira anlaşıldı.
Sizleri ayakkabı kutuları doyuramamış.
Yeşil dolarlar doyuramamış.
Ballı ihaleler doyuramamış.
Çıtayı daha da yükseltmişsiniz belli.
*
Anayasa değişsin.
Cumhuriyet rejimi kalksın.
Laiklik silinsin.
Milli bayramlar kutlanmasın.
Atatürk'ün izi silinsin.
Şeriat gelsin.
Hilafet geri gelsin.
Eeee.
Başka derdiniz.
*
Arkadaş bu milletin sabrını taşırdığınızın farkında mısınız?
Herkes gider Mersin'e siz gidersiniz tersine.
Millet uzayda yaşamın peşinde, elektronik devrim peşinde, ışınlama peşinde siz kalkmış bu milleti ortaçağa götürme hevesine dalmışsınız.
Sizin “Yeni Türkiye” diye bu güzel ülkeye biçtiğiniz kıyafet bu mudur.
Bu kıyafeti bu millet hakkediyor mu?
*
Yaptığı skandal fetvalar ile tepkileri üzerine toplayan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın açıklamaları ortadayken, iktidarın yetkili ağızlarının yaptığı laiklik karşıtı açıklamalar yetmezmiş gibi şimdi de TBMM Başkanı İsmail Kahraman'ın Anayasa’daki laiklik ilkesini ayaklar altına alırcasına ülkemize İslami model biçmeye kalkışması anlaşılır gibi değil.
*
Birisi bir kez daha bu kafalara hatırlatmalı; Laiklik olmasaydı TBMM olur muydu!Laiklik olmasaydı sesiniz nereden gelirdi.
Bilimden, emekten, özgürlükten, aydınlıktan yana olan laiklik varlığımızı simgeleyen cumhuriyetin bir eseridir.
Cumhuriyetin olmadığı bir yerde, karanlık vardır, gericilik vardır, hurafe vardır, sömürü vardır, yenilgi vardır, tutsaklık vardır.
Mustafa Kemal Atatürk'ün de dediği gibi; Türkiye Cumhuriyeti, şeyhler, dervişler, müritler memleketi olmayacak.
Cumhuriyet düşmanları belki bir süre söz sahibi olabilirler ancak; Büyük Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşayacaktır...
YORUM EKLE