OHAL ortamında yaşam...

 Malum ortam OHAL ortamı.
Her ne kadar devlet büyüklerimiz biz OHAL'i vatandaşa değil devlet görevlileri için uygulayacağız dese de bazı yurttaşlarımızda az da olsa bazı tedirginlikler yok edğil.
Ben de hafta sonu daldım halkın arasına bir gözlemlemeye çalışayım dedim.

***
Öncelikle bir taraftan gelişmeleri takip eden halk diğer taraftan olan biteni de göz ardı etmeyerek yaşamını sürdürmeye devam ediyor.
Kimi gündüz bir an önce işlerini tamamlayarak akşamları meydanlarda yerini almaya koşuyor.
Kimi her şeye rağmen bütün bu olanların belki de ileride olabilecek daha kötü ihtimallere karşı şans olduğunu düşünerek bir an önce ülke genelinde yeniden bir huzur bir güven ortamı oluşacağına inancını taşıyor.
Kimi gözünü televizyon ekranalrından ayırmayarak bütün gelişmeleri an be an takip ediyor.

***
Esnaf işinin başında.
Pazarcı işinin başında.
Belediyeci işinin başında.
Allah'tan okullar kapalı da ortada bir eğitim kaosu yok.
Kapanan okullarla ilişkisi olanlar az da olsa bir kaos yaşasalar da her şeyin düzeleceğini beklemekteler.
Devlet dairelerinde tedirginliğe rağmen işler yürüyor.
Sokaklarda gündüz fazla sorun yok ama geceleri az da olsa bir tedirginlik var.
Bu tedirginliğe sebep olanlar ise her zaman kaos ortamından istifade eden kendini bilmez, işe güce yaramaz birkaç kişiden ibaret olsa gerek.

***
Durumdan vazife çıkaranlar her zamanki gibi iş başında.
Özellikle bu günlerde sanal salgını çok sık duyar oldum.
Mesela YERELKULİS gazetesi benzer bir saldırıya uğramış gazete çalışanlarına geçmiş olsun diliyorum.
Sosyal medya hesapları çalınanlar arasında Büyükçekmece Kaymakamı Mustafa Hulusi Arat da var.
Kaymakam Arat'ın facebook hesaplarını kıran saldırganlar profile ekli olanlardan para istiyormuş.
Kaymakam Arat kendi hesabından bunu açıklamasına rağmen bazı kişiler oyuna gelmişler ve istenen hesaba bazı paralar yatırmışlar.
Allah'tan kimse uyanmasın diye ücretler düşük tutuluyormuş.

***
Hafta sonu demişken bir başka dikkat çeken durum da yıllardır her pazar akşamları tatilcilerin Trakya tarafından İstanbul'a giriş yoğunlukları.
Son günlerin en kalabalık akşamı geçtiğimiz pazar günü oldu.
Silivri yönünden Büyükçekmece'ye giriş yoğunluğu Kamiloba'dan başlıyordu.
Bu yoğunluğa iki açıdan yaklaştım;
Ya halkımız bir önceki haftanın sitresini yazlıklara ve deniz bölgelerine yoğun bir şekilde giderek attığı için kalabalık oldu.
Veya trafiğe sebep olan durum halkımızın evlerinde değil sokaklarda, yollarda olduğundan kaynaklanıyordu.
Neyse ben de bu yoğunluktan nasibimi aldım.
Pazar akşamı gece yarısı Kumburgaz'dan Büyükçekmece'ye yaklaşık bir saatte gelmeyi başardım.

***
Anlayacağınız bizler millet olarak çok yaralar sardık.
Savaşlar atlattık.
Badireler atlattık.
Ama bütün bunları atlatırken rehberimiz hep; birlik, beraberlik, dayanışma ve tek vatan, tek bayrak uğruna mücadele etmek oldu.
Bu millet 14'ündeki çocuklarını cephelere gönderdi.
Bu millet evinde bulunan tek ineğini vatan uğruna devletine verdi.
Bu millet evladını kaybettiğinde 'vatan sağolsun' dedi.
Şimdi birkaç ne idüğü belirsize mi teslim olacak?

***
Şerden hayır doğar misali bu son yaşananları da hayra çevirmesini biliriz.
Nihayet işte önemli adımlar atılıyor.
Daha bir ay önce birbiri için söylemedik şey bırakmayan siyasilerimiz bugün el ele kol kola mesajlar veriyorlar.
CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP Lideri Devlet Bahçeli'yi başka hangi güç ve hangi durum hiç itirazsız Cumhurbaşkanlığı köşküne çıkartırdı.
Doğru olan da bu ve her duyarlı siyasetçi doğru olanı yapmak zorunda.
Gün siyaset yapma günü değil.
Gün yanlışlarımızı, hatalarımızı, gaflarımızı, eksikliklerimizi yüzümüze vurma günü değil.
Gün tam bağımsız büyük Türkiye Cumhuriyeti'nin çıkarlarını gözetmek, kollamak, savunmak ve muhafaza etme günüdür.
YORUM EKLE