Ancak bu tablo yalnızca zihinsel bir alışkanlık olarak değerlendirilmemeli; ruhsal ve bedensel etkileri olan bir süreç olarak ele alınmalıdır. Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Dr. Sema Bayçın, zihnin sürekli aktif kalmasının kişinin içsel dengesini bozabileceğine dikkat çekiyor.
Düşünmek Normaldir, Ancak Düşünceler Kontrolden Çıktığında Zihinsel Yük Oluşur
Overthinking, kişinin geçmişte yaşanan olayları ya da geleceğe dair olasılıkları sürekli zihninde döndürmesi ve bu düşünce akışını durdurmakta zorlanması olarak tanımlanabilir. Her birey düşünür; ancak düşünceler kişinin günlük yaşamını, karar alma süreçlerini ve duygusal dengesini etkilemeye başladığında bu durum bir yük haline gelebilir.
Uzm. Dr. Sema Bayçın, bu noktada şu uyarıda bulunuyor:
“Zihin sürekli aynı konular etrafında dönüyorsa ve kişi bu döngüden çıkamıyorsa, zihinsel yorgunluk kaçınılmaz hale gelir.”
Genç Yaşta Görülmesi Tesadüf Değil
Overthinking’in gençler arasında daha sık dile getirilmesinin arkasında modern yaşamın getirdiği pek çok unsur yer alıyor. Akademik beklentiler, gelecek kaygısı, sosyal ilişkiler ve dijital dünyada sürekli karşılaştırma halinde olmak, zihinsel yükü artıran faktörler arasında bulunuyor.
Sürekli uyarana maruz kalan zihin, dinlenmekte zorlanıyor. Bu durum, genç bireylerde içsel huzursuzluk, kararsızlık ve yoğun düşünce haliyle kendini gösterebiliyor.
Zihinsel Yorgunluk Zamanla Bedensel Belirtilerle Ortaya Çıkabilir
Zihin ve beden birbirinden bağımsız değildir. Uzun süreli zihinsel stres, bedende de çeşitli belirtilerle kendini gösterebilir. Uyku düzensizlikleri, baş ağrıları, mide-bağırsak sorunları, kas gerginliği ve sürekli yorgunluk hissi bu belirtiler arasında yer alabilir.
Uzm. Dr. Sema Bayçın, bu etkileşimi şöyle açıklıyor:
“Zihin sürekli alarm halinde olduğu zaman beden de bu duruma stres tepkisiyle yanıt verir. Bu nedenle overthinking yalnızca zihinsel değil, bütüncül bir sağlık meselesi olarak değerlendirilmelidir.”
Her Overthinking Durumu Hastalık Değildir, Ancak Süreklilik Önemlidir
Overthinking her zaman bir ruhsal hastalık anlamına gelmez. Ancak düşünce yoğunluğu sürekli hale geldiğinde ve kişinin işlevselliğini etkilemeye başladığında kaygı bozukluklarıyla iç içe geçebilir. Kişinin düşüncelerini kontrol edemediğini hissetmesi, bu döngüyü daha da güçlendirebilir. Bu noktada belirleyici olan, düşüncelerin sıklığı ve kişinin yaşam kalitesi üzerindeki etkisidir.
“Overthinking, çağımızın hızına ve belirsizliklerine verilen zihinsel bir tepki olarak değerlendirilebilir. Ancak bu durum kişinin yaşam kalitesini düşürmeye başladığında göz ardı edilmemelidir. Zihin ve beden bir bütündür; biri yorulduğunda diğeri de etkilenir. Ruhsal belirtilerin erken dönemde fark edilmesi ve doğru şekilde ele alınması, zihinsel sağlığın korunmasında önemli bir rol oynar.”