Su akar yatağını bulur!

Türkiye son yüz yıldır hiç bu kadar tedirgin olmamıştı.
Hiç bu kadar huzursuz olmamıştı.
Hiş bu kadar itibar kaybetmemişti.
Hiç bu kadar umutsuz olmamıştı.
*
Kurtuluş savaşından çıktı.
Zor şartlarda yokluğu yendi.
Açlığı yendi.
Birlik ve beraberlik örneği göstererek Osmanlı kırıntılarından uzaklaşıp büyük bir devlet olmayı başardı.
*
Ülke demokrasi ile tanıştı.
Devrimler gerçekleştirdi.
yenilikler gerçekleştirdi.
Çağa ayak uydurdu.
Fabrikalar açtı.
Üretim gerçekleştirdi.
*
Türk, Kürt, Alevi, Sunni, Çerkez, Kafkas, Laz ayrımı yoktu.
Sağ, sol, ilerici gerici ayrımı bu kadar tartışmalı değildi.
Dayanışma, kardeşlik, birlik beraberlik örnekleri çok daha fazla hissedilirdi.
Tamam arada bir kısa süreli gerginlikler yaşandı.
Ancak silahlı gücü elinde bulunduran asker duruma el koydu ve geçici olarak tampon görevi yapıp geçiş döneminden yeniden demokrasi dönemine kavuşulması başarıldı.
*
Derken geldik 80'li yıllara.
Artık dış düşmanlar çok daha belirgin kendilerini hissettirmeye başladı.
Globalleşen dünya ve hızlı gelişen iletişim çağı sayesinde zayıf halkalar çok kolay maşa olmaya başladılar.
Giderek artan terör olayları.
Kafa yıkayan kötü niyetli aydınlar.
Yoklukla boğuşan ama diğer taraftan karakteri zayıf yurttaşlar.
*
Bütün bu durumalrı fırsat bilip çok daha kolay nifah tohumları eken emperyalist güçler de haliyle boş durmadılar.
Git gide büyüyen ve gelişen Türkiye Cumhuriyeti her geçen gün onları tehdit ediyordu.
Bu böyle yürürse onların işleri ilerde daha güç olacaktı.
İçerden de satılık ve karektersiz bazı siyasiler, iş adamları, aydınlar sayesinde hedeflerine çok daha rahat ulaşabilmeyi düşünüyorlardı.
*
İşte bugün gelinen noktada aynen bunlar oldu.
Artık Türkiye'de sağ, sol ayrımından daha belirgin ayrışmalar baş gösterdi.
İlerici, gerici.
Türk, Kürt.
Alevi, Sunni.
Yerli, yabancı.
Siyah, beyaz.
Başı açık, başı kapalı.
Dindar, ateist.
Şucu, bucu.
*
Bu ayrışmalar sayesinde bugün Türkiye işin içinden çıkılmaz bir noktaya geldi.
Basitersiz, tembel, vizyon sahibi olmayan, zayıf politikacılar da bu kötü niyetlilerin ekmeğine yağ sürdü.
Dün PKK terör örgütü ile bile mücadelede zorlanan Türkiye bugün çok daha fazla düşman sahibi oldu.
Müslüman ülke Türkiye'ye artık müslüman devletler de diş göstermeye başlamıştı.
İsrail.
İran.
İrak.
Mısır.
Suriye.
Yetmedi Rusya'yı da karşımıza aldık.
*
Üstüne üstlük bir de sürekli parmak sallayan, diş bileyen, kendisi gibi düşünmeyen herkesi düşman ilan eden bir liderimiz sayesinde.
Bugün dört bir yanı düşmanlarla çevrili.
Hemen hergün bir saldırı tehlikesi ile karşı karşıya kalan.
Ekonomisi çökmüş.
Turizm yerlerde sürünmüş.
Tedirginlik hat safhada bir vatan kaldı elimizde.
*
Tek sığınağımız Batı.
AB.
Medeniyet.
Ancak tüm bunlara da antipati ile bakan bir iktidara sahibiz.
Nasıl olacak.
Neler olacak.
Daha kaç patlama yaşanacak.
Kaç saldırı olacak.
Kaç kayıp vereceğiz bilmiyoruz.
*
Yapabileceğimiz tek şey sabretmek, dua etmek, umut etmek.
Umarız bu güzel ülkeyi yönetmekle mes'ul olanlar bu güzel vatanı korumak, kollamak, ayakta tutmak, huzurlu kılmak, güçlü kılmak adına ellerinden gelenin en iyisini yaparlar.
Bize düşen bütün bu gelişmeleri doğru okuyup, doğru aktarmak.
Su akar yatağını bulur diyelim ama yine umarız su bir an önce etrafa çok fazla zarar vermeden yatağını bulsun...  
YORUM EKLE