17. Uluslararası İstanbul Opera ve Bale Festivali, İstanbul’da sanatseverleri opera, bale, modern dans ve konserlerden oluşan geniş bir programla bir araya getirdi. 21 Mayıs’ta başlayan festival, Atatürk Kültür Merkezi ve Kadıköy Belediyesi Süreyya Opera Sahnesi’nde düzenlenen temsillerle gerçekleştirildi.
Yerli ve yabancı konuk sanatçıların da yer aldığı festival, İstanbul’u bir kez daha uluslararası kültür-sanat buluşmalarının merkezi haline getirdi. Program, 10 Haziran 2026’da sahnelenen Kuğu Gölü Balesi ile tamamlandı.
Lucia ile açıldı
Festival, İtalyan romantik operasının önemli eserlerinden “Lucia di Lammermoor” ile açıldı. İstanbul Devlet Opera ve Balesi tarafından sahnelenen eser, dünyaca ünlü rejisör Jean-Louis Grinda yorumu ve prömiyeriyle sanatseverlerin karşısına çıktı.
Opera seçkisi
Programda yer alan “La Traviata” Operası, İstanbul Devlet Opera ve Balesi ile Azerbaycan Devlet Akademik Opera ve Bale Tiyatrosu sanatçılarının sahnelemesiyle izleyiciyle buluştu. Verdi’nin müziğinin hikâyeye evrensel bir ruh kazandırdığı eserin rejisini Recep Ayyılmaz üstlendi.
Mozart sahnede
Wolfgang Amadeus Mozart’ın Doğu ve Batı arasında hayat bulan eseri “Saraydan Kız Kaçırma” Operası da festivalin klasik opera seçkisi içinde yer aldı. Eser, İDOB sanatçıları ve Caner Akın rejisiyle Kadıköy Belediyesi Süreyya Opera Sahnesi’nde sahnelendi.
Kuğu Gölü finali
Festivalin kapanışı, İstanbul Devlet Opera ve Balesi tarafından sahnelenen “Kuğu Gölü” balesiyle yapıldı. Ünlü koreograf Ricardo Amarante’nin prodüksiyonuyla sahneye taşınan eserde, göl kenarında lanetlenmiş bir prensesin kader ve aşk arasındaki dramatik yolculuğu müzik ve koreografiyle anlatıldı. İlk temsilde ADOB başdansçıları konuk sanatçı olarak sahnede yer aldı.
Bale yarışması
Festival kapsamında gerçekleştirilen 7. İstanbul Uluslararası Bale Yarışması’nın final gecesi, ödül töreni ve gala programı genç dansçılara uluslararası bir platform sundu.
Modern yorumlar
Festivalin dikkat çeken yapımlarından “Pinokyo.exe: Çarpık Zamanlar için Bir Kukla”, Carlo Collodi’nin klasik hikâyesini distopik ve teknolojik bir dünyada yeniden yorumladı. MDTİst tarafından sahnelenen eser, koreograf Erica Silgoner imzası taşıdı.
Dans programı
Modern dans seçkisinde Aslı Öztürk koreografisiyle “Kız Doğdu / III”, kadınların bireysel ve kolektif varoluşunu sahneye taşıdı. İlk kez festivalde izleyiciyle buluşan Ferhat Güneş koreografili “Hiç Kuş Yok” ise kadına yönelik şiddet ve toplumsal duyarlılık temalarını dramatik bir dille ele aldı.
Genç solistler
İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin Sedat-Güzin Gürel Sanat ve Bilim Vakfı iş birliğiyle yürüttüğü “Opera Studio İstanbul Projesi” kapsamında yetişen genç solistler, “Opera Studio Sezon Finali” konserinde izleyici karşısına çıktı.
Tematik konserler
Festival programındaki konserler de sanatseverlerden ilgi gördü. “Altın Çağın Kadınları” antik dünyadan kadın figürlerini müzikle buluştururken, Goethe’nin Doğu-Batı Divanı’ndan ilham alan “Suleika Lied Akşamı” romantik lied repertuvarına odaklandı.
Aurora ve çocuklar
Devlet Çok Sesli Korosu ile ortak sunulan “Aurora”, farklı coğrafyaların müzikal miraslarını doğanın sesleri ve insanın içsel yolculuğuyla sahneye taşıdı. “Küçük Prens” Çocuk Operası ise dünya prömiyeriyle minik izleyicilerle buluştu. Ahmet Sait Karabulut’un bestelediği ve Şahan Gürkan rejisiyle sahnelenen eser, çocuklara dostluk, sorumluluk ve sevgi temalarını aktardı.