SİLİVRİSPOR’A “EYÜPSPOR MODELİ” GEREKİYOR?
SİLİVRİSPOR’A “EYÜPSPOR MODELİ” GEREKİYOR?
SİLİVRİSPOR BU GÜNLERE NASIL GEDLİ?
Silivrispor’u yeniden ayağa kaldırmak, borç sarmalından kurtarmak ve üst liglere taşımak için Eyüpspor’un yükseliş modelini uygulamak gerekiyor.
Ancak bu modeli aynen kopyalamamalı; Silivri’nin kendi ekonomik, sosyal ve sportif gerçeklerine uyarlamalıdır.
Çünkü Silivrispor’un sorunu yalnızca bir başkan, bir teknik direktör ya da birkaç futbolcu meselesi değildir.
Asıl sorun, kulübün her dönem yeniden para arayan, yöneticilerin kişisel fedakârlıklarına ihtiyaç duyan ve geleceğini günübirlik kararlarla belirleyen bir yapıya mahkûm edilmesidir.
Bu sistem değişmeden isimlerin değişmesi tek başına çözüm olmaz.
Silivrispor’un kurtuluşu, her sezon yeni bir “kurtarıcı başkan” aramakta değil; sürdürülebilir bir sistem kurmaktadır.
EYÜPSPOR NE YAPTI?
Eyüpspor, birkaç yıl içerisinde alt liglerden Türkiye’nin en üst futbol seviyesine kadar yükseldi.
Bu başarı tesadüfen gelmedi.
Güçlü bir finansal yapı oluşturuldu. Profesyonel futbol aklı devreye sokuldu. Üst lig tecrübesi bulunan oyuncular kadroya katıldı. Teknik yapılanmada istikrar sağlandı ve kulübün önüne net bir sportif hedef konuldu.
Elbette Eyüpspor modeli kusursuz değildir.
Her kulübün ekonomik, hukuki ve idari yapısı farklıdır. Bir kulübün modelini olduğu gibi başka bir kulübe taşımak mümkün değildir.
Ancak Eyüpspor’un yükselişinden çıkarılabilecek önemli bir ders var:
Futbolda başarı artık yalnızca iyi niyetle, fedakârlıkla ve birkaç yöneticinin cebinden para harcamasıyla gelmiyor.
Para gerekiyor.
Ama paradan daha önemlisi, o parayı doğru yönetecek bir sistem gerekiyor.
SİLİVRİ’DE BU GÜÇ VAR
Silivri sıradan bir ilçe değildir.
Büyük bir sanayi potansiyeline, güçlü iş insanlarına, geniş bir ekonomik hinterlanda ve yüz binlerce insana ulaşabilecek bir sosyal yapıya sahiptir.
Peki bütün bu ekonomik güç neden Silivrispor’un etrafında kalıcı bir şekilde birleşemiyor?
Bence asıl sorulması gereken soru budur.
Silivrispor’un kaderi neden her dönem birkaç kişinin maddi imkânlarına bağlı olsun?
Neden Silivri’de faaliyet gösteren büyük şirketler, sanayiciler, iş insanları ve yatırımcılar ortak bir yapı içerisinde Silivrispor’un geleceğine katkı sunmasın?
Ben tek bir zengin iş insanının gelip bütün faturayı ödemesinden söz etmiyorum.
Tam tersine…
Tek kişiye bağımlı kulüp modeli de tehlikelidir.
Bugün o kişi vardır, yarın yoktur.
O kişi gittiğinde kulüp de çöker.
Bu nedenle Silivrispor için çok ortaklı, güçlü, şeffaf ve denetlenebilir bir ekonomik model kurulmalıdır.
20 GÜÇLÜ İŞ İNSANI BİR ARAYA GELSE…
Silivri’de 20 güçlü iş insanının bir araya geldiğini düşünün.
Her biri belirli ve sürdürülebilir bir bütçeyle kulübün yanında dursa…
Buna forma sponsorluğu, stat reklamları, kurumsal sponsorluklar, kombine gelirleri, ürün satışı ve diğer ticari gelirler eklense…
Kulübün başkanı her ay futbolcu maaşı ödemek için kapı kapı dolaşmak zorunda kalır mı?
Kalmaz.
İşte benim önerdiğim model budur.
Silivrispor’u kişilerin cebinden çıkarıp Silivri’nin ortak ekonomik gücüne teslim etmek.
FUTBOLU FUTBOL PROFESYONELLERİ YÖNETMELİ
Bir başka temel sorun da futbol yönetimidir.
Türkiye’de birçok kulüpte başkanlar ve yöneticiler futbolcu transfer ediyor, menajerlerle görüşüyor, kadro planlıyor.
Bu yanlış.
Başkan kulübü yönetir.
Yönetim finansmanı ve kurumsal yapıyı oluşturur.
Futbolu ise futbol profesyonelleri yönetir.
Silivrispor’un güçlü bir sportif direktörü, profesyonel scouting sistemi ve uzun vadeli futbol yapılanması olmalıdır.
Teknik direktör değiştiğinde bütün sistem çökmemelidir.
Başkan değiştiğinde bütün futbolcular gönderilmemelidir.
Her sezon sıfırdan takım kurulmamalıdır.
Çünkü her yıl sıfırdan takım kurmak yalnızca sportif başarısızlık değil, aynı zamanda büyük bir ekonomik kayıptır.
ÜÇ YILLIK HEDEF KONULMALI
Silivrispor’un önüne gerçekçi ama iddialı bir üç yıllık plan konulmalıdır.
İlk yıl:
Mali yapı güçlendirilmeli, borçlar kontrol altına alınmalı ve profesyonel futbol organizasyonu kurulmalıdır.
İkinci yıl:
Şampiyonluk ve üst lige çıkma hedeflenmelidir.
Üçüncü yıl:
Çıkılan ligde kalıcı olmak ve bir sonraki yükselişin altyapısını hazırlamak amaçlanmalıdır.
Her sezon “Bu yıl ne olacak?” diye sormak yerine, üç yıl sonra Silivrispor’un nerede olacağını bugünden planlamalıyız.
SADECE TRANSFER DEĞİL, FUTBOLCU ÜRETMELİYİZ
Silivrispor’un Eyüpspor modelinden ayrılması gereken en önemli noktalardan biri altyapı olmalıdır.
Silivri ve Trakya büyük bir genç nüfusa sahip.
Bu bölge Silivrispor’un doğal futbolcu havzasıdır.
Silivrispor yalnızca futbolcu satın alan bir kulüp olmamalı.
Futbolcu yetiştiren, geliştiren ve gerektiğinde satarak gelir elde eden bir kulüp olmalıdır.
Bir genç futbolcuyu yetiştirip büyük kulüplere göndermek bazen onlarca sponsordan daha fazla gelir sağlayabilir.
Bu nedenle altyapı bir masraf kalemi olarak değil, yatırım olarak görülmelidir.
SİLİVRİSPOR’UN YENİ BİR HİKÂYEYE İHTİYACI VAR
Bu kulübün büyük bir taraftar potansiyeli var.
Bu kulübün geçmişi var.
Bu kulübün şampiyonlukları, sevinçleri, acıları ve hafızası var.
Eksik olan şey potansiyel değil.
Eksik olan şey, bütün bu gücü aynı hedef etrafında birleştirecek sürdürülebilir bir sistemdir.
Bu nedenle Silivrispor’a önerim şudur:
Eyüpspor’un yükselişini inceleyelim. Başarılı taraflarından ders çıkaralım. Ama kendi modelimizi yaratalım.
Adına ister “Silivrispor Modeli” diyelim, ister “Silivrispor 2030 Projesi”…
Ama temel ilkelerimiz belli olsun:
Borcu yöneten değil, gelir üreten bir kulüp.
Bir kişinin cebine değil, güçlü bir ekonomik yapıya dayanan bir kulüp.
Transfer yapan yöneticiler değil, futbolu yöneten profesyoneller.
Günü kurtaran değil, üç ve beş yıl sonrasını planlayan bir yönetim anlayışı.
Yalnızca futbolcu alan değil, futbolcu yetiştiren bir altyapı sistemi.
Ve hepsinden önemlisi:
Kişilerin değil, Silivri’nin kulübü.
Silivrispor yeniden ayağa kalkabilir.
Yeniden şampiyon olabilir.
Üst liglere çıkabilir.
Hatta doğru planlama ve güçlü bir ekonomik yapılanmayla çok daha büyük hedeflere yürüyebilir.
Ama bunun için önce aynı soruyu sormamız gerekiyor:
Her yıl yeni bir kurtarıcı mı arayacağız, yoksa artık kalıcı bir sistem mi kuracağız?
Benim cevabım belli.
Silivrispor’un yeni bir başkandan önce, yeni bir modele ihtiyacı var.
SİLİVRİSPOR BU GÜNLERE NASIL GELDİ?
Bu modele en yakın yönetimi 14 Haziran 2016 tarihinde kulüp başkanı seçilen Ümüt Kalko gösterdi.
Mektebim Okulları kurucusu Ümit Kalko Silivrispor’da başkanlık görevini devraldığında kulüp ağır bir borç yükü altındaydı. Görev süresi boyunca kulübün tüm borçlarını ödedi, mali disiplini sağladı ve takımı şampiyon yaparak nerdeyse borçsuz bir şekilde görevi teslim etti.
Oysa hedef yalnızca şampiyonluk değildi. Bir sonraki sezon için 1. Lig’i hedefleyen, üç yıllık projeksiyonunda ise Süper Lig vizyonu bulunan kapsamlı bir plan hazırlnmıştı. Bu doğrultuda altyapı yatırımları yapmış, finansal kaynaklar oluşturmuş ve kulübün geleceğini güvence altına alacak önemli adımlar atmıştı.
Ancak bu süreç siyasi müdahaleler nedeniyle kesintiye uğradı. Dönemin Belediye Başkanı Özcan Işıklar’ın müdahalesiyle gerçekleştirilen kongrede, Akgün Duru ön plana çıkarıldı. Ümit Kalko’ya başkanı olduğu kulüpte, kongrede söz hakkı dahi verilmeden yaka paça salondan çıkarıldı. Türk spor tarihinde benzerine çok az rastlanacak bu olay, sadece Kalko’ya değil, Silivrispor’un geleceğine de zarar verdi.
Akgün Duru başkan oldu. Büyük hedeflerle bırakılan takım, ilk sezonunda apar topar küme düştü ve 3. Lig’de kaldı. Akgün Duru’nun ayrılmasının ardından başkanlık görevine Taylan Güraslan geldi. Onun döneminde Silivrispor bu kez Bölgesel Amatör Lig’e kadar geriledi. Ayrıca yapılan kontrolsüz ve plansız harcamalar kulübü yeniden ciddi bir borç batağına sürükledi.
Ardından pandemi dönemi yaşandı. Bu süreçte Akgün Duru yeniden başkan oldu. Türkiye Futbol Federasyonu’nun pandemi nedeniyle aldığı karar sonucunda Silivrispor, play-off maçı oynamadan yeniden 3. Lig’e yükseldi.
Akgün Duru’nun ardından başkanlığa Nuri Çolakoğlu seçildi. Ümit Kalko’dan sonra kulübe kendi cebinden ciddi anlamda para koyan tek başkanın Nuri Çolakoğlu olduğunu düşünüyorum. Onun döneminde büyük sportif başarılar elde edilememiş olabilir ancak kulüp yeniden borç batağına sürüklenmedi.
Ne yazık ki Nuri Başkan bu süreçte yalnız bırakıldı. Volkan Yılmaz’ın belediye başkanlığı döneminde belediye kulübe mesafeli bir tutum sergiledi ve maddi destek sağlamadı. Hatta yıllardır Hüseyin Turan döneminden beri kulübe gelir sağlayan otopark ve otogar işletme gelirleri de hukuki gerekçeler öne sürülerek kulübün elinden alındı. Böylece Silivrispor’un neredeyse tüm düzenli gelir kaynakları ortadan kalktı. Geriye yalnızca kulüp binasının altındaki Fes Cafe’den alınan sembolik kira geliri kaldı. Bu şartlar altında Nuri Çolakoğlu da bir süre sonra görevini bırakmak zorunda kaldı.
Sonrasında seçimden yalnızca bir gün önce ortaya çıkan Serdal Şahin, Akgün Duru’nun da desteklediği ekibin desteğiyle başkan seçildi. Kendisini Silivri’nin yerlisi olarak tanıtan Serdal Şahin’in dönemi kulüp açısından en sıkıntılı dönemlerden biri oldu. Kulüp daha da fazla borçlandı, piyasada şaibeli olduğu iddia edilen senetler dolaşmaya başladı ve görev süresi dolmadan istifa etti.
Ardından yapılan kongrede başkanlığa Murat Yıldız seçildi. Yıldız kulübe bir miktar maddi katkı sağladı ancak daha sonra geçmişteki adli sicili nedeniyle Türkiye Futbol Federasyonu tarafından başkanlığı onaylanmadı. Bunun üzerine görevden ayrıldı.
Murat Yıldız’ın ayrılmasının ardından kulüp bir kez daha Nuri Çolakoğlu’na emanet edildi. Aslında Nuri Başkan, yoğun ısrarlara ve yapılan baskılara daha fazla kayıtsız kalamayarak yeniden görevi kabul etti. Bu kez önceki dönemine göre çok daha güçlü, tecrübeli ve kalabalık bir yönetim kurulu oluşturdu. Kulübü yeniden ayağa kaldırmak adına samimi bir mücadele ortaya koydu.
Maalesef aradan geçen sürede değişen hiçbir şey olmadı. Belediye desteği yine sağlanmadı, kulübün kalıcı gelir kaynakları oluşturulamadı ve beklenen maddi destekler gelmedi. Nuri Çolakoğlu, tüm iyi niyetine ve çabalarına rağmen bir kez daha yalnız bırakıldı. Bu şartlar altında kulübü sağlıklı bir şekilde yönetmenin mümkün olmadığını görerek görevinden ikinci kez ayrılmak zorunda kaldı.
Nuri Çolakoğlu’nun ardından başkanlığa Cemil Kızılkaya seçildi. Mazbata töreninde kamuoyuna 40 milyon TL bağış yapacağını açıkladı. Bu açıklama büyük yankı uyandırdı. Paranın nasıl ödeneceği sorulduğunda ise sekiz ay vadeli çek vereceğini söyledi ve çeki bağış makbuzu karşılığında kulübe teslim etti. Ancak zaman içerisinde bu taahhüdün karşılığının olmadığı görüldü. Sürekli “Cuma günü para geliyor.” denmesine rağmen beklenen kaynak hiçbir zaman kulübe ulaşmadı. Bunun üzerine yönetim kurulundaki birçok isim güvenlerini kaybederek peş peşe istifa etti. Sonunda Cemil Kızılkaya da görevinden ayrılmak zorunda kaldı.
Bugün Silivrispor’un en temel sorunu aslında başkan değişikliği değildir. Asıl sorun, dernek yapısının sürdürülebilir olmamasıdır. Kulübün düzenli geliri neredeyse yoktur. Federasyon ve iddia gelirleri toplandığında yıllık yaklaşık 10 milyon TL civarında bir kaynak oluşmaktadır. Oysa 3. Lig’de orta sıraları zorlayacak ya da şampiyonluğa oynayacak bir takımın yıllık maliyeti günümüz şartlarında yaklaşık 80 milyon TL’yi bulmaktadır. Gelirin 10 milyon, giderin 80 milyon olduğu bir yapının yaşaması zaten mümkün değildir.
Üstelik belediyeden ciddi bir destek gelmemekte, Silivri’de de her yıl 40-50 milyon TL’yi cebinden koyabilecek iş insanı sayısı oldukça sınırlıdır. Başkan olmadan önce “Kimseye ihtiyacım yok, her şeyi tek başıma yaparım.” diyenler, göreve geldikten kısa süre sonra eski borçları, belediyeyi veya gelir yetersizliğini bahane etmeye başlamaktadır.
Gerçekçi olmak gerekirse, aklı başında hiçbir insan her yıl onlarca milyon lirayı hiçbir karşılığı olmayan bir dernek statüsündeki kulübe aktarmak istemez. Bunu yapacak kişinin de mutlaka farklı beklentileri olur ki bu da Silivrispor için sağlıklı bir durum değildir.
Son 15 yıllık sürece bakıldığında Silivrispor’a kendi cebinden ciddi kaynak aktaran, mali sorumluluk üstlenen ve sportif başarı sağlayan iki isim vardır: Mustafa Saral ve Ümit Kalko. Ne var ki iki isim de Silivri doğumlu olmadığı gerekçesiyle zaman zaman dışlandılar ve hak ettikleri değeri göremediler.