Cumhurbaşkanı kararıyla İçişleri Bakanlığı’na atanan Mustafa Çiftçi, Ali Yerlikaya’dan görevi törenle devraldı. Adalet Bakanlığı’na da Yılmaz Tunç'un yerine Akın Gürlek göreve getirildi. CHP İstanbul eski İl Yöneticisi Murat Akbaş, Damga’ya yaptığı değerlendirmede değişikliğin sıradan bir revizyon olmadığını ve yeni sistemin daha koordineli ilerleyeceğine vurgu yaptı.
Bilinçli bir karar
Kararın bilinçli verildiğini söyleyen Akbaş, açıklamasında şu ifadelere yer verdi; “Adalet ve İçişleri Bakanlıklarında yapılan değişiklik, sıradan bir kabine revizyonu değildir. Bu hamle, iktidarın yeni döneme girerken devlet aygıtını daha merkezi, daha sert ve daha koordineli biçimde yapılandırma kararıdır. Bilinçli biçimde seçilmiş iki bakan; yeni sürecin tek elden, uyumlu ve kesintisiz yürütülmesini sağlayacak, süreci sekteye uğratabilecek hiçbir olasılığa izin vermeyecektir. Adalet ve İçişleri; kapsamı ve yetkisiyle ülkenin en ücra köşesine kadar hayatın her santimini kontrol edecek, yargı ve güvenlik mekanizmalarını tek hedefe bağlayacak iki ana sütundur. İktidar; İstanbul özelinde yıllardır denenmiş ve “başarıya ulaştırılmış” yöntemi artık ülke sathına yaymaktadır. Yargı / polis / jandarma / istihbarat / maliye tek vücut haline getirilerek, başkanlık sisteminin/yeni devlet düzeni eksiksiz biçimde tamamlanmak istenmektedir. Bu süreç, yalnızca bir “güvenlik” meselesi değil; doğrudan doğruya seçim sürecinin tasarımıdır. İktidar, 2027 sonuna doğru planladığı seçim sürecinin ilk adımını atmıştır. Bu seçim sürecinin mimarı; propaganda değil, miting değil, sosyal medya değil; yargı ve içişleri bürokrasisi olacaktır. Parasal giderlerini de Maliye Bakanlığı karşılayacaktır. Bu gerçeği görmeyen, görüp de konuşmayan herkes, tarihe karşı sorumludur.”
CHP'nin sorumluluğu
CHP'nin sadece miting eksenli hareket etmesinin eksik kaldığını da söyleyen Akbaş önerilerini sıraladı; “Bu koşullarda Cumhuriyet Halk Partisi; 19 Mart saldırısıyla başlayan sürece, cevap olarak miting eksenli yürüyen toplumsal mücadeleyi diri tutan ve dağılmayı önleyen tarzını genişleterek; gençlik, kadın, işçi, esnaf, üretici köylü, fabrika, anfi, ekoloji çalışmasını içine alan her ev bir meydan, her yurttaş bu mücadelenin ana unsuru olarak tasarlamalı ve ülkeyi içine alan bir çalışmayla ekonomik krizi, siyasi krize dönüştürerek erken seçim tüm alanlarda adım adım planlamalıdır. Final olarak; genel boykot, genel grev olarak yürütülmeli ve iktidar erken seçime mecbur bırakılmalıdır. İç kavgadan, Silivri–adliye hattında sıkışan savunma refleksinden, rutinleşmiş, tekrar eden ve sonuç üretmeyen miting sarmalından, “günü kurtarma” siyasetinden derhal kurtulmak zorundadır. Çünkü iktidarın hedefi açıktır: Başta CHP olmak üzere, iktidarın karşısında konumlanan tüm halk güçlerini daha büyük ve sistemli bir saldırı altına almak. Bu saldırının araçları bellidir: Yargı operasyonları, kolluk baskısı, soruşturmalar, gözaltılar, kayyumlar, mali kıskaca alma ve siyasal tasfiye.
Soru net cevap tarihidir
Soru net, cevap taridir. CHP’nin önünde artık basit bir tercih yoktur. CHP’nin önünde bir tarih kavşağı vardır: Parti içi iktidar mı önemli, ülke iktidarı mı? Halkın ve ülkenin geleceği mi önemli, eş–dost–ekip siyasetinin devamı mı? Cumhuriyetin ve demokrasinin savunusu mu önemli, kişisel hesapların sürdürülmesi mi? Bu soruların etrafından dolanma dönemi bitmiştir.”
Açık çağrı yaptı
Son olarak görevde bulunan CHP'li yöneticilere seslenen Akbaş, iktidar olmakten başka çare kalmadığını, bunun da siyasi ikballeri düşünerek mümkün olmayacağını söyledi; “Cumhuriyet Halk Partisi’ni yönetenler; bugün görevde olanlar, geçmişte görev yapmış olanlar ve yarın görev talep eden herkes; karar vermek zorundadır. Bu karar; kişiler üzerinden değil, klikler üzerinden değil, hizipler üzerinden değil; ülke üzerinden, halk üzerinden, tarih üzerinden verilmelidir. CHP, iktidarın kurduğu bu yeni düzende ya öncü bir halk gücü olacaktır, ya da iç çekişmeler içinde sistemli biçimde tasfiye edilecektir. Bu gerçeği değiştirecek hiçbir söylem, hiçbir mazeret, hiçbir “idare eder” tutum kalmamıştır. Son söz bu bir uyarı değil yalnızca; bu, CHP’nin önüne konmuş tarihi bir zorunluluktur. Herkes tarafını seçmelidir. Herkes kararını vermelidir. Ya ülke iktidarı, ya parti içi ikbal. Başka yol yoktur.”