Uzmanlar, uzun ve kaliteli bir yaşam için beslenmeden harekete, stres yönetiminden zihinsel sağlığa kadar pek çok faktörün birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Amaç, daha uzun yaşamak değil, sağlıklı, dengeli ve aktif bir yaşam sürmek.
2026’da uzun yaşam hedefiyle yeni adımlar atmak isteyenlere, 5 uzman kritik başlıklarda yol gösteriyor. Klinik Psikolog Melike Urcan, Nöroloji Hekimi Uzm. Dr. Nurgül Gürgen, İç Hastalıkları Hekimi Uzm. Dr. Tolga Topçu, Diyetisyen Deniz Ayşen Demir ve Kalp Damar Cerrahisi Hekimi Prof. Dr. İ. Oral Hastaoğlu, uzun yaşamı etkileyen temel konulara ilişkin pratik ipuçları ve bilimsel değerlendirmelerini paylaşıyor. Psikolojik dayanıklılıktan beyin sağlığına, vücuttaki sessiz risklerden beslenme alışkanlıklarına ve kalp-damar sağlığına uzanan bu değerlendirmeler, yeni yıla girerken uzun ve sağlıklı yaşamın temel taşlarına ışık tutuyor.
Uzun Yaşamın Görünmeyen Yüzü: Zihinsel Dayanıklılık
“Uzun yaşamanın sırrı yalnızca ne yediğimizde ya da ne kadar spor yaptığımızda değil, zihnimizde, ilişkilerimizde ve duygusal dayanıklılığımızda gizli.”
Psikolojik dayanıklılığın uzun yaşam üzerindeki etkilerine ilişkin değerlendirmede bulunan Klinik Psikolog Melike Urcan, stres karşısında esnek kalabilmenin ve duyguları düzenleyebilmenin vücuttaki stres hormonu olan kortizolün dengede kalmasını sağladığını belirtiyor. Bu durum bağışıklık sisteminin güçlenmesine, hastalıklara yatkınlığın azalmasına ve kalp-damar sağlığının korunmasına katkı sağlıyor.
Kronik stres ve yalnızlık ise vücudu sürekli alarm halinde tutarak bağışıklık sistemini zayıflatıyor. Uzun süreli duygusal zorluklar, sindirim sistemi, hormonal denge ve bağışıklık sistemi üzerinde olumsuz etkilere yol açabiliyor.
Uzun yaşayan bireylerde bazı ortak özelliklerin öne çıktığını vurgulayan Urcan, güçlü sosyal ilişkiler, stresi yönetebilen bir düşünce yapısı, duygusal düzenleme becerisi ve aktif yaşam tarzının bu özelliklerin başında geldiğini ifade ediyor. Aktif yaşamdan kastedilen yalnızca spor yapmak değil; günlük hayatta üretken olmak, sosyal bağları sürdürmek ve hayata anlam katan bir amaç duygusuna sahip olmak olarak tanımlanıyor.
Çakmak Erdem Hastanesi’nde görev yapan Klinik Psikolog Melike Urcan, zihinsel dayanıklılık ve duygusal dengenin uzun ve sağlıklı yaşamın temel yapı taşlarından biri olduğunu vurguluyor.
Beyni Yıpratan Alışkanlıklar Zamanla Etkisini Gösteriyor
“Sağlıklı beyin için bedensel ve zihinsel aktiviteler, yeni şeyler öğrenmek, hobiler ve sosyal ilişkiler anahtar rol üstleniyor.”
Beyin sağlığının uzun yaşam üzerindeki rolüne ilişkin değerlendirmede bulunan Nöroloji Hekimi Uzm. Dr. Nurgül Gürgen, geçmişte insan ömrünün bulaşıcı hastalıklar ve kontrol edilemeyen koşullar nedeniyle oldukça kısa olduğunu, günümüzde ise yaşam süresinin uzadığını ancak bu sürenin sağlıklı geçirilmesinin asıl belirleyici olduğunu ifade ediyor. Beyin sağlığı ile vücut sağlığının birbirinden ayrılamayacağını vurgulayan Uzm. Dr. Gürgen, damar sağlığını korumanın hem kalp hem de beyin fonksiyonları açısından kritik önem taşıdığını belirtiyor. Akdeniz tipi beslenme, obeziteden kaçınmak ve kalori alımını kontrol altında tutmak bu noktada öne çıkan temel faktörler arasında yer alıyor.
Hareketli yaşamın beyin sağlığı açısından büyük önem taşıdığını belirten Dr. Gürgen, günlük yürüyüşler, ev işleri ve hafif fiziksel aktivitelerin bile beyin fonksiyonlarını desteklediğini söylüyor. Bunun yanı sıra tansiyon ve diyabet gibi kronik hastalıkların düzenli takip ve tedavisinin de uzun yaşam için vazgeçilmez olduğunu vurguluyor.
Zihinsel aktiviteler, yeni bir dil öğrenmek, yeni hobiler edinmek ve sosyal ilişkileri sürdürmek beyin yaşlanmasını yavaşlatan koruyucu unsurlar arasında gösteriliyor. Kaliteli uyku ve stres yönetimi ise bu sürecin tamamlayıcı parçaları olarak öne çıkıyor.
Çakmak Erdem Hastanesi’nde görev yapan Nöroloji Uzmanı Dr. Nurgül Gürgen, beyin sağlığını koruyan yaşam alışkanlıklarının uzun ve sağlıklı yaşamın temelini oluşturduğunu ifade ediyor.
Vücuttaki Sessiz Riskler Bedeni Yıpratıyor
“Enfeksiyonlar, obezite ve inflamatuar hastalıklar vücutta sürekli bir yük oluşturarak beklenen yaşam süresini kısaltabiliyor.”
Bağışıklık sistemi ve uzun yaşam ilişkisine dair bilgiler veren İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Tolga Topçu, uzun yaşamın genetik faktörlerin yanı sıra çevresel koşullar, beslenme, uyku, fiziksel aktivite ve hastalıkların zamanında tanı almasıyla yakından ilişkili olduğunu belirtiyor.
Vitamin ve mineral eksiklikleri, kronik inflamasyon ve bağırsak sağlığının bağışıklık sisteminin etkin çalışmasında belirleyici olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Topçu, enfeksiyonlar, obezite ve inflamatuar hastalıkların vücutta sürekli bir yük oluşturarak beklenen yaşam süresini kısaltabildiğini söylüyor.
Bağırsak sağlığının son yıllarda uzun yaşam çalışmalarında öne çıktığını vurgulayan Dr. Topçu, sağlıklı bir bağırsak florasının bağışıklık sistemi üzerinde koruyucu etkisi olduğunu, gereksiz antibiyotik kullanımından kaçınmanın bu nedenle önemli olduğunu ifade ediyor.
Hücresel düzeyde ise glutatyon gibi antioksidan moleküllerin yaşlanma sürecinde önem kazandığını belirten Dr. Topçu, bu alandaki çalışmaların devam ettiğini ve takviye kullanımının mutlaka hekim kontrolünde değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Çamlıca Erdem Hastanesi’nde görev yapan İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Tolga Topçu, bağışıklık sistemi ve hücresel dengenin uzun yaşam üzerinde doğrudan etkili olduğunu belirtiyor.
Sofradaki Alışkanlıklar Yaşam Süresini Nasıl Etkiliyor?
“Uzun yaşamın sırrı tek bir mucizevi besinde değil, düzenli, dengeli ve sürdürülebilir beslenme alışkanlıklarında yatıyor.”
Beslenmenin uzun yaşam üzerindeki etkilerine ilişkin değerlendirmede bulunan Diyetisyen Deniz Ayşen Demir, uzun ve sağlıklı yaşam için mucizevi besinler yerine sürdürülebilir beslenme alışkanlıklarının önemine dikkat çekiyor.
Bitkisel ağırlıklı, doğal ve sade beslenmenin temel alınması gerektiğini vurgulayan Demir, Akdeniz tipi beslenme modelinin bağışıklık sistemini desteklediğini ve hücre yaşlanmasını yavaşlatmaya yardımcı olduğunu ifade ediyor. Renkli sebze ve meyveler, liften zengin tam tahıllar ve baklagiller bağırsak mikrobiyotasını güçlendirirken; omega-3’ten zengin balıklar, ceviz ve keten tohumu gibi sağlıklı yağlar kalp-damar ve beyin sağlığına katkı sağlıyor.
Şekerli ve işlenmiş gıdalardan uzak durmak, yavaş yemek yemek, öğün atlamamak ve porsiyon kontrolü yapmak uzun yaşamın temel beslenme alışkanlıkları arasında yer alıyor. Sağlıklı bir uyku düzeni de bu sürecin tamamlayıcı unsurlarından biri olarak öne çıkıyor.
Çamlıca Erdem Hastanesi’nde görev yapan Diyetisyen Deniz Ayşen Demir, uzun yaşamın tek bir besine değil, dengeli, bilinçli ve sürdürülebilir beslenme alışkanlıklarına dayandığını vurguluyor.
Kalbin Ritmi Uzun Yaşamın Anahtarı
“Kalp sağlığını korumak, yalnızca kalp krizi riskini azaltmak değil, yaşam kalitesini ve süresini doğrudan etkileyen bir yatırım.”
Kalp Damar Cerrahisi Hekimi Prof. Dr. İ. Oral Hastaoğlu, uzun ve sağlıklı yaşamın temel taşlarından birinin kalp-damar sağlığı olduğunu vurguluyor. Günümüzde kalp hastalıklarının yalnızca ileri yaşlarda değil, genç yaşlarda da görülebildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Hastaoğlu, sağlıksız beslenme, hareketsiz yaşam, stres ve düzensiz uyku gibi faktörlerin kalp sağlığını doğrudan etkilediğini belirtiyor.
Kalp ve damar sağlığını korumanın yalnızca ilaçlarla değil, yaşam tarzı değişiklikleriyle mümkün olduğunu ifade eden Prof. Dr. Hastaoğlu, düzenli fiziksel aktivite, dengeli beslenme, sigaradan uzak durma ve stres yönetiminin kalp sağlığı üzerinde belirleyici rol oynadığını söylüyor. Özellikle tansiyon, kolesterol ve kan şekeri düzeylerinin düzenli kontrol edilmesi, erken dönemde fark edilen risklerin önüne geçilmesini sağlıyor.
Kalp sağlığının yalnızca fiziksel değil, zihinsel iyilik haliyle de yakından ilişkili olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Hastaoğlu, kronik stresin kalp ritmini olumsuz etkileyebildiğini, bu nedenle yaşam temposunun dengelenmesinin büyük önem taşıdığını ifade ediyor.
Çakmak Erdem Hastanesi’nde görev yapan Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. İ. Oral Hastaoğlu, kalbi korumanın aslında yaşamın tüm alanlarında daha bilinçli seçimler yapmakla mümkün olduğunu, küçük ama sürdürülebilir alışkanlıkların uzun ve sağlıklı bir yaşamın kapısını araladığını belirtiyor.
Uzun ve Sağlıklı Yaşam Bilinçli Seçimlerle Mümkün
Uzun ve sağlıklı bir hayat, tek bir alışkanlıkla ya da mucizevi bir formülle değil; her gün tekrarlanan küçük ama bilinçli seçimlerle mümkün oluyor. Zihinsel dayanıklılıktan beyin sağlığına, bağışıklık sisteminden beslenme alışkanlıklarına ve kalp-damar sağlığına uzanan bu bütüncül yaklaşım, uzun hayatın temelini oluşturuyor. Uzmanların ortak mesajı ise net: Sağlıklı yaşlanmak, bedeni ve zihni birlikte koruyan sürdürülebilir bir hayat tarzını benimsemekle mümkün. Yeni bir yıla girerken atılacak her küçük adım daha uzun, daha kaliteli ve daha dengeli bir hayatın kapısını aralayabilir.
